<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Sosyal Bilimler Enstitüsü</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1378</link>
<description>Institute of Social Sciences</description>
<pubDate>Thu, 22 Oct 2026 09:56:38 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-10-22T09:56:38Z</dc:date>
<item>
<title>Postkolonyal Tiyatroda Göçmenler: Asıf Khan’ın Wıllkommen ve Sharmıla Chauhan’ın Nothıng to Declare Oyunlarında Irk, Aidiyet ve Ötekilik</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6437</link>
<description>Postkolonyal Tiyatroda Göçmenler: Asıf Khan’ın Wıllkommen ve Sharmıla Chauhan’ın Nothıng to Declare Oyunlarında Irk, Aidiyet ve Ötekilik
BOYDAK AŞAN, Alina
ÖZET:&#13;
Bu tez, Asif Khan’ın Willkommen ve Sharmila Chauhan’ın Nothing to Declare adlı oyunlarında göçmen kimliğinin çağdaş İngiliz tiyatrosunda nasıl temsil edildiğini inceler. Çalışmanın odağında, göçün bu oyunlarda yer değiştirme deneyiminin ötesine geçerek savaş, sınır, dil, aile hafızası, sömürge mirası ve aidiyet arayışıyla birlikte kurulması yer alır. Willkommen, savaş nedeniyle ülkesinden ayrılan Ammar’ın çocuk bakışı üzerinden mültecilik deneyimini ele alır; deniz, sınır, kalabalık ve “hoş geldiniz” söylemi aracılığıyla güvenlik ve kabul edilme duygusunun kırılganlığını gösterir. Nothing to Declare ise, önce Hindistan’dan Uganda’ya, ardından Uganda’dan Britanya’ya göç eden bir ailenin kimlik, aidiyet, asimilasyon ve hafıza deneyimlerine odaklanır. Oyunda bilezikler ve künyeler, aile içinde aktarılan hatıraları ve imparatorluk geçmişinin izlerini taşıyan nesneler olarak öne çıkar. Çalışmanın kuramsal çerçevesini postkolonyal kuram, diyaspora çalışmaları ve kültürel kimlik tartışmaları oluşturur. Bu doğrultuda melezlik, taklit, ötekilik, aidiyet, temsil ve hafıza kavramlarından yararlanılır. Göçmen kimliklerinin sahnede nasıl temsil edildiğini incelemek amacıyla eleştirel söylem analizinden yararlanılmış; karakterler, mekânlar, nesneler ve dil kullanımı postkolonyal bir perspektifle analiz edilmiştir. İnceleme, her iki oyunda da göçmenliğin yalnızca mağduriyet ya da uyum anlatısı olarak kurulmadığını; kayıp, direnç, hafıza ve yeni aidiyet biçimleriyle birlikte sahnelendiğini ortaya koyar.; ABSTRACT:&#13;
This thesis examines the representation of migrant identity in contemporary British theatre through Asif Khan’s Willkommen and Sharmila Chauhan’s Nothing to Declare. The study considers migration not only as an experience of displacement but also as a process shaped by war, borders, language, family memory, colonial legacies, and the search for belonging. Willkommen addresses Ammar’s experience of uncertainty from a child’s perspective after he is forced to leave his country because of war. Through recurring images of the sea, borders, crowds, and the discourse of “welcome,” the play reveals the fragility of the sense of safety and acceptance. Nothing to Declare focuses on the experiences of identity, belonging, assimilation, and memory within a family that first migrates from India to Uganda and subsequently from Uganda to Britain. In the play, suitcases and dog tags emerge as objects that carry intergenerational memories and traces of Britain’s imperial past. The theoretical framework of the study draws on postcolonial theory, diaspora studies, and debates on cultural identity. Accordingly, the analysis employs the concepts of cultural mimicry, otherness, belonging, representation, and memory. Critical discourse analysis is used to examine how migrant identities are represented on stage, while the characters, spaces, objects, and use of language are analysed from a postcolonial perspective. The study demonstrates that migration is not constructed in either play solely as a narrative of victimhood or assimilation; rather, it is staged through loss, resistance, memory, and the formation of new modes of belonging.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6437</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Yabancı Dil Öğretmeni Bağışıklığı, İkinci Dil Öğretmeni Azmi ve Yabancı Dil Öğretiminden Keyif Alma Arasındaki İlişkinin Araştırılması: Bir Yapısal Eşitlik Modellemesi Yaklaşımı</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6436</link>
