<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>2.Enstitüler / Institutes</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1269" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1269</id>
<updated>2026-10-30T11:57:06Z</updated>
<dc:date>2026-10-30T11:57:06Z</dc:date>
<entry>
<title>Farklı Gübre Uygulamalarının Tagetes Erecta Cv. Antigua Yellow F1 ve Tagetes Patula Cv. Nana Cresta Flame Çeşitlerinde Morfolojik ve Verim Parametrelerine Etkileri</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6472" rel="alternate"/>
<author>
<name>KAYA, Neslişah</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6472</id>
<updated>2026-10-28T08:58:14Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Farklı Gübre Uygulamalarının Tagetes Erecta Cv. Antigua Yellow F1 ve Tagetes Patula Cv. Nana Cresta Flame Çeşitlerinde Morfolojik ve Verim Parametrelerine Etkileri
KAYA, Neslişah
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada, kadife çiçeği (Tagetes erecta cv. Antigua Yellow F1 ve Tagetes patula cv. Nana Cresta Flame) çeşitlerinde farklı gübre uygulamalarının morfolojik ve verim parametreleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deneme, Elazığ ili Merkez ilçesinde dış mekân koşullarında yürütülmüş ve tesadüf parsellerinde faktöriyel deneme desenine göre planlanmıştır. Gübre uygulamaları olarak torf (kontrol), küçükbaş hayvan gübresi (KG), tavuk gübresi (TG) ve suni gübre (SG, 15-15-15) kullanılmıştır.&#13;
45.gün ölçümlerinde AY çeşidinde ortalama bitki boyu 19,6 cm, PN çeşidinde ise 19,8 cm bulunmuştur. Gövde çapı AY’de 6,9 mm, PN’de 3,6 mm olarak ölçülmüş ve uygulamalar arasında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir (p&lt;0,001). Yaprak sayısı bakımından AY ortalama 13,8 adet ile PN’den (9,6 adet) anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p&lt;0,001). Çiçek tomurcuğu sayısı PN’de ortalama 4,2 adet, AY’de ise 3,7 adet olarak kaydedilmiştir.&#13;
Hasat döneminde AY çeşidinde bitki yaş ağırlığı 134,2 g, PN’de ise 44,1 g olarak ölçülmüştür (p&lt;0,001). Çiçek sayısı bakımından PN ortalama 5,2 adet ile AY’den (3,5 adet) daha yüksek değer göstermiştir. Çiçek çapı AY’de 6,8 cm, PN’de 5,3 cm olarak belirlenmiştir. Çiçek kuru tohum ağırlığı AY’de 2,26 g, PN’de ise 1,01 g olmuştur.&#13;
Genel değerlendirmede, küçükbaş gübresi ve tavuk gübresi uygulamaları hem vegetatif hem de generatif gelişimde en yüksek ortalama değerleri vermiştir. Kimyasal gübre bazı parametrelerde sınırlı etki göstermiş, kontrol grubu ise en düşük performansı ortaya koymuştur (p&lt;0,05).&#13;
Sonuç olarak, AY çeşidinde KG uygulaması çiçek kuru ağırlığını artırmada en etkili yöntem olarak önerilmekte; PN çeşidinde ise KG ve TG uygulamaları çiçek verimini artırmada daha uygun seçenekler olarak öne çıkmaktadır. Organik gübrelerin hem vegetatif hem de generatif özelliklerde daha güçlü etki göstermesi, sürdürülebilir tarım açısından önemli bir avantaj sağlamaktadır.; ABSTRACT:&#13;
In this study, the effects of different fertilizer applications on morphological and yield parameters of marigold (Tagetes erecta cv. Antigua Yellow F1 and Tagetes patula cv. Nana Cresta Flame) were investigated. The experiment was conducted under outdoor conditions in Elazığ province, Central district, using a factorial randomized plot design. Fertilizer treatments included peat (control), small ruminant manure (KG), poultry manure (TG), and synthetic fertilizer (SG, 15-15-15).&#13;
At day 45, the AY variety had an average plant height of 19.6 cm, while PN reached 19.8 cm. Stem diameter was 6.9 mm in AY and 3.6 mm in PN, showing significant differences among treatments (p&lt;0.001). Leaf number was higher in AY (13.8 leaves) compared to PN (9.6 leaves) (p&lt;0.001). Flower bud number was 4.2 in PN and 3.7 in AY.&#13;
