<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1383">
<title>İngiliz Dili ve Edebiyatı</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1383</link>
<description>English Language and Literature</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6455"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6439"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6438"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6437"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-10-23T22:56:00Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6455">
<title>Romandan Tiyatroya Uyarlama ve Kuram: Charles Dıckens’ın Büyük Umutlar’ı</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6455</link>
<description>Romandan Tiyatroya Uyarlama ve Kuram: Charles Dıckens’ın Büyük Umutlar’ı
MANTARCI, Hasan
ÖZET:&#13;
Bu tez, Charles Dickens’ın Büyük Umutlar (Great Expectations) adlı kanonik romanının John Clifford tarafından 1988 yılında gerçekleştirilen tiyatro uyarlamasını; romandan tiyatroya geçişte yaşanan türsel dönüşüm, medyum özgüllüğü ve dramaturjik çeviri kuramları bağlamında inceler. Çalışmanın temel amacı, anlatıcı odaklı ve geniş zamanlı bir edebi metnin, tiyatronun görsel/işitsel gösterge sistemleri karşısında uğradığı dönüşümü ve bu metinlerarası aktarımın kuramsal boyutlarını ortaya koymaktır.&#13;
Bu dramaturjik ve göstergebilimsel dönüşümün arkasındaki sosyo-politik zemini ise Margaret Thatcher dönemi İngiltere’sinin neoliberal iklimi ve ilişkilerin metalaşması oluşturur. Clifford’ın uyarlaması, Viktorya dönemine ait sınıf hiyerarşisini ve mülkiyet odaklı statü arayışını tiyatronun gösterme moduyla yeniden kurgularken 1980’lerin yeni sağ politikalarının bir aynası haline gelir. Oyunda Pip karakterinin sınıfsal yükselme çabası neoliberal öznenin (Homo Economicus) rekabetçi başarı anlayışıyla doğrudan örtüşürken; Satis House’un klostrofobik duvarları, kamusal alanın tasfiyesine karşı geliştirilen mülkiyet odaklı evcil bir hapishane patolojisi olarak sahneye taşınır. Avukat Jaggers’ın çıkara dayalı profesyonel mesafesi ile katibi Wemmick’in geliştirdiği kimlik bölünmesi ise piyasa rasyonelliğinin insan psikolojisinde yarattığı parçalanmayı somutlaştırır.&#13;
Tezin kuramsal çerçevesini uyarlama kuramları (Linda Hutcheon), tiyatro göstergebilimi ve dramaturjik çeviri (Patrice Pavis) oluşturmakta; analiz sürecinde kendine mal etme (appropriation), onarım (reparations), adaptürji (adapturgy) ve nakit bağı (cash-nexus) kavramlarından yararlanılır. Eleştirel ve dramaturjik metin analizine dayanan bu çalışma; uyarlamanın kaynak metne bağımlı ikincil bir kopya olmadığını, aksine edebi bir metnin farklı bir medyumda zamansız ve evrensel bir sistem eleştirisine dönüştüğü özerk bir sanatsal üretim olduğunu ortaya koyar.; ABSTRACT:&#13;
This thesis analyzes John Clifford’s 1988 stage adaptation of Charles Dickens’s canonical novel Great Expectations within the framework of generic transformation, medium specificity, and dramaturgical translation involved in adapting a novel for the stage. The main goal of the study is to show how a story-based literary work spanning a long period changes when brought onto the stage with its visual and auditory performance elements, and to explore the theoretical aspects of this process.&#13;
The socio-political context behind this theatrical adaptation is shaped by the neoliberal policies and the commercialization of social life in Margaret Thatcher’s Britain. While Clifford reshapes the Victorian class hierarchy and the desire for social status through the stage, his adaptation also reflects the New Right politics of the 1980s. In the play, Pip’s struggle for social mobility matches the competitive success mentality of the neoliberal individual (Homo Economicus). Meanwhile, the tight, closed space of Satis House appears as a claustrophobic domestic space, created as a response to the decline of the public space. Lawyer Jaggers’s detached professionalism and his clerk Wemmick’s split identity highlight how market logic breaks down human psychology.&#13;
