<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Zootekni</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1371</link>
<description>Animal Science</description>
<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 11:50:49 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-09-24T11:50:49Z</dc:date>
<item>
<title>Bingöl İli Arıcılık İşletmelerinde Koloni Başına Bal Verimini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6367</link>
<description>Bingöl İli Arıcılık İşletmelerinde Koloni Başına Bal Verimini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi
TOPLUK, Osman
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Bingöl’deki arıcılık faaliyetinin genel durumunun, arıcıların karşılaştıkları&#13;
sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunlar için çözüm önerilerinin sunulması amacıyla&#13;
yürütülmüştür. Çalışmanın bir diğer amacı ise; Bingöl ili arıcılık işletmelerinde kovan&#13;
başına bal verimini etkileyen faktörlerin regresyon analizi ile belirlenmesidir.&#13;
Bingöl ilinde “oransal örnekleme yöntemi”yle anket yapılacak işletme sayısı 87 olarak&#13;
belirlenmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, “T testi”, “Anova”, “Ki kare”,&#13;
“Korelasyon ve Regresyon” analizleri kullanılmıştır.&#13;
Araştırma bulgularına göre; anket yapılan arıcıların yaşları ortalaması 46.14 ve arıcılık&#13;
faaliyeti yapma süresi ise ortalama 15,5 yıl olarak belirlenmiştir. Gezginci arıcılık&#13;
yapılma oranı %62,8, sabit arıcılık yapılma oranı ise %37,2 olarak belirlenmiştir.&#13;
Arıcıların sahip olduğu kovan sayısı ortalama 219,5 adet iken kovan başına bal verimi ise&#13;
ortalama 11,4 kg olarak hesaplanmıştır. Modelde yer alan değişkenlerin katsayıları&#13;
istatistiki olarak önemli ve anlamlı bulunmuştur. Modelin açıklayıcılığını belirleyen R2&#13;
değeri 0,323 ve düzeltilmiş R2 değeri ise 0,203 olarak bulunmuştur. Arıcılığın yapılış&#13;
şekli, meslek ve PİKOM’dan bilgi alma değişkenleri bal verimine etki eden değişkenler&#13;
olarak belirlenmiştir.&#13;
Sonuç olarak; gezgin arıcılığın yapılması, arıcılığın temel meslek görülerek geçim&#13;
kaynağı olarak yapılması, Kafkas arı ırkı ile faaliyetin sürdürülmesi, arıcılık konusunda&#13;
eğitim, destek ve pikomdan bilgi alan ve birliğe üye olan ana arı üretimi yapan&#13;
işletmelerin kovan başına bal verimlerinde artışlar olduğu sonucuna varılmıştır.&#13;
Türkiye’nin ekolojik zenginliği ve mevcut olan kırsal ekonomik şartları birlikte&#13;
düşünüldüğünde arıcılığın; örgütsel, bilinçli ve sürdürülebilir bir yapıda yapılması&#13;
gerekmektedir.; ABSTRACT:&#13;
This study was carried out in order to determine the general situation of beekeeping&#13;
activity in Bingol, to determine the problems faced by beekeepers and to propose&#13;
solutions for these problems. Another aim of the study is to determine the factors&#13;
affecting the honey yield per hive in beekeeping enterprises in Bingol province by&#13;
regression analysis.&#13;
The number of enterprises to be surveyed with the "proportional sampling method" was&#13;
determined as 87 in the province of Bingol. "T test", "Anova", "Chi-square", "Correlation&#13;
and Regression" analyzes were used to evaluate the data.&#13;
According to the research findings; The average age of the surveyed beekeepers was&#13;
46.14 years and the average beekeeping period was 15.5 years. The rate of wandering&#13;
beekeeping was 62.8%, and the rate of fixed beekeeping was 37.2%. The average number&#13;
of hives owned by beekeepers was 219.5, while the average honey yield per beehive was&#13;
calculated as 11.4 kg. The coefficients of the variables in the model were found to be&#13;