At harvest, AY exhibited a fresh plant weight of 134.2 g, whereas PN had 44.1 g (p&lt;0.001). PN produced more flowers (5.2) compared to AY (3.5). Flower diameter was 6.8 cm in AY and 5.3 cm in PN. Dry seed weight was 2.26 g in AY and 1.01 g in PN.&#13;
Overall evaluation revealed that small ruminant manure (KG) and poultry manure (TG) applications provided the highest average values in both vegetative and generative traits. Synthetic fertilizer (SG) showed limited effects in some parameters, while the control group exhibited the lowest performance (p&lt;0.05).&#13;
In conclusion, KG application in AY variety is recommended as the most effective method to increase flower dry weight, while KG and TG applications are more suitable for enhancing flower yield in PN variety. The stronger effects of organic fertilizers on both vegetative and generative traits highlight their importance for sustainable agriculture.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Bingöl İli Yerüstü Su Kaynaklarında Nitrat Kirliliğinin Belirlenmesi ve Komşu İllerle Karşılaştırılması</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6471" rel="alternate"/>
<author>
<name>KINAŞ, Hayrullah</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6471</id>
<updated>2026-10-28T08:56:37Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Bingöl İli Yerüstü Su Kaynaklarında Nitrat Kirliliğinin Belirlenmesi ve Komşu İllerle Karşılaştırılması
KINAŞ, Hayrullah
ÖZET:&#13;
Bu çalışmanın amacı, Bingöl ilindeki yerüstü su kaynaklarında nitrat kirliliğinin mevsimsel değişimini belirlemek ve bu değişimlerin olası nedenlerini değerlendirmektir. Mevsimsel iklim koşulları, yağış rejimi, sıcaklık değişimleri ve tarımsal faaliyetlerin yoğunluğu yüzey sularındaki nitrat konsantrasyonlarını etkileyebilmektedir. Bu nedenle, nitrat düzeylerinin mevsimsel olarak belirlenmesi su kalitesinin korunması ve sürdürülebilir su yönetimi açısından önem taşımaktadır.&#13;
Çalışma kapsamında, Bingöl ilindeki farklı akarsularda belirlenen 10 örnekleme noktasından sonbahar (Ekim), kış (Ocak), ilkbahar (Nisan) ve yaz (Haziran) dönemlerinde üçer (3) numune alınarak toplam 120 numune analiz edilmiştir. Numunelerde nitrat konsantrasyonlarının yanı sıra su sıcaklığı, çözünmüş oksijen ve pH değerleri belirlenmiş ve değerlendirmelerde örnekleme noktalarının ortalama değerleri esas alınmıştır. Ortalama nitrat konsantrasyonları sonbaharda 0,15–3,0 mg/L, kışın 2,0–6,0 mg/L, ilkbaharda 2,0–5,0 mg/L ve yazın 1,0–3,0 mg/L arasında değişmiştir. Su sıcaklığı 7,9–19,5 °C, çözünmüş oksijen 6,36–9,65 mg/L ve pH 7,5–8,0 aralıklarında belirlenmiştir. Nitrat konsantrasyonlarının sonbaharda daha düşük, kış ve ilkbaharda ise daha yüksek olduğu görülmüştür. En düşük ortalama nitrat değeri Adaklı ilçesindeki Horhor Deresi'nde 0,15 mg/L, en yüksek değer ise Solhan ilçesindeki Masalar Deresi'nde 6,0 mg/L olarak ölçülmüştür.&#13;
Tüm numunelerde nitrat konsantrasyonlarının TS 266’da belirtilen 50 mg/L sınır değerinin oldukça altında kaldığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, incelenen akarsularda nitrat kaynaklı belirgin bir kirlilik baskısının bulunmadığı ve su kaynaklarının nitrat açısından genel olarak düşük kirlilik düzeyine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonuçlarının su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir su yönetimi çalışmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.; ABSTRACT:&#13;
The aim of this study is to determine the seasonal variation of nitrate pollution in surface water resources in Bingöl Province and to evaluate its possible causes. Seasonal climatic conditions, precipitation regime, temperature variations, and the intensity of agricultural activities may affect nitrate concentrations in surface waters. Therefore, determining nitrate levels on a seasonal basis is important for the protection of water quality and sustainable water management.&#13;