<description>Yabancı Dil Öğretmeni Bağışıklığı, İkinci Dil Öğretmeni Azmi ve Yabancı Dil Öğretiminden Keyif Alma Arasındaki İlişkinin Araştırılması: Bir Yapısal Eşitlik Modellemesi Yaklaşımı
HANGÜN, Tuba
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada yabancı dil öğretmeni bağışıklığı, öğretmen azmi ve yabancı dil öğretiminden keyif alma arasındaki ilişkiler incelenmiş; ayrıca bağışıklık ile keyif alma arasındaki ilişkide öğretmen azminin istatistiksel aracılık rolü test edilmiştir. Araştırmada nicel, kesitsel ve ilişkisel bir desen kullanılmıştır. Katılımcılar, Türkiye’de çeşitli kademelerde görev yapan ve olasılığa dayalı olmayan bir örnekleme yöntemiyle araştırmaya dâhil edilen 494 İngilizce öğretmeninden oluşmuştur. Veriler, kişisel bilgi formu, Dil Öğretmeni Bağışıklığı Ölçeği, Öğretmen Azmi Ölçeği ve Yabancı Dil Öğretiminden Keyif Alma Ölçeği’nden oluşan çevrim içi bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Bağışıklık, öğretim öz yeterliği, tükenmişlik, psikolojik sağlamlık, öğretime yönelik tutumlar, değişime açıklık, sınıf duygulanımı ve başa çıkmayla temsil edilen üst düzey gizil bir yapı olarak modellenmiştir. Öğretmen azmi, çabada sebat ve ilgi tutarlılığıyla; keyif alma ise kişisel keyif alma, öğrenci takdiri ve sosyal keyif alma ile temsil edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizleri önerilen çok boyutlu ölçüm yapılarını desteklemiştir. Kurgulanan model, Mplus 8.11 programında sağlam en çok olabilirlik kestirimi kullanılarak test edilmiş; dolaylı etki ise 2.000 bootstrap yeniden örneklemesiyle değerlendirilmiştir. Yapısal model kabul edilebilir uyum göstermiştir. Betimsel sonuçlar, öğretimden keyif almanın nispeten yüksek olduğunu, bağışıklığın nispeten yüksek olduğunu ve öğretmen azminin orta seviyenin üzerinde olduğunu göstermiştir. Üretken bağışıklık, öğretmen azmiyle pozitif yönde ilişkili bulunmuştur; bağışıklık kontrol edildikten sonra öğretmen azmi, yabancı dil öğretiminden keyif alma ile de pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Bağışıklığın keyifle doğrudan ilişkisi anlamlılığını korumuştur. Öğretmen azmi üzerinden gerçekleşen dolaylı ilişki anlamlı bulunmuştur ve toplam standartlaştırılmış ilişkinin yaklaşık %27,8’ini açıklamıştır. Bulgular, üretken bağışıklığın öğretimden keyif almayla hem doğrudan hem de sürekli mesleki çaba ve ilgi aracılığıyla ilişkili olduğu kısmi istatistiksel aracılık modelinin desteklenmiş olabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte, bütün değişkenler eş zamanlı olarak ölçüldüğünden sonuçlar zamansal nedenselliği değil, kuramsal olarak sıralanmış ilişkileri göstermektedir.; ABSTRACT:&#13;
This study examined the relationships among foreign language teacher immunity, teacher L2 grit, and foreign language teaching enjoyment. It tested the statistical mediating role of teacher L2 grit in the association between immunity and teaching enjoyment. A quantitative, cross-sectional, correlational design was employed. The participants were 494 English teachers working at different educational levels in Türkiye, recruited through a nonprobability sampling procedure. Data were collected through an online survey comprising a personal information form, the Language Teacher Immunity Questionnaire, the L2-Teacher Grit Scale, and the Foreign Language Teaching Enjoyment Scale. Immunity was modeled as a higher-order latent construct represented by teaching self-efficacy, burnout, resilience, attitudes toward teaching, openness to change, classroom affectivity, and coping. Teacher L2 grit was represented by perseverance of effort and consistency of interest, whereas teaching enjoyment