<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1269">
<title>2.Enstitüler / Institutes</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1269</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6389"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6388"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6387"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6386"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-09-30T09:43:42Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6389">
<title>Aurora B Kinaz İnhibitörü BI 831266 Molekülünün Sisplatin Tedavisinin Sitotoksik Potansiyeli Üzerine Olan Etkisinin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6389</link>
<description>Aurora B Kinaz İnhibitörü BI 831266 Molekülünün Sisplatin Tedavisinin Sitotoksik Potansiyeli Üzerine Olan Etkisinin Belirlenmesi
AŞKAN, Ronahi
ÖZET:&#13;
Kanser, proteinlerin işlevsizliği nedeniyle hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucunda vücutta meydana gelen tedavi edilmesi zor bir hastalıktır. Kanser tedavisinde kullanılan konvansiyonel yöntemler başarılı sonuçlar sağlasa da bu tedaviler hastalar üzerinde ciddi yan etkilere ve bir süre sonra hücrelerin bu tedavilere direnç geliştirmesine neden olmaktadır. Bu önemli nedenlerden dolayı kişiselleştirilmiş tedaviler oldukça önem arz etmektedir. Kemoterapide hali hazırda kullanılan ilaçlarla küçük molekül inhibitörlerin kombinasyon tedavileri sinerjistik etki yaratarak bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için önemli rol oynamakta ve küçük molekül inhibitörleri önemli kılmaktadır.&#13;
Bu çalışmada, hücre döngüsünün önemli bir regülatörü olan Aurora B kinaz inhibisyonunun konvansiyonel anti-kanser tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılan sisplatinin sitotoksisitesi üzerine olan etkisi araştırıldı. Aurora B inhibisyonu için daha önce üzerine herhangi bir kombine sitotoksik analiz yapılmamış olan BI 831266 molekülü kullanıldı. Sisplatin ve BI 831266 molekülünün mono ve kombine tedavi sitotoksik etkileri insan meme kanseri hücrelerinde (MCF-7) incelendi. MCF-7 hücreleri artan dozlarda sisplatin ve BI 831266 molekülü ile tedavi edildi ve sitotoksik etki koloni sağ-kalım analiziyle belirlendi. IC50 dozları belirlenen sisplatin ve BI 831266 molekülünün sinerjistik etkisi kombine tedavi ile belirlendi. Sisplatin ve BI 831266 molekülünün kombinasyon tedavisi, koloni sağ-kalım analizi ile kanser hücrelerinin koloni oluşma kapasitelerini inhibe ettiği gösterildi. Sisplatin ve BI 831266 molekülünün mono ve kombinasyon tedavileri MCF-7 hücrelerinde DNA hasarı ve apoptotik sinyal yolaklarındaki proteinlerin ekspresyon düzeylerine western blot yöntemiyle bakıldı.&#13;
Bu çalışmada elde edilen veriler, sisplatin ve BI 831266 molekülünün kombinasyon tedavileri hücre canlılığını azalttığı ve koloni sağ-kalımlarını baskıladığı, apoptozisle ilişkili proteinlerin ekspresyon seviyelerini regüle ederek DNA hasarına ve apoptoza sebep olduğunu göstermektedir.; ABSTRACT:&#13;
Cancer is a difficult to treat disease that occurs in the body as a result of the uncontrolled proliferation of cells due to the dysfunction of proteins. Although conventional methods used in cancer treatment provide successful results, these treatments cause serious side effects on patients and after a while, the cells develop resistance to these treatments. For these important reasons, personalized treatments are very important. Combination treatments of drugs currently used in chemotherapy and small molecule inhibitors play an important role in eliminating these negative effects by creating a synergistic effect, making small molecule inhibitors important.&#13;
