<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Bingöl Üniversitesi Kurumsal Açık Arşiv</title>
<link>http://localhost:8080/xmlui;xmluiseer-liste</link>
<description>DSpace dijital arşiv sistemi toplar, depolar, dizinler, korur ve dijital araştırma materyallerini dağıtmaya aracılık eder.</description>
<pubDate xmlns="http://apache.org/cocoon/i18n/2.1">Fri, 02 Oct 2026 09:27:12 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-10-02T09:27:12Z</dc:date>
<item>
<title>Erzincan İli Kemaliye İlçesinde Arıcılığın Mevcut Durumu ve Sorunları</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6394</link>
<description>Erzincan İli Kemaliye İlçesinde Arıcılığın Mevcut Durumu ve Sorunları
HEVEDANLI, İstek
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Erzincan ili Kemaliye ilçesinde arıcılığın mevcut durumunu, işletmelerin sosyoekonomik ve teknik özelliklerini, üretim yapısını, pazarlama durumunu ve üreticilerin karşılaştıkları temel sorunları belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın ana materyalini, Kemaliye ilçesinde faaliyet gösteren arıcılık işletmelerindeki üreticilerle yapılan anketlerden elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Toplam 35 sorudan oluşan anketler, 2025 yılı Nisan ve Mayıs aylarında, iki aylık süreyle ilçede bulunan 84 arıcılık işletmecisi ile yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmış; bazı değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Ki-kare testi, koloni başına bal verimini etkileyen faktörlerin incelenmesinde ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Kemaliye ilçesinde arıcılık yapan üreticilerin yaş ortalaması 57,93 olarak belirlenmiş ve üreticilerin önemli bir bölümünün ileri yaş grubunda yer aldığı saptanmıştır. İşletme sahiplerinin çoğunlukla ilkokul mezunu olduğu ve önemli bir kısmının arıcılık konusunda kurumsal eğitim almadığı belirlenmiştir. Arıcılığın üreticilerin yalnızca %25’i için ana meslek olduğu, %75’i için ise ek iş veya hobi niteliği taşıdığı tespit edilmiştir. İlçede sabit arıcılık %58,3 oranıyla yaygın olmakla birlikte, bölge içi gezginci arıcılık da önemli bir üretim biçimi olarak görülmüştür. İşletmelerde koloni sayılarının çoğunlukla 51 ile 200 adet arasında yoğunlaştığı, koloni başına ortalama bal veriminin ise 11,83 kg olduğu belirlenmiştir. Bal üretimi temel faaliyet olmakla birlikte, polen, propolis ve arı sütü üretiminin sınırlı düzeyde yapıldığı görülmüştür. Üretilen balın büyük oranda perakende olarak ve doğrudan üretici tarafından pazarlandığı saptanmıştır. Arı sağlığı açısından en yaygın sorun Varroa paraziti olarak belirlenmiş ve hastalıklarla mücadelede teknik bilgi eksikliği önemli sorunlar arasında yer almıştır. Üreticilerin eğitim düzeyi, arıcılık deneyimi, arıcılık eğitimi alma durumu, uygulanan arıcılık yöntemi ve kullanılan arı ırkına göre koloni başına bal verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir (P&gt;0,05). Buna karşılık, işletmeler koloni sayılarına göre değerlendirildiğinde, koloni başına bal veriminin işletme ölçekleri arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Bu bulgu, koloni başına bal veriminin üreticilerin bireysel ve demografik özelliklerinden ziyade, işletme ölçeği ile buna bağlı koloni yönetimi ve kaynak kullanım etkinliğinden etkilenebileceğini düşündürmektedir.&#13;
Sonuç olarak, Kemaliye ilçesinde arıcılığın önemli bir potansiyele sahip olduğu; ancak genç üretici eksikliği, teknik eğitim yetersizliği, ürün çeşitliliğinin sınırlı kalması, hastalıklarla mücadelede bilinç eksikliği ve pazarlama kanallarının yeterince gelişmemesi gibi sorunların sektörün sürdürülebilir gelişimini sınırlandırdığı belirlenmiştir. Bölge arıcılığının geliştirilmesi için üreticilere yönelik uygulamalı eğitimlerin artırılması, genç desteklenmesi, hastalıklarla mücadelede eş zamanlı uygulamaların yaygınlaştırılması, ürün çeşitliliğinin teşvik edilmesi ve pazarlama olanaklarının güçlendirilmesi önerilmektedir.; ABSTRACT:&#13;