statistically significant and significant. The R2 value, which determines the explanatory&#13;
power of the model, was found to be 0.323 and the adjusted R2 value was found to be&#13;
0.203. The way beekeeping is done, the profession and the variables of getting&#13;
information from PIKOM are determined as the variables that affect the honey yield.&#13;
As a result; it has been concluded that there is an increase in honey yield per hive of the&#13;
enterprises that are engaged in mobile beekeeping, beekeeping is seen as the main&#13;
profession and a source of livelihood, continuing the activity with the Kafkas bee race,&#13;
training, support and information on beekeeping from the queen bee, which are members&#13;
of the union. Considering Turkey's ecological richness and existing rural economic&#13;
conditions together, beekeeping; it should be done in an organizational, conscious and&#13;
sustainable structure.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6367</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bingöl İlinden Elde Edilen Propolislerin Bazı Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6365</link>
<description>Bingöl İlinden Elde Edilen Propolislerin Bazı Verim Özellikleri Bakımından Karşılaştırılması
DÖNER, Ömer
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada arıcılık sektöründe önemli bir yeri olan Bingöl ilinin Genç, Karlıova ve Solhan ilçelerinde tespit edilen farklı arılıklardan toplanan propolis örneklerinin kimyasal ve fiziksel analizleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Denemede GC-MS, HPLC ve Dumas protein analizi teknikleri kullanılarak propolis örneklerinin organik madde içeriği, yağ asitleri ve türevleri, toplam fenolik madde miktarı, antioksidan aktiviteleri, uçucu bileşenler, kül oranları ve protein oranları incelenmiştir. Debeme Sonucunda toplam fenolik madde miktarı 25.1±0.6 - 150.4±12.5 mg GAE/g, FRAP değerlerinin; 478.6±16.3 - 3452.4±119.3 µmol Fe2+/g propolis arasında, DPPH IC50 değerlerinin; 98±7 - 874±28 µg propolis /ml arasında, ORAC değerlerinin; 2288±124 - 3405±175 µ mol Troloks /g propolis arasında , Metal şelatlama aktivitesinin ise 49±5 - 387±14 µg propolis /ml arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Propolis örneklerine ait protein oranları 2,18-4.73 % arasında, kül oranları 1.76 – 4.29 % arasında değişen değerlerde bulunmuştur. Elde edilen bulguların özellikle Bingöl ve Türkiye propolislerinin standardizasyonun oluşturulmasına aynı zamanda propolisin kimyasal kompozisyonunun belirlenmesi ile ilgili yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı söylenebilir.; ABSTRACT:&#13;
In this study, chemical and physical analysis of propolis samples collected from different apiaries detected in Genç, Karlıova and Solhan districts of Bingöl province, which has an important place in the beekeeping sector, was carried out. In the experiment, organic matter content, fatty acids and derivatives, total phenolic content, antioxidant activities, volatile components, ash ratios and protein ratios of propolis samples were examined using GC-MS, HPLC and Dumas protein analysis techniques. Total phenolic substance amount 25.1 ± 0.6 - 150.4 ± 12.5 mg GAE / g as a result of debris, FRAP values; Between 478.6 ± 16.3 - 3452.4 ± 119.3 µmol Fe2 + / g propolis, DPPH IC50 values; ORAC values between 98 ± 7 - 874 ± 28 µg propolis / ml; It was determined that the metal chelating activity varied between 2288 ± 124 - 3405 ± 175 µ mol Trolox / g propolis, and the metal chelating activity varied between 49 ± 5 - 387 ± 14 µg propolis / ml. Protein ratios of propolis samples were found to be between 2.18-4.73% and ash content varying between 1.76 - 4.29%. The findings of standardization of propolis, especially forming and Turkey Bingöl also be said to contribute to studies related to the determination of the chemical composition of propolis.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6365</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bingöl İlinde Farklı Yetiştirme Sistemlerinde Üretilen Tavuk Yumurtalarının Kalite, Besin Madde İçerikleri ve Ağır Metal İçerikleri Bakımından Karşılaştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6362</link>