comprised personal enjoyment, student appreciation, and social enjoyment. Confirmatory factor analyses supported the proposed multidimensional measurement structures. The hypothesized model was tested in Mplus 8.11 using robust maximum likelihood estimation, and the indirect effect was evaluated through 2,000 bootstrap resamples. The structural model demonstrated acceptable fit. Descriptive results indicated relatively high teaching enjoyment, relatively high immunity, and above-midpoint teacher L2 grit. Productive immunity was positively associated with teacher L2 grit, and teacher L2 grit was positively associated with teaching enjoyment after immunity was controlled. Immunity also retained a significant direct association with enjoyment. The indirect association through teacher L2 grit was significant, accounting for approximately 27.8% of the total standardized association. These findings may support a partial statistical mediation model in which productive immunity is related to teaching enjoyment both directly and through sustained professional effort and interest. However, because all variables were measured concurrently, the findings may be interpreted as theoretically ordered associations rather than evidence of temporal causation.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6436</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Askerî Sosyoloji Perspektifinde Türk Modernleşmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6435</link>
<description>Askerî Sosyoloji Perspektifinde Türk Modernleşmesi
ÇİMELEK, Pınar
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminden şekillenen erken askerî yapının günümüz Türkiye’sine uzanan süreçte modern askerî teşkilatlanmaya nasıl evrildiğini askerî modernite perspektifinden incelemektedir. Erken askerî yapı dönemlerinde ortaya çıkan savaşçı pratiklerden başlayarak, klasik Osmanlı ordusunun kurumsallaşma süreci, ıslahat ve modernleşme hamleleri, Cumhuriyet dönemi askerî yapılanması ve günümüz Türkiye’sindeki askerî dönüşüm, tarihsel süreklilik içinde ele alınmaktadır. Çalışma, askerî moderniteyi ordunun kurumsal yapısı, disiplin anlayışı ve askerîn kendisini konumlandırma biçimi üzerinden okumayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda askerî modernite katmanlı bir süreç olarak ele alınmış ve bu yaklaşım çerçevesinde özgün bir analitik değerlendirme sunulmuştur. Araştırma, tarihsel-sosyolojik yöntem temelinde yürütülmüş, farklı dönemlerde askerî teşkilatlanmanın nasıl örgütlendiği, hangi kırılma noktalarından geçtiği ve hangi unsurların süreklilik gösterdiği analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular askerî dönüşüm sürecinin kesintisiz bir ilerleme ya da mutlak bir kopuş olarak değil; dönemsel ihtiyaçlara göre yeniden şekillenen bir askerî modernite deneyimi olarak anlaşılması gerektiğini göstermektedir. Erken dönemlerde esnek ve yerel unsurlara dayalı askerî yapı, zamanla merkezîyetçi, disipline edilmiş ve rasyonel bir örgütlenmeye evrilmiş olup günümüzde ise askerî modernite teknoloji, kurumsal yeniden yapılanma ve sivil denetim eksenlerinde yeni bir boyut kazanmıştır. Bu çalışma Türkiye’de askerî moderniteyi uzun erimli ve bütüncül bir çerçevede ele alarak, askerî yapının tarihsel dönüşümünü sosyolojik bir bakışla açıklamayı ve askerî sosyoloji literatürüne özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.; ABSTRACT:&#13;