The theoretical framework relies on adaptation theory (Linda Hutcheon), theatre semiotics, and dramaturgical translation (Patrice Pavis), using concepts such as appropriation, reparations, adapturgy, and the cash-nexus. Based on a critical reading of the text, this study shows that an adaptation is not merely a secondary copy tied to its source material. Instead, it is an independent work of art that turns a literary text into a lasting critique of the social system across different mediums.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6439">
<title>Hanif Kureishi’nin The Buddha of Suburbıa ve Zadie Smith’in White Teeth Romanlarında Göç, Kuşaklararası Travma ve İkinci Kuşak Kimliğinin Temsili</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6439</link>
<description>Hanif Kureishi’nin The Buddha of Suburbıa ve Zadie Smith’in White Teeth Romanlarında Göç, Kuşaklararası Travma ve İkinci Kuşak Kimliğinin Temsili
HAJOMAR, Mariam
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Cathy Caruth’un travma kuramı ile Dominick LaCapra’nın “acting out” ve “working through” kavramları çerçevesinde, Zadie Smith’in Beyaz Dişler ve Hanif Kureishi’nin Varoşların Buda’sı adlı romanlarındaki kuşaklararası travmanın temsillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel argümanı, göç, sömürgecilik sonrası kırılmalar, kültürel yabancılaşma ve tarihsel bellekle ilişkili travmatik deneyimlerin yalnızca birinci kuşak göçmenlerle sınırlı kalmadığı; aksine, ikinci kuşak göçmen karakterlerin öznelik inşasını, kimlik süreçlerini ve aidiyet arayışlarını derinden biçimlendiren aktarımsal bir yapı kazandığıdır. Bu bağlamda tez, söz konusu romanlarda travmanın kuşaklar arasında nasıl devredildiğini, ikinci kuşağın benlik algısı ile kültürel ve ulusal aidiyet konumlarını nasıl etkilediğini, ayrıca karakterlerin travmatik geçmişle yüzleşme, onu yeniden üretme ya da aşma süreçlerinin hangi anlatısal ve psikolojik dinamikler aracılığıyla kurulduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Irie ve Jamila’nın aile içinde yaşadıkları miras alınan travmayı ve bu travmalarla baskın Batı toplumu içinde nasıl başa çıktıklarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. İkinci nesil göçmen karakterlerin yaşadığı miras alınan travmaları yorumlayarak, seçilen romanlarda travmanın derinlemesine bir analizini sunmaktadır.; ABSTRACT:&#13;
This study aims to examine the representations of intergenerational trauma in Zadie Smith’s White Teeth and Hanif Kureishi’s The Buddha of the Suburbia, drawing on Cathy Caruth’s trauma theory and Dominick LaCapra’s concepts of “acting out” and “working through” as a framework. The central argument of the study is that traumatic experiences associated with migration, post-colonial ruptures, cultural alienation and historical memory are not confined to first-generation immigrants. Rather, these experiences become transmissible structures that profoundly shapes the subject formation, identity negotiations and the sense of belonging among second-generation immigrant characters. In this context, the thesis seeks to demonstrate how trauma is transmitted across generations in the selected novels, how it influences the second generation’s self-perception and their cultural and national sense of belonging, and through which narrative and psychological dynamics the characters confront, reproduce, or work through their traumatic pasts. Furthermore, the study aims to analyse the inherited trauma experienced by Irie and Jamila within their families and explore how they cope with these traumas within dominant Western society. By interpreting the inherited traumas experienced by second-generation immigrant characters, this thesis offers an indepth analysis of trauma in the selected novels.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6438">