<description>Bingöl İlinde Farklı Yetiştirme Sistemlerinde Üretilen Tavuk Yumurtalarının Kalite, Besin Madde İçerikleri ve Ağır Metal İçerikleri Bakımından Karşılaştırılması
DİNÇ, Muhammed
ÖZET:&#13;
Bu çalışma Bingöl ilinde farklı yetiştirme sistemlerinde üretilen tavuk yumurtalarının kalite, besin madde içerikleri ve ağır metal içerikleri bakımından karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ana materyalini kafes sistemi (ticari), köy ve serbest sistemde üretilen yumurtalar oluşmuştur. Her bir yetiştirme sisteminden tesadüfi olarak seçilen 120'şer adet olmak üzere toplamda 360 adet yumurta kullanılmıştır. Üretim sistemleri arasında yumurta ağırlığı ve kabuk ağırlığı bakımından en yüksek ortalama gezen tavuk grubuna ait yumurtalarda 64,04 g olarak tespit edilmiştir. Gruplara ait ortalama yumurta ağırlıkları arasında önemli (P&lt;0,01) bir farklılık saptanmıştır. Yumurta sarısındaki ham yağ ve kolesterol oranları bakımından yapılan karşılaştırmada, ham yağ oranının ticari yumurta grubunda en yüksek değer olduğu (%32,4), kolesterol oranın 299,7 mg/yumurta ağırlığı olarak görülmüştür. Yumurtaların amino asit içerikleri bakımından yapılan karşılaştırmada, % olarak en yüksek değerlerin ticari kafes yumurtalarına ait olduğu görülmüştür. Doymuş ve doymamış yağ asitleri bakımından gruplar arasında yapılan karşılaştırmada, genel olarak köy tavuğu ve gezen tavuk gruplarının doymuş ve doymamış yağ asitleri oranının ticari gruptan daha yüksek değerlere sahip olduğu belirlenmiştir. Yumurtaların ağır metal içerikleri bakımından yapılan karşılaştırmalarda ise, ticari yumurtaların ağır metal içeriklerinin, gezen ve köy tavuklarına ait yumurtalara oranla daha yüksek olduğu görülmüştür.; ABSTRACT:&#13;
This study was carried out in order to compare chicken eggs produced in different breeding systems in terms of Quality, Nutrient Content, and Heavy Metal Contents in Bingöl. The main material of the research was the eggs produced in the cage system (commercial), village, and free system. A total of 360 eggs were used, 120 of which were randomly selected from each rearing system. Among the production systems, the highest average in terms of egg weight and shell weight was determined as 64.04 g in eggs belonging to the wandering chicken group. A significant difference (P&lt;0.01) was found between the egg weights of the groups. In the comparison made in terms of egg yolk crude oil and cholesterol ratios, the highest value of the commercial egg group in the yellow crude oil ratio was 32.4%, and the cholesterol ratio was 299.7 mg/egg weight. In the comparison made in terms of amino acid contents, it was seen that the highest values in % belong to commercial cage eggs. In the comparison between the groups in terms of saturated and unsaturated fatty acids, it was observed that the ratio of saturated and unsaturated fatty acids of the village chicken and wandering chicken groups was higher than the commercial group average. In the comparison between the averages of the groups in terms of heavy metal contents, it was observed that the heavy metal contents of commercial eggs were low, and the heavy metal contents of eggs belonging to wandering and village chickens were higher.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6362</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bal Arısı (Apis Mellifera L.) Kolonilerinde Varroa Mücadelesinde Mersin Bitkisinin (Myritus Communis L.) Yaprakları, Meyvesi ve Esansiyel Yağının Kullanılma İmkânları</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6358</link>