Within the scope of the study, three samples were collected from each of 10 sampling points selected on different streams in Bingöl Province during autumn (October), winter (January), spring (April), and summer (June), resulting in a total of 120 samples. In addition to nitrate concentrations, water temperature, dissolved oxygen, and pH values were measured, and the mean values of the sampling points were evaluated. The mean nitrate concentrations ranged from 0.15–3.0 mg/L in autumn, 2.0–6.0 mg/L in winter, 2.0–5.0 mg/L in spring, and 1.0–3.0 mg/L in summer. Water temperature ranged from 7.9–19.5 °C, dissolved oxygen from 6.36–9.65 mg/L, and pH from 7.5–8.0. Nitrate concentrations were lower in autumn and relatively higher in winter and spring. The lowest mean nitrate concentration was measured as 0.15 mg/L in Horhor Stream in Adaklı district, while the highest was 6.0 mg/L in Masalar Stream in Solhan district.&#13;
All nitrate concentrations measured in the samples were considerably below the limit value of 50 mg/L specified in TS 266. Consequently, no significant nitrate-related pollution pressure was detected in the investigated streams, and the water resources were generally found to have low levels of nitrate pollution. The results of this study are expected to contribute to the protection of water resources and sustainable water management practices.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Ozon Gazı Uygulaması İle Çileklerin Düşük Sıcaklıkta Depolama Süresinin Uzatılması</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6470" rel="alternate"/>
<author>
<name>BOR, Mehmet</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6470</id>
<updated>2026-10-28T08:43:59Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Ozon Gazı Uygulaması İle Çileklerin Düşük Sıcaklıkta Depolama Süresinin Uzatılması
BOR, Mehmet
ÖZET:&#13;
Çilek (Fragaria x ananassa Duch.), hızlı meyve eti yumuşaması, yüksek solunum hızı, su kaybı ve mikrobiyal bozulmaya yatkınlığı nedeniyle hasat sonrası raf ömrü oldukça kısa olan bir meyvedir. Kimyasal koruyuculara alternatif olarak kalıntı bırakmayan hasat sonrası teknolojilere olan ilgi giderek artmaktadır. Bu teknolojiler arasında ozon, güçlü antimikrobiyal etkisi ve uygulama sonrasında hızla oksijene parçalanarak kalıntı bırakmaması nedeniyle umut verici bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, gaz halindeki ozon uygulamalarının soğukta depolanan ‘Albion’ çileklerinin hasat sonrası kalite özellikleri ve mikrobiyal gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır.&#13;
Taze hasat edilen ‘Albion’ çilekleri 0 (kontrol), 0,5, 1,0 ve 2,0 ppm gaz halindeki ozona 15 dakika süreyle maruz bırakılmış ve 4 ± 1 °C'de 10 gün boyunca depolanmıştır. Depolama süresince meyve sertliği, ağırlık kaybı, solunum hızı, renk parametreleri (L*, a* ve b*), elektrolit sızıntısı, toplam çözünür kuru madde, pH, titre edilebilir asitlik ve oksidasyon-redüksiyon potansiyeli belirlenmiş, depolama sonunda ise toplam aerobik mezofilik bakteri sayısı analiz edilmiştir. Veriler iki yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiş, ortalamalar Tukey'in HSD testi kullanılarak %5 önem düzeyinde karşılaştırılmıştır.&#13;
Sonuçlar, ozon uygulamasının etkisinin uygulama dozuna bağlı olduğunu göstermiştir. Meyve sertliği, renk parametreleri, elektrolit sızıntısı, toplam çözünür kuru madde, pH, titre edilebilir asitlik ve oksidasyon-redüksiyon potansiyeli ozon uygulamalarından önemli düzeyde etkilenmemiştir (p &gt; 0,05). Ağırlık kaybı depolama süresi boyunca artmış, ancak uygulamalar arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Buna karşılık, solunum hızı ozon dozundan önemli ölçüde etkilenmiş; 2,0 ppm uygulaması kontrol grubuna göre daha düşük solunum hızı göstermiştir (p &lt; 0,05). Mikrobiyolojik analizler de 2,0 ppm ozon uygulamasının toplam aerobik mezofilik bakteri sayısını kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde azalttığını ortaya koymuştur (p &lt; 0,05). Buna karşın, 0,5 ve 1,0 ppm uygulamaları kontrol ve 2,0 ppm uygulamaları arasında istatistiksel olarak farklılık göstermemiştir.&#13;
