<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1358">
<title>Arı ve Arı Ürünleri</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1358</link>
<description>Bee and Bee Products</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6422"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6404"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6401"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6390"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-10-15T16:27:27Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6422">
<title>Bingöl İli Arıcılık İşletmelerinde Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği: Risk Değerlendirmesi ve Önleyici Yaklaşımlar</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6422</link>
<description>Bingöl İli Arıcılık İşletmelerinde Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği: Risk Değerlendirmesi ve Önleyici Yaklaşımlar
KALKAN, Abdullah
ÖZET:&#13;
Bu araştırmada, Bingöl ili merkez ilçede faaliyet gösteren arıcılık işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının mevcut durumunun belirlenmesi, üreticilerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin değerlendirilmesi ile iş kazaları, meslek hastalıkları ve koruyucu önlemlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini, 230 arıcılık işletmesi ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, beşli Likert ölçeği ve uygun istatistiksel analiz yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda arıcıların yaş ortalamasının 45,21 yıl, ortalama arıcılık deneyiminin 15,56 yıl ve işletme başına ortalama koloni sayısının 212,13 adet olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların önemli bir bölümünün iş sağlığı ve güvenliği konusunda temel düzeyde bilgi sahibi olduğu, ancak koruyucu önlemlerin uygulanmasında işletmeler arasında farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Arıcılık faaliyetleri sırasında en sık karşılaşılan iş kazalarının el-kol yaralanmaları, iş makinelerine bağlı yaralanmalar ve burkulmalar olduğu belirlenirken, meslek hastalıklarının ise daha çok kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ile ilişkili olduğu görülmüştür. İş sağlığı ve güvenliği kapsamında alınan önlemlere ilişkin ortalama puan 86,17±36,82 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca katılımcılar güvenli çalışma kurallarının önemini benimsediklerini belirtmelerine rağmen, bazı deneyimli arıcıların güvenlik uygulamalarını zaman zaman ihmal edebileceği ve arıcılığı yüksek riskli bir meslek olarak algılamadıkları belirlenmiştir.&#13;
Sonuç olarak, Bingöl ilindeki arıcılık işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda belirli bir farkındalık bulunmakla birlikte, koruyucu ekipman kullanımının yaygınlaştırılması, düzenli eğitim faaliyetlerinin artırılması ve güvenli çalışma kültürünün geliştirilmesine yönelik uygulamaların güçlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
The aim of this study was to determine the current status of occupational health and safety (OHS) practices in beekeeping enterprises operating in the central district of Bingöl Province, to evaluate beekeepers' knowledge and awareness of occupational health and safety, and to examine occupational accidents, occupational diseases, and preventive measures. The primary data of the study were obtained through face-to-face surveys conducted with 230 beekeeping enterprises. Descriptive statistics, a five-point Likert scale, and appropriate statistical analysis methods were used to analyze the data. The results revealed that the average age of the beekeepers was 45.21 years, the average beekeeping experience was 15.56 years, and the average number of hives per enterprise was 212.13. Although most participants had a basic level of knowledge regarding occupational health and safety, considerable differences were observed among enterprises in terms of implementing preventive measures. The most common occupational accidents were hand and arm injuries, machinery-related injuries, and sprains, while occupational diseases were mainly associated with musculoskeletal disorders. The average occupational health and safety precaution score was calculated as 86.17±36.82. Although the participants generally acknowledged the importance of safe working practices, some experienced beekeepers stated that they occasionally neglected safety precautions due to their professional experience. Furthermore, many participants did not perceive beekeeping as a high-risk occupation.&#13;