In this study, the effect of inhibition of Aurora B kinase, an important regulator of the cell cycle, on the cytotoxicity of cisplatin, which has been used successfully in conventional anti-cancer therapy, was investigated. For Aurora B inhibition, BI 831266 molecule, on which no combined cytotoxic analysis was performed before, was used. The mono- and combined-therapy cytotoxic effects of cisplatin and BI 831266 were investigated in human breast cancer cells (MCF-7). MCF-7 cells were treated with increasing doses of cisplatin and the BI 831266 molecule, and the cytotoxic effect was determined by colony survival analysis. The synergistic effect of cisplatin and BI 831266 molecule, whose IC50 doses were determined, was determined by combined treatment. Combination treatment of cisplatin and BI 831266 molecule was shown to inhibit colony formation capacity of cancer cells by colony survival assay. Mono and combination treatments of cisplatin and BI 831266 molecule DNA damage and expression levels of proteins in apoptotic signaling pathways in MCF-7 cells were evaluated by western blot method.&#13;
The data obtained in this study show that combination treatments of cisplatin and BI 831266 molecule reduce cell viability and suppress colony survival, and cause DNA damage and apoptosis by regulating the expression levels of apoptosis-related proteins.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6388">
<title>Bingöl Koşullarında Karabuğday İçin Uygun Ekim Zamanının Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6388</link>
<description>Bingöl Koşullarında Karabuğday İçin Uygun Ekim Zamanının Belirlenmesi
ALKAY, Remziye
ÖZET:&#13;
Bu tez çalışması; Bingöl koşullarında karabuğday için uygun ekim zamanının belirlemesi amacıyla, 2018-2019 yetiştirme sezonunda Bingöl Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Alanında yürütülmüştür. Bu bağlamda tescilli olan Aktaş ve Güneş çeşitleri kullanılarak çalışma, tesadüf blokları farklı deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür.&#13;
Araştırmada, karabuğday çeşitlerine dört farklı ekim zamanı (25 Nisan, 5 Mayıs, 15 Mayıs, 25 Mayıs) olacak şekilde ekim yapılmıştır. Karabuğday çeşitlerinde bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, tane verimi, yaprak oranı, bin tane ağırlığı, ham protein oranı, ham protein verimi, ham kül oranı, (ADF) asit deterjanda çözünmeyen lif değeri, (NDF) nötral deterjanda çözünmeyen lif değeri, (SKM) sindirilebilir kuru madde, (KMT) kuru madde tüketimi ve (NYD) nispi yem değeri gibi parametrelere ait değerler irdelenmeye çalışılmıştır.&#13;
Bu tez kapsamında incelenen özellikler arasında; ham kül oranı istatistiksel açıdan önemsiz olduğu görülürken, yaprak oranının istatistiksel açıdan p≤0,05 düzeyinde önemli olduğu görülmüştür. Bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru ot verimi, bin dane ağırlığı, tane verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, ADF, NDF, SKM, KMT ve NYD değerlerinin ise p≤0,01 düzeyinde çok önemli olduğu gözlenmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlarda; bitki boyunun 48,92-55,56 cm, ham kül oranının %2,29-2,60, yeşil ot veriminin 269,75-410,00 kg/da, yaprak oranının %7,89-15,91, kuru ot veriminin 100,21-142,30 kg/da, bin dane ağırlığının 15,94-19,38 g, tane veriminin 91,00-153,95 kg/da, ham protein oranının %8,76- 9,88, ham protein veriminin 8,90-12,70 kg/da, ADF değerinin %40,19-42,04, NDF’nin %43,51-45,11, SKM değerinin %56,15-57,59, KMT değerinin %2,66-2,77 ve NYD değerinin 118,84-123,12 arasında değişim gösterdiği belirlenmiştir.&#13;
Sonuç olarak; Bingöl ilinde yapılacak karabuğday ekimlerinin Nisan ayının son haftasında yapılması ve mevcut iki çeşit arasında da Güneş çeşidinin tercih edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