Sonuç olarak, 2,0 ppm gaz halindeki ozon uygulaması, temel kalite özelliklerini olumsuz etkilemeden solunum hızını ve mikrobiyal gelişimi baskılayarak test edilen dozlar arasında en etkili uygulama olmuştur. Elde edilen bulgular, 2,0 ppm gaz halindeki ozonun soğukta depolanan ‘Albion’ çileklerinin raf ömrünü uzatmak ve mikrobiyal güvenliğini artırmak amacıyla çevre dostu ve kalıntı bırakmayan etkili bir hasat sonrası teknoloji olarak kullanılabileceğini göstermektedir.; ABSTRACT:&#13;
Strawberry (Fragaria × ananassa Duch.) is a highly perishable fruit characterized by rapid softening, high respiration rate, moisture loss, and susceptibility to microbial spoilage, all of which significantly limit its postharvest shelf life. The use of residue-free preservation technologies has gained increasing attention as an alternative to conventional chemical treatments. Among these technologies, ozone has emerged as a promising postharvest treatment due to its strong antimicrobial properties and rapid decomposition into oxygen without leaving harmful residues. This study aimed to evaluate the effects of gaseous ozone treatments on the postharvest quality and microbial status of strawberry cv. Albion during refrigerated storage.&#13;
Freshly harvested Albion strawberries were treated with gaseous ozone at concentrations of 0 (control), 0.5, 1, and 2 ppm and stored at 4 °C for 10 days. During storage, physicochemical and physiological quality parameters including firmness, weight loss, respiration rate, color values (L*, a*, and b*), electrolyte leakage, pH, titratable acidity (TA), and oxidation–reduction potential (ORP) were evaluated. In addition, total aerobic mesophilic bacterial count was determined at the end of storage to assess microbial quality. Statistical analysis was performed using two-way analysis of variance (ANOVA), and mean comparisons were conducted using Tukey’s HSD test at p &lt; 0.05.&#13;
The results showed that ozone treatment had selective and concentration-dependent effects on postharvest quality. Firmness, color parameters (L*, a*, and b*), electrolyte leakage, pH, titratable acidity, and ORP were not significantly affected by ozone treatment (p &gt; 0.05). Weight loss increased significantly with storage duration, but no significant differences were observed among ozone treatments. Respiration rate was significantly influenced by ozone treatment, with the 2-ppm treatment showing significantly lower respiration compared with the control (p &lt; 0.05), indicating reduced metabolic activity during storage. Microbial analysis revealed that the 2-ppm ozone treatment significantly reduced total aerobic mesophilic bacterial counts compared with the control (p &lt; 0.05), whereas 0.5 and 1 ppm treatments did not differ significantly from either group.&#13;
In conclusion, gaseous ozone treatment at 2 ppm provided the most effective preservation among the tested concentrations by reducing respiration rate and microbial growth without negatively affecting major quality attributes. These findings suggest that 2 ppm gaseous ozone has strong potential as an effective residue-free postharvest technology for extending shelf life and improving microbial safety of Albion strawberries during refrigerated storage.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Muslihuddin El-Lari’nin Haşiyetü’l-Lari Ala’l-Mutavvel Adlı Eseri (Dirase ve Tahkik)</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6469" rel="alternate"/>
<author>
<name>JAMOUS, Mohamad</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6469</id>
<updated>2026-10-28T08:39:57Z</updated>
<published>2026-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Muslihuddin El-Lari’nin Haşiyetü’l-Lari Ala’l-Mutavvel Adlı Eseri (Dirase ve Tahkik)
JAMOUS, Mohamad
ÖZET:&#13;