This study examines how the early military structure that emerged during the foundation period of the Ottoman Empire evolved into modern military organization in present-day Turkey from the perspective of military modernity. Beginning with early warrior practices, it examines the institutionalization of the classical Ottoman army, reform and modernization efforts, the military organization of the Republican period, and contemporary military transformation within a framework of historical continuity. Military modernity is analyzed through the institutional structure of the army, the understanding of discipline, and the ways in which military personnel position themselves within the military structure, and is conceptualized as a multidimensional process. The research was conducted using a historical-sociological approach, focusing on military organization across different periods, its critical turning points, and elements of continuity. The findings indicate that military transformation should be understood neither as uninterrupted progress nor as absolute rupture, but as a process of military modernity reshaped according to the needs of different periods. The flexible and locally based military structure of the early periods gradually evolved into a centralized, disciplined, and rational organization, while contemporary military modernity has acquired new dimensions through technology, institutional restructuring, and civilian oversight. By examining military modernity in Turkey within a long-term and holistic framework, this study aims to explain the historical transformation of the military structure from a sociological perspective and contribute to military sociology literature.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6435</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Toplumsal Eşitsizlik ve Sosyal Yardımlar: Bingöl İlinde Sosyal Yardım Alan Dezavantajlı Ailelerin Sosyolojik Açıdan İncelenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6434</link>
<description>Toplumsal Eşitsizlik ve Sosyal Yardımlar: Bingöl İlinde Sosyal Yardım Alan Dezavantajlı Ailelerin Sosyolojik Açıdan İncelenmesi
SAYAK, Barani
ÖZET:&#13;
Bu araştırmanın amacı, Bingöl ilinde Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) ile Evde Bakım&#13;
Yardımından yararlanan dezavantajlı hanelerin sosyal yardım deneyimlerini sosyolojik açıdan&#13;
incelemektir. Araştırmada, toplumsal eşitsizliğin yerel ve hane düzeyinde nasıl deneyimlendiği;&#13;
sosyal yardımların hane geçimi, bakım ilişkileri, toplumsal cinsiyet rolleri, güçlenme, iyi oluş,&#13;
bağımlılık ve gelecek beklentileri içindeki yeri ele alınmıştır.&#13;
Araştırma, yorumlayıcı nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülmüş ve veri toplama tekniği&#13;
olarak yarı yapılandırılmış görüşme kullanılmıştır. Çalışma grubunu Bingöl ilinde yaşayan ve&#13;
sosyal yardım hizmetlerinden yararlanan toplam 55 katılımcı oluşturmuştur. Katılımcıların 30’u&#13;
SED’den, 25’i ise Evde Bakım Yardımından yararlanmaktadır. Görüşmelerden elde edilen veriler&#13;
MAXQDA 2026.3.0 nitel veri analizi programına aktarılmış ve nitel içerik analizi yoluyla&#13;
çözümlenmiştir. Analiz sonucunda bulgular; yapısal eşitsizlik ve sosyoekonomik kırılganlık,&#13;
toplumsal cinsiyet ve bakım rejimi, sosyal yardımların gündelik yaşam ekonomisi, güçlenme&#13;
deneyimi ve iyi oluş ile sosyal yardımların değerlendirilme biçimi olmak üzere beş ana tema&#13;
altında yapılandırılmıştır.&#13;
Araştırma bulguları, sosyal yardımların dezavantajlı haneler açısından gündelik yaşamın&#13;
sürdürülebilmesinde önemli bir destek oluşturduğunu göstermektedir. SED ve Evde Bakım&#13;
Yardımı; gıda, kira, fatura, eğitim, sağlık ve bakım giderlerinin karşılanmasına katkı sağlamakta&#13;
ve hanelerin yaşadığı ekonomik baskıyı kısmen hafifletmektedir. Bununla birlikte işsizlik,&#13;
düzensiz gelir, bakım yükü, barınma sorunları ve mekânsal eşitsizlikler devam ettiği için bu&#13;
desteklerin yapısal eşitsizlikleri tek başına ortadan kaldırmadığı görülmüştür. Bakım&#13;
sorumluluğunun büyük ölçüde kadınlar üzerinde yoğunlaşması, kadınların çalışma hayatına&#13;
katılımını ve ekonomik bağımsızlık imkânlarını sınırlandırmaktadır. Sosyal yardımlar bazı&#13;
katılımcılar açısından ekonomik ve duygusal bir güvence sağlayarak kısmi bir güçlenme&#13;
yaratırken, yapısal koşulların devam etmesi bu güçlenmenin sınırlarını belirlemektedir.&#13;
Yardımların sürekliliğine duyulan ihtiyaç ise bireysel bir tercih veya yardıma alışma durumundan&#13;