In conclusion, although a certain level of occupational health and safety awareness exists among beekeepers in Bingöl Province, there is still a need to increase the use of personal protective equipment, expand regular training activities, and strengthen safe working practices in order to improve occupational health and safety in the beekeeping sector.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6404">
<title>Bingöl İlinde Elde Edilen Ham ve Liyofilize Apilarnilin Biyoaktif Özelliklerinin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6404</link>
<description>Bingöl İlinde Elde Edilen Ham ve Liyofilize Apilarnilin Biyoaktif Özelliklerinin Belirlenmesi
ERDEM, Sinan
ÖZET:&#13;
Yaptığımız bu çalışmada, arıcılık sektöründe önemli bir yeri olan Bingöl ilinin Genç, Adaklı, Solhan, Merkez (metan) ve Merkez (meğmir) ilçelerinde tespit edilen farklı arılıklardan toplanan ham ve liyofilize apilarnil örneklerinin biyoaktif özellikleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Denemede GC-MS, HPLC ve Dumas protein analizi teknikleri kullanılarak ham ve liyofilize apilarnil örneklerinin yağ asitleri ve türevleri, kül oranları, pH tayini, protein analizi, ham yağ tayini, şeker, nem ve kuru madde oranları incelenmiştir.&#13;
Yaptığımız bu çalışma sonucunda Bingöl ham apilarnilinin pH 6,50, kül tayini %1,09, ham yağ tayini %2,22, nem %71,22 ve kuru madde %28,78, protein 13,74±0,40 olarak hesaplanmıştır. Liyofilize apilarnillerde ise pH 6,53, kül tayini %3,27, ham yağ tayini %22,68, nem değeri %0,01-0,04, protein %34,01±0,52 olarak hesaplanmıştır.&#13;
Elde edilen bulguların özellikle Bingöl ve Türkiye apilarnillinin standardizasyonun oluşturulmasına aynı zamanda apilarnilin biyoaktif özellikleri belirlenmesi ile ilgili yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı amaçlanmıştır.; ABSTRACT:&#13;
In this study, it was carried out to determine the bioactive properties of raw and lyophilized apilarnil samples collected from different apiaries in Genç, Adaklı, Solhan, Merkez (methane) and Merkez (meğmir) districts of Bingöl province, which has an important place in the beekeeping sector. Fatty acids and derivatives, ash ratios, pH determination, protein analysis, crude oil determination, sugar, moisture and dry matter ratios of crude and lyophilized apilarnil samples were investigated using GC-MS, HPLC and Dumas protein analysis techniques.&#13;
As a result of this study, the pH of Bingöl raw apilarnil was calculated as 6.50, ash content 1.09%, crude oil content 2.22%, moisture content 71.22% and dry matter 28.78%, protein 13.74±0.40%. On the other hand, pH 6.53, ash content 3.27%, crude oil determination 22.68%, moisture value 0.01-0.04%, protein 34.01±0.52% in lyophilized apilarnites.&#13;
It is aimed that the obtained findings will contribute to the standardization of Bingöl and Turkey apilarnilli, as well as to the studies to be carried out on the determination of bioactive properties of apilarnilli.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6401">
<title>Sabit ve Gezginci Arıcıların Ürettikleri Ballarda Bazı Pestisit Kalıntılarının Belirlenmesi-Bingöl İli Örneği</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6401</link>
<description>Sabit ve Gezginci Arıcıların Ürettikleri Ballarda Bazı Pestisit Kalıntılarının Belirlenmesi-Bingöl İli Örneği
SOLGUN, Serkan
ÖZET:&#13;
Türkiye sahip olduğu doğal kaynaklar ve üretim gücü ile beraber dünyanın en büyük ikinci bal üreticisidir. Arıcılık ülkemizde birçok insanın geçimini sağladığı en önemli tarımsal faaliyetler arasında yer almaktadır. Bu faaliyetler neticesinde üretilen ballar hem yurtiçi hem de yurt dışı pazarlarda tüketicilere sunulmaktadır. Arıcılık ülkemizde sabit ve gezginci üretim şekli ile iki farklı biçimde yapılmaktadır. Her iki üretim tipinde de temel hedef zengin polen ve nektar kaynaklı çiçeklerden maksimum düzeyde faydalanmak ve kaliteli ürün elde etmektir. Ancak çevresel faktörlerin yanında tarımda kullanılan pestisitler ve arı zararlarına karşı kullanılan antibiyotikler hem koloni ölümlerine neden