Muslihiddin el-Lârî (ö. 1572), Lâr şehrinde, babası, dedesi ve büyük dedesi âlimlerden oluşan ilim ehli bir ailede dünyaya gelmiştir. Lâr’da tefsir, hadis, fıkıh ve dil alanlarında birçok âlimden ilim tahsil etmiştir; özellikle kendisinden icazet aldığı hocası Emîr Mansûr Gıyâsüddin b. Emîr Muhammed Sadreddin eş-Şîrâzî’nin (ö. 1542) öğrencisidir. Safevî Devleti’nin (1501-1736) Şiîlik propagandası temelinde halka genel olarak, âlimlere ise özel olarak uyguladığı yoğun baskılar nedeniyle el-Lârî, Hindistan’a hicret etmiş ve orada bir yıl yaşamıştır. Ardından üç yıl yaşadığı ve birçok eser telif ettiği Halep’e geçmiş, daha sonra İstanbul’a giderek bir yıl kalmış ve Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi (ö. 1574) ile görüşmüştür. Nihayetinde Diyarbakır şehrine yerleşmiş, vefat edene kadar burada ders vermiş ve eser telif etmiştir. el-Lârî, sultanların ilgi odağı olmuştur; nitekim Hint Sultanı Nâsırüddin Muhammed Hümâyun (hükümranlığı: 1530-1540 / 1555-1556) ve Amed Valisi İskender Paşa (ö. 1571) tarafından taltif edilmiş, İskender Paşa onu vefatına kadar Hüsrev Paşa Medresesi’ne müderris olarak tayin etmiştir. Tefsir, fıkıh, dil, mantık, kelâm ve tarih alanlarında büyük eserleri bulunmaktadır. En önemli eserlerinden biri de belâgat ilmine dair Teftâzânî’nin (ö. 1390) el-Mutavveli üzerine yazdığı hâşiyesidir. Eserin birinci bölümüne yazdığı bu hâşiye; ilmî tahkikler, ince detaylar, nükte ve faydalı bilgilerle doludur. el-Mutavvel hakkındaki şerhleri, Teftâzânî’nin ifadelerinin bir kısmını özetleme, bir kısmını ise genişletme şeklinde çeşitlilik göstermektedir. Ayrıca "Miftâh"ın pek çok şerhi -özellikle Kazvînî, Teftâzânî ve Cürcânî şerhleri- arasında ve aynı zamanda el-Mutavvel üzerine yazılan Cürcânî, Hatâî ve Şîrâzî hâşiyeleri arasında birçok karşılaştırma ve değerlendirme yaparak, faydalı bilgilerle dolu ilmî bir hâşiye ortaya koymuştur.; ABSTRACT:&#13;
Muslih al-Din al-Lari was born in the city of Lar into a family of learning, as his father, grandfather, and great-grandfather were all scholars. He acquired knowledge from numerous scholars in Lar in the fields of Quranic exegesis, Hadith, Islamic jurisprudence, and linguistics. Most notably, he studied under and graduated with his mentor, Amir Mansur Ghiyath al-Din b. Amir Muhammad Sadr al-Din al-Shirazi. Due to the intense pressure exerted by the Safavid state on the general public and on scholars in particular, al-Lari migrated to India, where he lived for a year. He then relocated to Aleppo, residing there for three years and authoring many books. Subsequently, he moved to Istanbul, where he stayed for a year and met with Shaykh al-Islam Ebussuud Efendi. Ultimately, he settled in the city of Diyarbakır, where he continued teaching and writing until his passing. Al-Lari was highly esteemed by rulers; he was honored by Nasir al-Din Muhammad Humayun, the Sultan of India, as well as the Qadi of Mecca, and the Governor of Amed, Iskender Pasha, who appointed him as the director of the Hüsrev Pasha Madrasa, a position he held until his death. He left behind significant works in Tafsir, Fiqh, linguistics, logic, theology, and history. Among his most important contributions is his gloss on al-Taftazani's al-Mutawwal in the science of rhetoric. He wrote his gloss on the first section of the work, producing a text replete with scholarly investigations, intricate details, subtle insights, and valuable notes. His commentaries on al-Mutawwal varied between summarizing portions of al-Taftazani's discourse and expanding upon others. Furthermore, he conducted extensive comparisons and critical evaluations among the numerous commentaries on al-Miftāḥas well as among the glosses written on al-Mutawwal, namely those of al-Jurjani, al-Khata'i, and al-Shirazi. The result was a rigorous scholarly gloss rich in academic value.
</summary>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