This study was conducted to assess the current status of beekeeping in Kemaliye district of Erzincan Province, Türkiye, with particular emphasis on the socioeconomic and technical characteristics of beekeeping enterprises, production structure, marketing practices, and the major problems encountered by beekeepers. The primary material of the study consisted of data obtained through face-to-face surveys conducted with beekeepers operating in Kemaliye district. A total of 35 questions were included in the questionnaire, which was administered to 84 beekeepers over a two-month period in April and May 2025. The data were evaluated using descriptive statistics, including frequencies, percentages, means, and standard deviations. The chi-square test was used to examine associations between selected variables, while one-way analysis of variance (ANOVA) was employed to investigate the factors affecting honey yield per colony. The findings showed that the mean age of beekeepers in Kemaliye was 57.93 years, indicating that a substantial proportion of producers belonged to older age groups. Most beekeepers were primary school graduates, and a considerable proportion had not received any formal training in beekeeping. Beekeeping was identified as the primary occupation for only 25% of the producers, whereas it represented a secondary occupation or hobby for the remaining 75%. Although stationary beekeeping was the predominant production system (58.3%), transhumant beekeeping within the region was also an important production practice. The number of colonies per enterprise was predominantly between 51 and 200, while the mean honey yield was 11.83 kg per colony. Although honey production was the principal beekeeping activity, the production of pollen, propolis, and royal jelly was found to be limited. Most of the honey produced was marketed directly by the producers through retail channels.Varroa infestation was identified as the most prevalent bee health problem, while insufficient technical knowledge regarding disease and parasite control was also reported as a major constraint.No statistically significant differences in honey yield per colony were observed according to the beekeepers’ educational level, beekeeping experience, participation in beekeeping training, beekeeping production system, or bee breed used (P &gt; 0.05). In contrast, when enterprises were evaluated according to colony size, honey yield per colony differed highly significantly among enterprise size groups. This finding suggests that honey yield per colony may be influenced more strongly by enterprise scale and the associated efficiency of colony management and resource utilization than by the individual and demographic characteristics of producers.&#13;
In conclusion, beekeeping in Kemaliye has considerable potential; however, the shortage of young beekeepers, inadequate technical training, limited product diversification, insufficient awareness of disease and parasite control, and underdeveloped marketing channels constrain the sustainable development of the sector. To promote the development of regional beekeeping, it is recommended that practical training programs for producers be expanded, greater support be provided to young beekeepers, synchronized disease and parasite control practices be promoted, product diversification be encouraged, and marketing opportunities and channels be strengthened.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6394</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>The Important of Six Sigma Methodology in the Quality of Hospital Services Erbil Sample Hospitals</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6393</link>
<description>The Important of Six Sigma Methodology in the Quality of Hospital Services Erbil Sample Hospitals
KHOSHNAW, Sameaah Sulaiman
ABSTRACT:&#13;
