<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Fen Bilimleri Enstitüsü</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1357</link>
<description>Institute of Sciences</description>
<pubDate>Fri, 09 Oct 2026 16:37:46 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-10-09T16:37:46Z</dc:date>
<item>
<title>Determination of Serum Fatty Acids Profile in Patients Undergoing Myocard Infarct in Erbil</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6396</link>
<description>Determination of Serum Fatty Acids Profile in Patients Undergoing Myocard Infarct in Erbil
ISMAEL, Saman Tawfeeq
ABSTRACT:&#13;
In this master's thesis study, fatty acids profile, lipid profile, and cardiac biochemical's were studied in myocardial infarction and compared with healthy individuals at Erbil province in Iraq. First about cardiac biochemical's shows the mean S. troponin and CK-MB levels in the normal and MI groups. The results obtained indicate that the mean level of S. troponin and CK-MB in MI group were significantly very higher than that of control group (p&lt;0.0001).&#13;
Then about fatty acid composition provides the Mean ± SD, of each of the total saturated, monounsaturated and poly unsaturated fatty acids in control and MI groups, the results obtained that the mean of S. total saturated fatty acids in MI group was non-significantly higher than that of control group, S. total monounsaturated fatty acids in MI significantly (P&lt;0.05) lower than that of control group, and S. total polyunsaturated fatty acids in MI group significantly (P&lt;0.001) lower than that of control group.&#13;
Finally, the Mean ± SD, of each of the lipid profile, indicated that each of S. triglycerides and S. total cholesterol in MI were significantly higher than that of controls (P&lt;0.001), S.LDL in MI group was significantly higher than that of controls (P&lt;0.0001), while S.HDL in MI group was significantly lower than that of control group (P&lt;0.001).; ÖZET:&#13;
Bu yüksek lisans tez çalışmasında Irak’ın Erbil şehrinde miyokard enfarktüsü geçiren hastalarda yağ asidi profili, lipid profili ve kardiyak biyokimyasal değerler çalışıldı ve sağlıklı bireylerle karşılaştırıldı. Önce kardiyak biyokimyasal veriler normal ve MI gruplarında S. troponin ve CK-MB düzeylerini göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, MI grubunda ortalama S. troponin ve CK-MB seviyesinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermektedir (p &lt;0,0001).&#13;
Daha sonra, yağ asidi bileşimi, kontrol ve MI gruplarındaki toplam doymuş, tekli doymamış ve poli doymamış yağ asitlerinin ortalama ± SD'sini sağlar; elde edilen sonuçlar, MI grubundaki toplam S. doymuş yağ asitlerinin ortalamasının, MI grubundaki ortalama doymamış yağ asitlerinin ortalamasının, kontrol grubuna göre S. toplam mono-doymamış yağ asitleri, kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük (P &lt;0,05) ve MI grubunda S. çoklu doymamış yağ asitleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük (P &lt;0,001) bulundu.&#13;
Son olarak, her bir lipid profilinin ortalama ± SD, MI'daki S. trigliseridlerin ve S. total kolesterolün, MI grubundaki kontrollerden daha yüksekti (P &lt;0,001), S.LDL'nin MI grubunda anlamlı olarak daha yüksek olduğunu gösterdi (P &lt;0,0001), MI grubundaki S.HDL ise kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha düşüktü (P &lt;0,001).
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6396</guid>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Alüminyum Kasnakların Tahrikinde Kullanılan V-Kayışlarının Otomatik Soğutulmasının Araştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6395</link>
<description>Alüminyum Kasnakların Tahrikinde Kullanılan V-Kayışlarının Otomatik Soğutulmasının Araştırılması
GÜRGÖZE, Sündüs
ÖZET:&#13;
Yapılan bu çalışmada, Alüminyum kasnakların tahrikinde kullanılan V-kayışlarının otomatik soğutulması araştırıldı. Bu araştırmada, Makine Mühendisliği Laboratuvarlarında imal edilen bir deney seti kullanılarak, önceden hazırlanan 8, 16 ve 32 düz ve eğik kanatçıklara sahip kasnaklar ile yine aynı ölçülere sahip kanatsız kasnakların projeleri hazırlanarak imalatları yapılıp deneye hazır hale getirildi. Araştırmada; 17X1400TS148 ölçülerde SPZ tipi 8 adet dar V- kayışı, gücü 0,25 kW ve dakikadaki devir sayısı 1350 olan VOLT marka bir doğru akım motoru, kayış kasnak sıcaklıkları Infrared Lazer Termometre marka bir termokupl ve toplam devir sayıları da, alüminyum kasnakların alnına yerleştirilen ENDA SİSEL A.Ş. ECH 4400 sayıcı marka bir takometre ile ölçüldü.&#13;
Deneylerde, daha önce yapılan araştırmada kullanılan; 4000, 8000, 16000, 32000 ve 64000 toplam devirler esas alındı. Bu kabulle elde edilen sonuçların karşılaştırılmasına yapılmasına imkan sağlandı. Deneylere başlamadan önce; ortam sıcaklığı, kasnak sıcaklığı ve V-kayışının sıcaklıkları ölçülerek deneylere başlandı. Elde edilen sonuçlar; önceden çelik kasnaklar ile yapılan sonuçlar ile karşılaştırıldı.&#13;
Ayrıca bu araştırmada her toplam devir sonunda, V-kayışlarının yüzeylerinde meydana gelen bozulmalar da Fırat Üniversitesinin Makine Mühendisliği laboratuvarında bulunan metal mikroskopta fotoğrafları çekilerek kayış kayması ile olan ilişiği araştırıldı.; ABSTRACT:&#13;
In this study, automatic cooling of V-belts used to drive aluminum pulleys was investigated. In this research, using a test set manufactured in Mechanical Engineering Laboratories, the projects of pre-prepared 8, 16 and 32 flat and inclined fins and the same size wingless pulleys were prepared and made ready for the experiment. In the study; 8 SPZ type narrow V-belts with 17X1400TS148, 0.25 kW and a 1350 VOLT direct current motor, belt pulley temperatures Infrared Laser Thermometer brand thermocouple and total revolutions on aluminum foreheads ENDA SİSEL A.Ş. The ECH 4400 counter was measured with a tachometer. In experiments, previously used in research; The total revolutions of 4000, 8000, 16000, 32000 and 64000 were taken as basis, and the comparison of the results obtained with this acceptance was made possible. Before starting the experiments; ambient temperature, pulley temperature and V-belt temperatures were measured. Obtained results; compared with the results previously made with steel pulleys. In addition, in this study, the deterioration of the surfaces of V-belts at the end of each total cycle was also taken under the microscope of the Mechanical Engineering Laboratory of Fırat University and their relationship with the belt slip was investigated.