This thesis study has been conducted to determine the appropriate sowing time for Buckwheat (Fagopyrum esculentum Moench) under Bingol conditions, it was carried out in Bingol University Faculty of Agricultural Application and Research Area in 2018-2019 cultivation period ın this respect, for the study of this thesis was used randomized block design. For this purpose, the experiment was established with four replications by using the registered Aktas and Gunes varieties.&#13;
In this study, four different sowing times (25 April, 5 May, 15 May, 25 May) were applied to the buckwheat cultivars. Plant height, green herbage yield, hay yield, grain yield, leaf ratio, thousand grain weight, crude protein ratio, crude protein yield, crude ash content, acid detergent fiber (ADF), neutral detergent fiber (NDF), digestible dry matter (DDM), dry matter intake (DMI), relative feed value (RFV) parameters were tried to be examined.&#13;
In this thesis, crude ash ratio was found to be statistically insignificant, while leaf ratio was found to be statistically significant (p≤0.05). Plant height, green herbage yield, hay yield, thousand grain weight, grain yield, crude protein content, crude protein yield, ADF, NDF, DDM, DMI and RFV values (p≤0.01) were found to be very important. In the results, we were determined 48.92-55.56 cm of the plant height, %2.29-2.60 of the crude ash, 269.75-410.00 kg/da of the green herbage yield, %7.89-15.91 of the leaf rate, 100.21-142.30 kg/da of the hay yield, 15.94-19.38 g of the grain weight per thousand, 91.00-153.95 kg/da of the grain yield, %8.76-9.88 of the crude protein content, 8.90-12.70 kg/da of the crude protein yield, %40.19-42.04 of the ADF value, %43.51-4511 of the NDF value, %56.15-57.59 of DDM value, %2.66-2.77 of DMI value and 118.84-123.12 of the RFV value.&#13;
As a result; it has been concluded that buckwheat sowing in Bingol should be done in the last week of April and the Gunes cultivar should be preferred among the two varieties.
</description>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6387">
<title>Experimental Investigation Effect of Using Nano Fluid on Thermal Performance in Solar Collectors</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6387</link>
<description>Experimental Investigation Effect of Using Nano Fluid on Thermal Performance in Solar Collectors
TALBANI, Rebwar Faiq Abdulmajeed
ABSTRACT:&#13;
We focus in our research on solar thermal technologies in terms of design and performance in water heating first, the process of heat transfer within flat panel collectors, and the calculation of solar radiation secondly, and then we compare between traditional solar water heaters that use water as a heat transfer fluid with poor thermal physical properties and between the development of new methods that contribute to raising the thermal performance and efficiency of the collectors to the use of Nano fluids that contain unique and superior nanoparticles, especially the size of fine particles (&lt;100 nm) with thermal, electrical, optical and mechanical properties by dispersing them in conventional heat transfer fluids.&#13;
Silver (Ag) nanoparticles were fabricated in the laboratory in an easy, inexpensive, and environmentally friendly manner, for crystal growth, stability and better control of shape and size for various nanotechnology applications Petroselinum crispum, parsley, leaf extract was utilized as a reducing, capping and stabilizing agent, without using hazardous chemical materials, for producing Ag NPs. The biosynthesized Ag NPs were characterized using different characterization techniques, namely UV-Vis, FT-IR spectroscopy, X-ray diffraction (XRD), dynamic light scattering (DLS), zeta potential, differential scanning calorimeters (DSC), thermo gravimetric analysis (TGA), transmission electron microscope (TEM).To investigate the optical, thermal, structural, morphological and chemical properties of plant extract and biosynthesized silver nanoparticles, field emission electron microscopy (FESEM), and energy dispersive X-ray (EDX) analysis are performed.&#13;