This study aimed to determine the possibility of applying Six Sigma in the privet hospitals in the province of Arbil, from the perspective of Top management through the identification of the availability of the key factors of administrative, technical, financial and human like the factors that contribute to the success of the application of Six Sigma, as this study aimed to identify the Other Applied six Sigma to improve the quality of health services, based on the optimistic Top management of the desired quality that can be achieved by the application of six Sigma in the field of health work expectations&#13;
Data were collected from the mangers and of the heads of department in the private hospital in Erbil- Iraq.&#13;
The findings of the research showed that there was significant and positive relationship among six sigma and quality service and the limitations and research recommendation are discussed.; ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Erbil ilindeki hastanelerinde Altı Sigma uygulamasının, üst düzey yönetim açısından, idari, teknik, mali ve insani faktörlerin belirlenmesine etkisi, araştırılmıştır. Altı Sigma uygulaması ile elde edilen verilen sağlık birimine önerilerek sağlık kalitesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, Erbil-Irak'taki özel hastanelere bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler frekans analizi ile özetlenmiş ve altı siğma süreci açıklanamaya çalışılmıştır. Altı sigma kalite anlayışı ile kaliteli hizmet sunumu arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu, anlaşılmıştır.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6393</guid>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bazı Tıbbi ve Yem Bitkilerinin Arıcılık Açısından Değerlendirilmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6392</link>
<description>Bazı Tıbbi ve Yem Bitkilerinin Arıcılık Açısından Değerlendirilmesi
UÇAR, Rıdvan
ÖZET:&#13;
Bu araştırma; üç yem ve üç tıbbi-aromatik bitki türünün Bingöl ili ekolojik koşullarında arı merası olarak değerlendirilme potansiyellerinin ve bazı verim unsurlarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2021 ve 2022 yılları yetiştirme döneminde Bingöl Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Alanında yürütülmüştür.&#13;
Araştırmada, bitkisel materyal olarak Macar fiği (Vicia pannonica), korunga (Onobrychis viciifoli), ak üçgül (Trifolium repens), lavanta (Lavandula intermedia), fesleğen (Ocimum basilicum) ve kekik (Satureja hortensis) bitkileri kullanılmıştır. Her bir bitki için 33x33 metrelik parseller halinde ekim ve dikim yapılmıştır. Araştırmada her bitki için; m2’de arı sayısı, arının çiçekte kalma süresi, bitki boyu, bitki başına sap sayısı, sapta çiçek sayısı, bitki başına çiçek sayısı, m2’de bitki sayısı, m2’de çiçek sayısı ve biyolojik verim gibi özellikler incelenmiştir. Ayrıca çalışmada yer alan tıbbi ve aromatik bitkilerin yeşil ve kuru herba ağırlıkları ile yağ asidi içerikleri ve arı merasından elde edilen bal miktarları da belirlenmiştir.&#13;
Çalışmanın iki yıllık ortalama değerleri göz önünde tutulduğunda; en uzun süre çiçekli kalan bitki fesleğen (58 gün) olurken, en az çiçekli kalan bitki Macar fiği (16 gün) olmuştur. Ortalama en fazla arı ziyareti 63 adet/arı ile lavanta bitkisine olurken, en az arı ziyareti 12 adet/arı ile fesleğen bitkisine olmuştur. Arılar en fazla süreyi Macar fiği çiçeklerinde (8 sn), en az süreyi de kekik çiçeklerinde (2 sn) geçirmiştir. Çiçek sayısı (m2 veya bitki başına) bakımından kekik (2361 adet) ilk sırada yer alırken, son sırada ak üçgül (92 adet) bulunmuştur. Arıların tohum verimi üzerindeki etkinliği incelendiğinde lavanta bitkisinin ön plana çıktığı belirlenmiştir. Bitkilerin ortalama biyolojik verimleri incelendiğinde en fazla biyolojik verim ak üçgül bitkisinden elde edilirken, en az biyolojik verim elde edilen bitki Macar fiği olmuştur. Yeşil ve kuru herba ağırlığı en fazla fesleğen bitkisinden (745 ve 207,5 g/m2 ) elde edilirken, en az yeşil ve kuru herba ağırlığı da kekik bitkisinden (525 ve 162 g/m2 ) elde edilmiştir.&#13;
Sonuç olarak çalışmada kullanılan bitkilerin arı merası oluşturma potansiyellerinin yüksek olduğu, bal arılarının bitki tozlaşmasında çok önemli bir faktör olduğu, tarımsal üretim faaliyetleri ile arıcılık faaliyetlerinin beraber yürütülebileceği, arı merası tesis etmenin gezginci arıcılık faaliyetlerini önemli oranda azaltabileceği ve tarımsal alanlardan daha fazla gelir sağlanabileceği fikri hasıl olmuştur.; ABSTRACT:&#13;