olmakta hem de ballarda ilaç kalıntısının oluşmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı Bingöl ilinde farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren sabit ve gezginci arıcıların ürettikleri balları pestisit kalıntısı bakımından karşılaştırmaktır. Bunun için Bingöl Merkez, Karlıova, Genç, Kığı ve Solhan ilçelerinde faaliyet gösteren sabit ve gezginci arıcılardan oluşan 20 işletmeden süzme bal örnekleri toplanmıştır. Toplanan bal örneklerinin EC, pH, nem, serbest asitlik ve HMF analizleri ile yaklaşık 800 pestisit kalıntısı taraması yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre balların kimyasal özelliklerinin Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’ne uygun olduğu belirlenmiştir. Sabit ve Gezginci arıcılık olarak üretim şekilleri karşılaştırıldığında sadece balların EC ve HMF özellikleri için istatistiksel farkın olduğu saptanmıştır. Başka bir ifade ile sabit arıcılık yapan işletmelerde balların EC değeri gezginci arıcılara göre daha fazla buna karşın HMF değeri ise sabit arıcılara göre gezginci arıcılarda daha fazla bulunmuştur. Analiz sonuçlarında bütün örneklerde herhangi bir pestisit kalıntısına rastlanmamıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar Bingöl’de sabit ve gezginci arıcılar tarafından üretilen balların araştırılan parametreler bakımından güvenilir olduğunu göstermiştir.; ABSTRACT:&#13;
Turkey is the second largest honey producer in the world with its natural resources and production power. Beekeeping is one of the most important agricultural activities in which many people make a living in our country. The honey produced as a result of these activities is offered to consumers in both domestic and foreign markets. Beekeeping is carried out in two different ways in our country, with stationary and migratory production methods. In both production types, the main goal is to make maximum use of rich pollen and nectar sourced flowers and to obtain quality products. However, in addition to environmental factors, pesticides used in agriculture and antibiotics used against bee pests both cause colony deaths and cause drug residues in honey. The aim of this study is to compare the honey produced by stationary and migratory beekeepers operating in different locations in Bingöl in terms of pesticide residue. For this purpose, honey samples were collected from 20 enterprises consisting of fixed and migratory beekeepers operating in Bingöl Merkez, Karlıova, Genç, Kığı and Solhan districts. Approximately 800 pesticide residues were screened by EC, pH, moisture, free acidity and HMF analyzes of the collected honey samples. According to the analysis results, it has been determined that the chemical properties of honey are in accordance with the Turkish Food Codex Honey Communiqué. When the production methods of stationary and migratory beekeeping were compared, it was determined that there was a statistical difference only for the EC and HMF properties of honey. In other words, the EC value of honey in stationary beekeepers was higher than the migratory beekeepers, while the HMF value was found to be higher in the migratorybeekeepers compared to the stationary beekeepers. No pesticide residues were found in all samples as a result of the analysis. The results obtained in this study showed that the honey produced by stationary and migratory beekeepers in Bingöl is reliable in terms of the investigated parameters.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6390">
<title>Ratlarda Vinkristin ile Oluşturulan Karaciğer Toksisitesi Üzerine Bingöl Yöresinden Toplanan Arı Sütünün Etkilerinin Araştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6390</link>
<description>Ratlarda Vinkristin ile Oluşturulan Karaciğer Toksisitesi Üzerine Bingöl Yöresinden Toplanan Arı Sütünün Etkilerinin Araştırılması
ERZİNCAN, Rahime
ÖZET:&#13;
Kanser günümüzde hızla yayılan ve ölüm oranı yüksek olan en önemli hastalıklardan biridir. Çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılan vinkristin (VCR), Apocynaceae familyasına ait deniz salyangozu bitkisinden ekstrakte edilen bir alkaloittir. VCR, lenfomalar, lösemi, meme kanseri ve beyin tümörleri gibi birçok kanser türünün tedavisinde kullanılan kemoterapötik bir ilaçtır. Bu ilaç kemoterapötik bir ajan olarak kullanılsa da hepatotoksisite ve periferal nöropati başlıca yan etkileridir. Arı sütü, 5-15 günlük genç işçi arıların boğaz (hipofaringeal) ve üst çene (mandibular) bezlerinden üretilip salgılanan bir maddedir. Zengin protein, vitamin ve fenolik bileşik içeriği ile tüm dikkatleri üzerinde toplayan bir arı ürünüdür.&#13;