After that, the biosynthesized Ag NPs have been utilized in harvesting sunlight for solar thermal generation. Surface Plasmon resonance (SPR) for the green synthesized Ag NPs with the dark color were adjusted nearly at 450 nm. Once the Ag NPs are excited at the SPR, a large amount of heat is released, which causes a change in the local refractive index surrounding the Ag NPs. The released heat from the Ag NPs under the solar irradiation at the precise wavelength of Plasmon resonance significantly increased the temperature of the aqueous medium. Different percentages of Ag NPs were dispersed in water and then exposed to the sunlight, to monitor the temperature of the suspension. It was found that the temperature of the aqueous medium reaches its highest point when 3 wt. % of Ag NPs has been utilized. This investigation is rare and unique, and it shows that utilizing a small amount of the biosynthesized Ag NPs can increase the temperature of the aqueous medium dramatically.; ÖZET:&#13;
Araştırmamızda ilk olarak su ısıtmada tasarım ve performans, düz panel kollektörlerde ısı transferi süreci ve ikinci olarak güneş radyasyonunun hesaplanması açısından güneş enerjisi teknolojileri üzerine odaklanıyoruz ve ardından su kullanan geleneksel güneş enerjili su ısıtıcıları arasında karşılaştırma yapıyoruz. Zayıf termal fiziksel özelliklere sahip bir ısı transfer akışkanı olarak ve komplekslerin termal performansının ve verimliliğinin yükseltilmesine katkıda bulunan yeni yöntemlerin geliştirilmesi, özellikle ince partikül boyutunda (&lt;100) benzersiz ve üstün nanopartiküller içeren nanoakışkanların kullanımına kadar. Geleneksel ısı transfer akışkanlarında dağıtarak termal, elektriksel, optik ve mekanik özelliklere sahiptir.&#13;
Gümüş (Ag) nanopartiküller, kristal büyümesi, stabilite ve çeşitli nanoteknoloji uygulamaları için daha iyi şekil ve boyut kontrolü için laboratuvarda kolay, ucuz ve çevre dostu bir şekilde üretildi. Ag NP’leri üretmek için tehlikeli kimyasallar kullanılmadan indirgeyici, kapak kapatıcı ve fiksaj maddesi olarak Petroselinum crispum, maydanoz ve yaprak ekstresi kullanıldı. Biyosentezlenmiş Ag NP’ler, UV-Vis, FT-IR spektroskopisi, X-ışını kırınımı (XRD), dinamik ışık saçılımı (DLS), zeta potansiyeli, diferansiyel kalorimetri (DSC), termogravimetrik analiz (TGA) gibi farklı karakterizasyon teknikleri kullanılarak tanımlanmıştır. Transmisyon elektron mikroskobu (TEM), alan emisyon taramalı elektron mikroskobu (FESEM) ve bitki özü ve biyokompozit Ag NP’lerin optik, termal, yapısal, morfolojik ve kimyasal özelliklerini araştırmak için enerji dağılımlı X-ışını (EDX) analizi.&#13;
Bundan sonra, biyosentezlenen Ag NP’ler, güneş enerjisi üretimi için güneş ışığının hasat edilmesinde kullanılmıştır. Koyu renkli yeşil sentezlenmiş Ag NP’ler için Yüzey Plazmon rezonansı (SPR) yaklaşık 450 nm’de ayarlandı. Ag NP’ler SPR’de uyarıldığında, Ag NP’leri çevreleyen yerel kırılma indeksinde bir değişikliğe neden olan büyük miktarda ısı açığa çıkar. Plazmon rezonansının kesin dalga boyunda güneş ışınımı altında Ag NP’lerinden salınan ısı, sulu ortamın sıcaklığını önemli ölçüde arttırdı. Ag NP’lerin farklı yüzdeleri suda dağıldı ve daha sonra süspansiyonun sıcaklığını izlemek için güneş ışığına maruz bırakıldı. Ag NP’lerin ağırlıkça %3’ü kullanıldığında sulu ortamın sıcaklığının en yüksek noktasına ulaştığı bulunmuştur. Bu araştırma nadir ve benzersizdir ve az miktarda biyosentezlenmiş Ag NP’lerin kullanılmasının sulu ortamın sıcaklığını önemli ölçüde artırabileceğini göstermektedir.