<title>İslam Kültürünün Modernist İngiliz Yazarlar Üzerindeki Etkisi  Ulysses, Çorak Ülke ve Mrs. Dalloway</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6438</link>
<description>İslam Kültürünün Modernist İngiliz Yazarlar Üzerindeki Etkisi  Ulysses, Çorak Ülke ve Mrs. Dalloway
ZATARI, Soad
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, İslam düşüncesi ile edebi modernizm arasındaki tarihsel, entelektüel ve manevi ilişkileri inceleyerek, modernist İngilizce edebiyatta İslam kültürünün etkisini ve varlığını derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, kültürel değişim, çeviri, Oryantalizm, sömürgeci karşılaşmalar ve karşılaştırmalı din düşüncesi yoluyla İslam kültürü, felsefesi, teolojisi ve maneviyatının Avrupa ve İngiliz entelektüel bağlamlarında nasıl yer edindiğini incelemektedir. Analiz, James Joyce’un Ulysses, T. S. Eliot’un Çorak Ülke ve Virginia Woolf’un Mrs. Dalloway adlı eserlerine odaklanmaktadır. Bu edebi eserler, temaları, anlatı yapıları ve modern deneyimin betimlenişi içinde İslami kültürel unsurların, dini fikirlerin, Oryantalist temsillerin ve manevi kavramların ortaya çıktığı farklı yolları belirlemek amacıyla incelenmektedir. Kimlik, parçalanma, ölümlülük, maneviyat, kültürel çoğulculuk ve anlam arayışı konularına özel önem verilmektedir. Çalışma ayrıca, tüm Doğu veya Avrupa dışı unsurları doğrudan İslami etkinin kanıtı olarak değerlendirmekten kaçınmak amacıyla, doğrudan İslami atıflar, aracılı kültürel etki, Oryantalist temsiller ve karşılaştırmalı felsefi ya da mistik yankılar arasında ayrım yapmaktadır. Bulgular, İslam kültürüyle olan ilişkinin bu üç yazar arasında farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır: Joyce en açık ve net İslam referanslarını sunarken, Eliot karşılaştırmalı dini ve felsefi yorumlar için daha geniş imkânlar sunmaktadır; Woolf’un eserleri ise imparatorluk kültürel arabuluculuğu ve olası Sufi yankıları ile daha yakından ilişkilidir. Bu farklı etkileşim biçimlerini inceleyerek, araştırma modernizmi kültürlerarası ve ulusötesi bir edebi hareket olarak daha geniş bir şekilde anlamaya katkıda bulunur ve modernist edebiyatın geliştiği daha geniş entelektüel ortamda İslam kültürünün önemini ortaya koyar.; ABSTRACT:&#13;
This study aims to provide an in-depth analysis of the influence and presence of Islamic culture in modernist English-language literature by examining the historical, intellectual, and spiritual relationships between Islamic thought and literary modernism. The research explores how Islamic culture, philosophy, theology, and spirituality became available within European and British intellectual contexts through cultural exchange, translation, Orientalism, imperial encounters, and comparative religious thought. The analysis focuses on James Joyce’s Ulysses, T. S. Eliot’s The Waste Land, and Virginia Woolf’s Mrs. Dalloway. These literary works are examined to identify the different ways in which Islamic cultural elements, religious ideas, Oriental representations, and spiritual concepts appear within their themes, narrative structures, and representations of modern experience. Particular attention is given to questions of identity, fragmentation, mortality, spirituality, cultural plurality, and the search for meaning. The study also distinguishes between direct Islamic reference, mediated cultural influence, Orientalist representation, and comparative philosophical or mystical resonance in order to avoid treating all Eastern or non-European elements as evidence of direct Islamic influence. The findings indicate that the relationship with Islamic culture differs among the three writers: Joyce provides the clearest explicit Islamic references, Eliot offers broader possibilities for comparative religious and philosophical interpretation, while Woolf’s work is more closely associated with imperial cultural mediation and possible Sufi resonance. By examining these different forms of engagement, the research contributes to a broader understanding of modernism as an intercultural and transnational literary movement and demonstrates the importance of Islamic culture within the wider intellectual environment in which modernist literature developed.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6437">