This research; Evaluation of the potentials of three forage and three medicinal-aromatic plant species as bee pastures in the ecological conditions of Bingöl province and was carried out to determine some yield elements. The research was carried out in the field of Agricultural Practice and Research at Bingöl University during the growing season of 2021 and 2022.&#13;
In the research, Hungarian vetch (Vicia pannonica), sainfoin (Onobrychis viciifolia), white clover (Trifolium repens), lavender (Lavandula intermedia), basil (Ocimum basilicum) and thyme (Satureja hortensis) plants were used. Sowing and planting were done in 33x33 meter plots for each plant. For each plant in the research; properties such as number of bees per m2, duration of stay in flower, plant height, number of stems per plant, number of flowers per stem, number of flowers per plant, number of plants per m2, number of flowers per m2 and biological yield were investigated. In addition, the green and dry herb weights and fatty acid contents of the medicinal and aromatic plants included in the study and the amount of honey obtained from the bee pasture were determined.&#13;
Considering the two-year average values of the study; the longest flowering plant was basil (58 days), while the least flowering plant was Hungarian vetch (16 days). On average, the most bee visits were to the lavender plant with 63 bees/m2, while the least bee visits were to the basil plant with 12 bees/m2. Bees spent the most time in Hungarian vetch flowers (8 s) and the least time in thyme flowers (2 s). In terms of the number of flowers (per m2 or per plant), thyme (2361 pieces) was in the first place, while white clover (92 pieces) was found in the last place. When the effectiveness of bees on seed yield was examined, it was determined that the lavender plant came to the fore. When the average biological yields of the plants were examined, the highest biological yield was obtained from the white clover plant, while the plant with the least biological yield was Hungarian vetch. While the highest green and dry herb weight was obtained from basil (745 and 207,5 g/m2), the least green and dry herb weight was obtained from thyme (525 and 162 g/m2).&#13;
As a result, the plants used in the study have a high potential to create bee pastures, honey bees are a very important factor in plant pollination, that agricultural production activities and beekeeping activities can be carried out together. The idea has emerged that establishing bee pastures can significantly reduce migratory beekeeping activities and provide more income from agricultural areas.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6392</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Ratlarda Vinkristin ile Oluşturulan Karaciğer Toksisitesi Üzerine Bingöl Yöresinden Toplanan Arı Sütünün Etkilerinin Araştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6390</link>
<description>Ratlarda Vinkristin ile Oluşturulan Karaciğer Toksisitesi Üzerine Bingöl Yöresinden Toplanan Arı Sütünün Etkilerinin Araştırılması
ERZİNCAN, Rahime
ÖZET:&#13;
Kanser günümüzde hızla yayılan ve ölüm oranı yüksek olan en önemli hastalıklardan biridir. Çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılan vinkristin (VCR), Apocynaceae familyasına ait deniz salyangozu bitkisinden ekstrakte edilen bir alkaloittir. VCR, lenfomalar, lösemi, meme kanseri ve beyin tümörleri gibi birçok kanser türünün tedavisinde kullanılan kemoterapötik bir ilaçtır. Bu ilaç kemoterapötik bir ajan olarak kullanılsa da hepatotoksisite ve periferal nöropati başlıca yan etkileridir. Arı sütü, 5-15 günlük genç işçi arıların boğaz (hipofaringeal) ve üst çene (mandibular) bezlerinden üretilip salgılanan bir maddedir. Zengin protein, vitamin ve fenolik bileşik içeriği ile tüm dikkatleri üzerinde toplayan bir arı ürünüdür.&#13;