<description>Bal Arısı (Apis Mellifera L.) Kolonilerinde Varroa Mücadelesinde Mersin Bitkisinin (Myritus Communis L.) Yaprakları, Meyvesi ve Esansiyel Yağının Kullanılma İmkânları
TURHAN, Münire
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, arı yetiştiriciliğinde önemli bir sorun olan bal arısı paraziti Varroa destructor’a karşı Mersin bitkisinin yaprakları, meyvesi ve esansiyel yağının kullanılma imkânlarının araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Deneme, 5’i muamele 1’i kontrol grubu olarak toplam 6 grup olarak düzenlenmiş ve tüm kolonilerde Kafkas arı ırkı (Apis mellifera C.) kullanılmıştır. Muamele grupları; Grup I: Mersin bitkisi yaprağı, Grup II: Mersin bitkisi esansiyel yağı, Grup III: Mersin bitkisi meyvesi+yaprağı, Grup IV: Mersin bitkisi meyvesi+yaprağı+esansiyel yağı, Grup V: Rulamit VA şeklinde oluşturulmuştur. Her bir grupta, koloni gücü ve varroa bulaşıklık düzeyleri benzer olan 5’er adet ve toplam 30 adet çekmeceli kovan kullanılmıştır.&#13;
İlkbahar uygulaması öncesinde her bir kovandan alınarak incelenen 150’şer adet ergin arıda varroa bulaşıklık düzeyleri benzer bulunmuş ve ortalama bulaşıklık düzeyi %37,01 olarak saptanmıştır. Her bir kovandan alınarak incelenen 200’er adet larvadaki bulaşıklık düzeyleri ise, aynı şekilde benzer bulunmuş ve ortalama bulaşıklık düzeyi %52,47 olarak belirlenmiştir. İlkbahar uygulaması sonrasında, deneme gruplarına ait bulaşıklık düzeyleri ergin arılarda önemli (P&lt;0,05) farklılıklar göstermiştir. Bulaşıklık düzeyleri, Kontrol, Grup I, Grup II, Grup III, Grup IV ve Grup V için sırasıyla; %38,38, %12,92, %12,12, %13,18, %12,38 ve %13,44 olarak bulunmuştur. İlkbahar uygulaması sonrasında, deneme gruplarına ait kolonilerdeki varroa bulaşıklık düzeyleri, larvalarda da önemli farklılıklar göstermiş ve sırasıyla; %52,20, %10,90, %10,50, %9,70, %11,90 ve %11,30 olarak saptanmıştır. İlkbahar döneminde yapılan uygulama sonrasında dökülen ölü varroa sayıları, tüm deneme gruplarında önemli (P&lt;0,01) farklılıklar göstermiştir. Ölü varroa sayısı, muamele gruplarında 1954,8 adet/koloni (Grup V) ile 438,4 adet/koloni (Grup I) arasında değişim gösterirken, kontrol grubunda 41,6 adet/koloni olarak belirlenmiştir. Sonbahar uygulaması öncesinde her bir kovandan alınarak incelenen 150’şer adet ergin arıda varroa bulaşıklık düzeyleri benzer bulunmuş ve ortalama bulaşıklık düzeyi %16,16 olarak saptanmıştır. Her bir kovandan alınarak incelenen 200’er adet larvadaki bulaşıklık düzeyleri ise, aynı şekilde benzer bulunmuş ve ortalama bulaşıklık düzeyi %13,80 olarak belirlenmiştir. Sonbahar uygulaması sonrasında, deneme gruplarına ait bulaşıklık düzeyleri ergin arılarda önemli (P&lt;0.05) farklılıklar göstermiştir. Bulaşıklık düzeyleri, Kontrol, Grup I, Grup II, Grup III, Grup IV ve Grup V için sırasıyla; %16,00, %1,98, %2,64, %2,88, %3,84 ve %3,44 olarak bulunmuştur. Sonbahar uygulaması sonrasında, deneme gruplarına ait kolonilerdeki varroa bulaşıklık düzeyleri, larvalarda da önemli farklılıklar göstermiş ve sırasıyla; %9,4, %3,44, %4,30, %5,5, %4,50 ve %4,20 olarak saptanmıştır. Sonbahar döneminde yapılan uygulama sonrasında dökülen ölü varroa sayıları, tüm deneme gruplarında önemli (P&lt;0.01) farklılıklar göstermiştir.&#13;