çok; yoksulluk, işsizlik, hastalık ve bakım sorumluluğu gibi yapısal koşullarla ilişkili olarak&#13;
ortaya çıkmaktadır.&#13;
Sonuç olarak sosyal yardımlar, dezavantajlı hanelerin yoksulluğun ağır sonuçlarıyla baş&#13;
etmelerinde önemli bir işlev görmekte; ancak toplumsal eşitsizlikleri üreten yapısal koşulları tek&#13;
başına dönüştürmekte sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle sosyal yardımların daha dönüştürücü bir&#13;
işlev kazanabilmesi için nakdi desteklerin istihdam, çocuk ve bakım hizmetleri, eğitim,&#13;
psikososyal destek ve yerel sosyal politika uygulamalarıyla birlikte yürütülmesi gerektiği&#13;
sonucuna ulaşılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
This study aims to examine, from a sociological perspective, the social assistance experiences&#13;
of disadvantaged households benefiting from Social and Economic Support (SED) and Home&#13;
Care Allowance in Bingöl Province. The study focuses on how social inequality is&#13;
experienced at the local and household levels and examines the role of social assistance in&#13;
household subsistence, care relations, gender roles, empowerment, well-being, dependency,&#13;
and future expectations.&#13;
The study was conducted within the framework of an interpretive qualitative research&#13;
approach, and semi-structured interviews were used as the data collection technique. The&#13;
study group consisted of 55 participants living in Bingöl and benefiting from social assistance&#13;
services. Of these participants, 30 received SED and 25 benefited from Home Care&#13;
Allowance. The data obtained from the interviews were transferred to MAXQDA 2026.3.0&#13;
qualitative data analysis software and analyzed through qualitative content analysis. As a&#13;
result of the analysis, the findings were organized under five main themes: structural&#13;
inequality and socioeconomic vulnerability, gender and the care regime, the everyday&#13;
economy of social assistance, experiences of empowerment and well-being, and perceptions&#13;
of social assistance.&#13;
The findings indicate that social assistance constitutes an important source of support for&#13;
disadvantaged households in sustaining everyday life. SED and Home Care Allowance&#13;
contribute to meeting expenses related to food, rent, utilities, education, health, and care,&#13;
while partially alleviating the economic pressures experienced by households. However,&#13;
since unemployment, irregular income, care burdens, housing problems, and spatial&#13;
inequalities persist, these forms of support do not eliminate structural inequalities on their&#13;
own. The concentration of care responsibilities largely on women restricts their participation&#13;
in employment and limits their opportunities for economic independence. While social&#13;
assistance provides economic and emotional security for some participants and contributes&#13;
to partial empowerment, the persistence of structural constraints limits the extent of this&#13;
empowerment. The need for continuity in social assistance emerges not as a matter of&#13;
individual preference or habituation to assistance, but in relation to structural conditions such&#13;
as poverty, unemployment, illness, and care responsibilities.&#13;
In conclusion, social assistance plays an important role in helping disadvantaged households&#13;
cope with the severe consequences of poverty; however, its capacity to transform the&#13;
structural conditions that produce social inequality remains limited. Therefore, for social&#13;
assistance to acquire a more transformative function, cash transfers should be integrated with&#13;
employment opportunities, childcare and care services, educational support, psychosocial&#13;
support, and locally responsive social policy measures.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6434</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