<title>Postkolonyal Tiyatroda Göçmenler: Asıf Khan’ın Wıllkommen ve Sharmıla Chauhan’ın Nothıng to Declare Oyunlarında Irk, Aidiyet ve Ötekilik</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6437</link>
<description>Postkolonyal Tiyatroda Göçmenler: Asıf Khan’ın Wıllkommen ve Sharmıla Chauhan’ın Nothıng to Declare Oyunlarında Irk, Aidiyet ve Ötekilik
BOYDAK AŞAN, Alina
ÖZET:&#13;
Bu tez, Asif Khan’ın Willkommen ve Sharmila Chauhan’ın Nothing to Declare adlı oyunlarında göçmen kimliğinin çağdaş İngiliz tiyatrosunda nasıl temsil edildiğini inceler. Çalışmanın odağında, göçün bu oyunlarda yer değiştirme deneyiminin ötesine geçerek savaş, sınır, dil, aile hafızası, sömürge mirası ve aidiyet arayışıyla birlikte kurulması yer alır. Willkommen, savaş nedeniyle ülkesinden ayrılan Ammar’ın çocuk bakışı üzerinden mültecilik deneyimini ele alır; deniz, sınır, kalabalık ve “hoş geldiniz” söylemi aracılığıyla güvenlik ve kabul edilme duygusunun kırılganlığını gösterir. Nothing to Declare ise, önce Hindistan’dan Uganda’ya, ardından Uganda’dan Britanya’ya göç eden bir ailenin kimlik, aidiyet, asimilasyon ve hafıza deneyimlerine odaklanır. Oyunda bilezikler ve künyeler, aile içinde aktarılan hatıraları ve imparatorluk geçmişinin izlerini taşıyan nesneler olarak öne çıkar. Çalışmanın kuramsal çerçevesini postkolonyal kuram, diyaspora çalışmaları ve kültürel kimlik tartışmaları oluşturur. Bu doğrultuda melezlik, taklit, ötekilik, aidiyet, temsil ve hafıza kavramlarından yararlanılır. Göçmen kimliklerinin sahnede nasıl temsil edildiğini incelemek amacıyla eleştirel söylem analizinden yararlanılmış; karakterler, mekânlar, nesneler ve dil kullanımı postkolonyal bir perspektifle analiz edilmiştir. İnceleme, her iki oyunda da göçmenliğin yalnızca mağduriyet ya da uyum anlatısı olarak kurulmadığını; kayıp, direnç, hafıza ve yeni aidiyet biçimleriyle birlikte sahnelendiğini ortaya koyar.; ABSTRACT:&#13;
This thesis examines the representation of migrant identity in contemporary British theatre through Asif Khan’s Willkommen and Sharmila Chauhan’s Nothing to Declare. The study considers migration not only as an experience of displacement but also as a process shaped by war, borders, language, family memory, colonial legacies, and the search for belonging. Willkommen addresses Ammar’s experience of uncertainty from a child’s perspective after he is forced to leave his country because of war. Through recurring images of the sea, borders, crowds, and the discourse of “welcome,” the play reveals the fragility of the sense of safety and acceptance. Nothing to Declare focuses on the experiences of identity, belonging, assimilation, and memory within a family that first migrates from India to Uganda and subsequently from Uganda to Britain. In the play, suitcases and dog tags emerge as objects that carry intergenerational memories and traces of Britain’s imperial past. The theoretical framework of the study draws on postcolonial theory, diaspora studies, and debates on cultural identity. Accordingly, the analysis employs the concepts of cultural mimicry, otherness, belonging, representation, and memory. Critical discourse analysis is used to examine how migrant identities are represented on stage, while the characters, spaces, objects, and use of language are analysed from a postcolonial perspective. The study demonstrates that migration is not constructed in either play solely as a narrative of victimhood or assimilation; rather, it is staged through loss, resistance, memory, and the formation of new modes of belonging.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