Bu çalışma VCR’nin neden olduğu hepatotoksisite üzerine Bingöl yöresinde toplanan arı sütünün olası koruyucu etkilerinin araştırmak için tasarlandı. Deneyde 5 grup ve her grupta 7 rat olacak şekilde toplam 35 adet Wistar Albino cinsi erkek rat kullanıldı. Gruplar sırasıyla; i) Kontrol, ii) Arı sütü, iii) VCR, iv) VCR+Arı sütü-150 mg/kg ve v) VCR+Arı sütü-300 mg/kg olacak şekilde 14 gün intraperitonel ve oral yoldan uygulama yapıldı. Arı sütünün LC-MS/MS cihazı ile kimyasal içeriğinde toplam 53 fenolik bileşene bakıldı ve 15 tane fenolik bileşik olduğu tespitetti. Ayrıca, kontrol grubu ile kıyaslandığında VCR grubunda serum ALT, AST ve ALP seviyelerinin yüksek olduğu tespit edildi. VCR uygulamasının karaciğer dokusunda antioksidan enzimler olan SOD, KAT, GSH ve GPx aktivelerini azalttığı lipid peroksidasyonunu ise artırdığı belirlendi. Öte yandan VCR karaciğer dokusunda NFκB, TNF-α, IL-1β, PERK, ATF6, IRE1, GRP78, LC3A ve LC3B mRNA transkript seviyelerini kontrol grubuna göre azalttığı kaydedilmiştir. Western blot analizi sonucunda VCR’nin karaciğer dokusunda kaspaz-3 ve Bax ekspresyon seviyelerini artırdığı, Bcl-2 ekspresyon seviyelerini azalttığı tespit edildi. Tedavi amacıyla verilen 150 ve 300 mg/kg dozlarındaki arı sütünün yukarıda bahsi geçen parametreleri regüle ederek koruyucu etki gösterdiği tespit edildi.&#13;
Sonuç olarak VCR indüklü karaciğer hasarında arı sütünün antioksidan, anti-inflamatuar, anti-apoptotik ve anti-otofajik etkiler sergilediği ve her iki dozun da etkili olduğu sonucuna varılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
Cancer is one of the most important diseases that spreads rapidly and has a high mortality rate. Used in the treatment of various types of cancer, vincristine (VCR) is an alkaloid extracted from the sea snail plant belonging to the Apocynaceae family. VCR is a chemotherapeutic drug used in the treatment of many types of cancer, such as lymphomas, leukemia, breast cancer and brain tumors. Although this drug is used as a chemotherapeutic agent, hepatotoxicity and peripheral neuropathy are its main side effects. Royal jelly is a substance produced and secreted by the throat (hypopharyngeal) and upper jaw (mandibular) glands of young worker bees aged 5-15 days. It is a bee product that attracts all attention with its rich protein, vitamin and phenolic compound content.&#13;
This study was designed to investigate the possible protective effects of royal jelly collected in Bingöl region on hepatotoxicity caused by VCR. In the experiment, a total of 35 Wistar Albino male rats were used in 5 groups and 7 rats in each group. The groups are respectively; i) Control, ii) Royal jelly, iii) VCR, iv) VCR+Royal jelly-150 mg/kg and v) VCR+Royal jelly-300 mg/kg were administered intraperitoneally and orally for 14 days. The chemical content of royal jelly was investigated by LC-MS/MS device and it was determined that there were 15 phenolic compounds. In addition, serum ALT, AST and ALP levels were found to be higher in the VCR group compared to the control group. It was determined that VCR application decreased the antioxidant enzymes SOD, CAT, GSH and GPx activities in the liver tissue and increased lipid peroxidation. On the other hand, it was noted that NFκB, TNF-α, IL-1β, PERK, ATF6, IRE1, GRP78, LC3A and LC3B mRNA transcript levels were decreased in VCR liver tissue compared to the control group. As a result of western blot analysis, it was determined that VCR increased caspase-3 and Bax expression levels and decreased Bcl-2 expression levels in liver tissue. Royal jelly at doses of 150 and 300 mg/kg given for treatment has shown a protective effect by regulating the above-mentioned parameters.&#13;
As a result, it was concluded that royal jelly exhibited antioxidant, anti-inflammatory, anti-apoptotic, and anti-autophagic effects in VCR-induced liver injury and both doses were effective.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6390</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