Sonuç olarak, Mersin bitkisi yaprağı, meyvesi ve esansiyel yağının etkili ve yararlı bir şekilde kullanılabileceği, ancak söz konusu ürünlerin birlikte kullanılmasının varroa kontrolü bakımından daha iyi sonuçlar verdiği ve balda herhangi bir kalıntıya neden olmadan kullanılabileceği söylenilebilir.; ABSTRACT:&#13;
This study was carried out to investigate the possibilities of using common myrtle leaves, fruit, and essential oil honey bee parasite Varroa destructor, which is an important problem in bee breeding. The experiment was organized as 6 groups, 5 of which were treatment group and 1 was the control group, and the Caucasian bee race (Apis mellifera C.) used. Treatment groups are formed as Group I: Common myrtle leaf, Group II: Common myrtle essential oil, Group III: Common myrtle fruit + leaf, Group IV: Common myrtle fruit + leaf + essential oil, Group V: Rulamit VA. In each group, 5 framed beehives with a total of 30 framed beehives were used, each with similar colony power and varroa contamination levels.&#13;
In all treatment groups, varroa contamination levels were found similar in 150 adult honey bees taken from each beehive and studied before spring application, and the average contamination level was determined as 37.01%. The contamination levels of 200 larvae, which were taken from each beehive, were found similar, and the average contamination level was determined as 52.47%. After the spring application, contamination levels of treatment groups showed significant (P&lt;0.05) differences in adult honey bees. Contamination levels were found for Control, Group I, Group II, Group III, Group IV, and Group V as 38.38%, 12.92%, 12.12%, 13.18%, 12.38%, and 13.44% respectively. After the spring application, contamination levels of varroa in colonies belonging to the experimental groups showed significant differences in the larvae as well and It was determined as 52.20%, 10.90%, 10.50%, 9.70%, 11.90%, and 11.30% respectively. The number of dead varroa spilled after the application in the spring period showed significant differences (P&lt;0.01) in all of the treatment groups. The number of dead varroa varied between 1954.8 pieces/colony (Group V) and 4384.4 pieces/colony (Group I) in the treatment groups, while it was 41.6 pieces/colony in the control group. Varroa contamination levels were found similar in 150 adult honey bees taken from each beehive and studied before spring application, and the average contamination level it was determined as 16.16%. The contamination levels of 200 larvae, which were taken from each beehive, were found similar as well, and the average contamination level was determined as 13.80%. After the autumn application, contamination levels of treatment groups showed significant (P&lt;0.05) differences in adult honey bees. Contamination levels were found for Control, Group I, Group II, Group III, Group IV, and Group V as 16.00%, 1.98%, 2.64%, 2.88%, 3.84%, and 3.44% respectively. After autumn application, varroa contamination levels in the colonies belonging to the treatment groups showed significant differences in the larvae as well and it was determined as 9.4%, 3.44%, 4.30%, 5.5%, 4.50%, and 4.20% respectively. The number of dead varroa spilled after the application in the autumn period showed significant differences (P&lt;0.01) in all of the treatment groups.&#13;
In conclusion, it is effective and beneficial to use common myrtle leaf, fruit, and essential oil, but the combination of these products gives better results in terms of varroa control, and it can be used without causing residue in honey.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2020 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6358</guid>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