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6386">
<title>Bingöl İli Köy Tavukçuluğunun Yapısı</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6386</link>
<description>Bingöl İli Köy Tavukçuluğunun Yapısı
BURAL, Recep
ÖZET:&#13;
Köy tavukçuluğu bütün dünyada çok eski dönemlerden itibaren uygulanan bir üretim biçimidir. Gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde yaygın olup, kırsal kesimdeki çoğu aileler için hayati öneme sahiptir. Bu araştırmada, örnek populâsyonunu temsil edecek şekilde basit tesadüfî örnekleme yöntemiyle seçilen köylerde üreticilerle yüz yüze yapılan anketler aracılığı ile Bingöl ili köy tavukçuluğunun yapısı incelenmiştir. Üreticilere uygulanan anketlerde üreticilerin sosyo-ekonomik durumları, barınak yapıları, bakım bilgileri ve üretici sorunlarının ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Üreticilerin % 75,7'si erkek, %24,3'ü ise bayandır. Yetiştiricilerin yaş ortalaması 45,2 olarak hesaplanmıştır. Barınak yapımının üreticiler (erkekler) tarafından gerçekleştirildiği (%90), diğer işlerin ise kadınlar tarafından yapıldığı belirlenmiştir. Hastalıklar daha çok Eylül- Kasım aylarında görülmekte (%40,4) ve %53,2'sinde hastalık görülmekte ve hayvanların neredeyse tamamına yakını ölmektedir. Üretilen yumurta ve etin genellikle aile tarafından tüketildiği ve bir kısmının da hediye olarak verildiği tespit edilmiştir. Üreticilerin %14'ü bir tarımsal örgüte kayıtlıdır. Çiftçilerin kayıtlı olduğu örgütlerin %95'ini kooperatifler oluşturmaktadır. Kümes hayvanlarının beslenmesinde konsantre yemin hemen hemen hiç kullanılmadığı tespit edilmiştir. Beslemede daha çok artıklar (%91), otlatma (%59) ve dane yemin (%28,2) kullanıldığı saptanmıştır. Bingöl ilindeki köy tavukçuluğu dünyada uygulanan geleneksel köy tavukçuluğu ile paralellik göstermektedir. Bingöl'de bu konuda yapılmış bir çalışma olmadığından, bu araştırmanın Bingöl ilinin köy tavukçuluğunun yapısını ortaya koyması açısından ve bundan sonra yapılacak olan çalışmalara kaynak teşkil etmesi bakımından büyük önem taşıdığı söylenebilir.; ABSTRACT:&#13;
Village poultry farming is a family production system known from ancient time in the world. It can be found in all developing and non-developed countries and play a vital role in many poor rural households. In this research sample populations to represent the villages selected by simple random sampling method with producer through face to face surveys of structures backyard poultry were examined in the province of Bingol. In this surveys that applied to the producers aimed to figure out their socio-economic conditions, shelter structures, care knowledge and manufacturer problems. 75.7% of growers were male, while 24.3% were female. The average ages of farmers are calculated as 45.2. The poultry-houses have been built by producers (men 90%) and the other labor has been done by women. Bird diseases seen more in September and November (40.4%) and birds were dead after seeing disease (53.2%). The produced eggs and meat are generally consumed by the family and some of them were given as gift. 14% of farmers are registered in an agricultural organization. 95% of these organizations are cooperatives. It was found out that concentrate feed was almost never used in raising poultry in the villages. It was confirmed that mostly feed by product and / or leftover (%91) pasturage (%59) and grain feed (%28.2) were used in feeding poultry. Village poultry production in Bingol province of Turkey has similarities with traditional village poultry practiced throughout the World. It can be said that this work is utmost importance. Because of the revealing the structure of Bingol village poultry farming and then serving as a resource for studies will be conducted in terms.
</description>
<dc:date>2015-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