Bu çalışma VCR’nin neden olduğu hepatotoksisite üzerine Bingöl yöresinde toplanan arı sütünün olası koruyucu etkilerinin araştırmak için tasarlandı. Deneyde 5 grup ve her grupta 7 rat olacak şekilde toplam 35 adet Wistar Albino cinsi erkek rat kullanıldı. Gruplar sırasıyla; i) Kontrol, ii) Arı sütü, iii) VCR, iv) VCR+Arı sütü-150 mg/kg ve v) VCR+Arı sütü-300 mg/kg olacak şekilde 14 gün intraperitonel ve oral yoldan uygulama yapıldı. Arı sütünün LC-MS/MS cihazı ile kimyasal içeriğinde toplam 53 fenolik bileşene bakıldı ve 15 tane fenolik bileşik olduğu tespitetti. Ayrıca, kontrol grubu ile kıyaslandığında VCR grubunda serum ALT, AST ve ALP seviyelerinin yüksek olduğu tespit edildi. VCR uygulamasının karaciğer dokusunda antioksidan enzimler olan SOD, KAT, GSH ve GPx aktivelerini azalttığı lipid peroksidasyonunu ise artırdığı belirlendi. Öte yandan VCR karaciğer dokusunda NFκB, TNF-α, IL-1β, PERK, ATF6, IRE1, GRP78, LC3A ve LC3B mRNA transkript seviyelerini kontrol grubuna göre azalttığı kaydedilmiştir. Western blot analizi sonucunda VCR’nin karaciğer dokusunda kaspaz-3 ve Bax ekspresyon seviyelerini artırdığı, Bcl-2 ekspresyon seviyelerini azalttığı tespit edildi. Tedavi amacıyla verilen 150 ve 300 mg/kg dozlarındaki arı sütünün yukarıda bahsi geçen parametreleri regüle ederek koruyucu etki gösterdiği tespit edildi.&#13;
Sonuç olarak VCR indüklü karaciğer hasarında arı sütünün antioksidan, anti-inflamatuar, anti-apoptotik ve anti-otofajik etkiler sergilediği ve her iki dozun da etkili olduğu sonucuna varılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
Cancer is one of the most important diseases that spreads rapidly and has a high mortality rate. Used in the treatment of various types of cancer, vincristine (VCR) is an alkaloid extracted from the sea snail plant belonging to the Apocynaceae family. VCR is a chemotherapeutic drug used in the treatment of many types of cancer, such as lymphomas, leukemia, breast cancer and brain tumors. Although this drug is used as a chemotherapeutic agent, hepatotoxicity and peripheral neuropathy are its main side effects. Royal jelly is a substance produced and secreted by the throat (hypopharyngeal) and upper jaw (mandibular) glands of young worker bees aged 5-15 days. It is a bee product that attracts all attention with its rich protein, vitamin and phenolic compound content.&#13;
This study was designed to investigate the possible protective effects of royal jelly collected in Bingöl region on hepatotoxicity caused by VCR. In the experiment, a total of 35 Wistar Albino male rats were used in 5 groups and 7 rats in each group. The groups are respectively; i) Control, ii) Royal jelly, iii) VCR, iv) VCR+Royal jelly-150 mg/kg and v) VCR+Royal jelly-300 mg/kg were administered intraperitoneally and orally for 14 days. The chemical content of royal jelly was investigated by LC-MS/MS device and it was determined that there were 15 phenolic compounds. In addition, serum ALT, AST and ALP levels were found to be higher in the VCR group compared to the control group. It was determined that VCR application decreased the antioxidant enzymes SOD, CAT, GSH and GPx activities in the liver tissue and increased lipid peroxidation. On the other hand, it was noted that NFκB, TNF-α, IL-1β, PERK, ATF6, IRE1, GRP78, LC3A and LC3B mRNA transcript levels were decreased in VCR liver tissue compared to the control group. As a result of western blot analysis, it was determined that VCR increased caspase-3 and Bax expression levels and decreased Bcl-2 expression levels in liver tissue. Royal jelly at doses of 150 and 300 mg/kg given for treatment has shown a protective effect by regulating the above-mentioned parameters.&#13;
As a result, it was concluded that royal jelly exhibited antioxidant, anti-inflammatory, anti-apoptotic, and anti-autophagic effects in VCR-induced liver injury and both doses were effective.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