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2019 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6395</guid>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Erzincan İli Kemaliye İlçesinde Arıcılığın Mevcut Durumu ve Sorunları</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6394</link>
<description>Erzincan İli Kemaliye İlçesinde Arıcılığın Mevcut Durumu ve Sorunları
HEVEDANLI, İstek
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Erzincan ili Kemaliye ilçesinde arıcılığın mevcut durumunu, işletmelerin sosyoekonomik ve teknik özelliklerini, üretim yapısını, pazarlama durumunu ve üreticilerin karşılaştıkları temel sorunları belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın ana materyalini, Kemaliye ilçesinde faaliyet gösteren arıcılık işletmelerindeki üreticilerle yapılan anketlerden elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Toplam 35 sorudan oluşan anketler, 2025 yılı Nisan ve Mayıs aylarında, iki aylık süreyle ilçede bulunan 84 arıcılık işletmecisi ile yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmış; bazı değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Ki-kare testi, koloni başına bal verimini etkileyen faktörlerin incelenmesinde ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Kemaliye ilçesinde arıcılık yapan üreticilerin yaş ortalaması 57,93 olarak belirlenmiş ve üreticilerin önemli bir bölümünün ileri yaş grubunda yer aldığı saptanmıştır. İşletme sahiplerinin çoğunlukla ilkokul mezunu olduğu ve önemli bir kısmının arıcılık konusunda kurumsal eğitim almadığı belirlenmiştir. Arıcılığın üreticilerin yalnızca %25’i için ana meslek olduğu, %75’i için ise ek iş veya hobi niteliği taşıdığı tespit edilmiştir. İlçede sabit arıcılık %58,3 oranıyla yaygın olmakla birlikte, bölge içi gezginci arıcılık da önemli bir üretim biçimi olarak görülmüştür. İşletmelerde koloni sayılarının çoğunlukla 51 ile 200 adet arasında yoğunlaştığı, koloni başına ortalama bal veriminin ise 11,83 kg olduğu belirlenmiştir. Bal üretimi temel faaliyet olmakla birlikte, polen, propolis ve arı sütü üretiminin sınırlı düzeyde yapıldığı görülmüştür. Üretilen balın büyük oranda perakende olarak ve doğrudan üretici tarafından pazarlandığı saptanmıştır. Arı sağlığı açısından en yaygın sorun Varroa paraziti olarak belirlenmiş ve hastalıklarla mücadelede teknik bilgi eksikliği önemli sorunlar arasında yer almıştır. Üreticilerin eğitim düzeyi, arıcılık deneyimi, arıcılık eğitimi alma durumu, uygulanan arıcılık yöntemi ve kullanılan arı ırkına göre koloni başına bal verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir (P&gt;0,05). Buna karşılık, işletmeler koloni sayılarına göre değerlendirildiğinde, koloni başına bal veriminin işletme ölçekleri arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Bu bulgu, koloni başına bal veriminin üreticilerin bireysel ve demografik özelliklerinden ziyade, işletme ölçeği ile buna bağlı koloni yönetimi ve kaynak kullanım etkinliğinden etkilenebileceğini düşündürmektedir.&#13;
Sonuç olarak, Kemaliye ilçesinde arıcılığın önemli bir potansiyele sahip olduğu; ancak genç üretici eksikliği, teknik eğitim yetersizliği, ürün çeşitliliğinin sınırlı kalması, hastalıklarla mücadelede bilinç eksikliği ve pazarlama kanallarının yeterince gelişmemesi gibi sorunların sektörün sürdürülebilir gelişimini sınırlandırdığı belirlenmiştir. Bölge arıcılığının geliştirilmesi için üreticilere yönelik uygulamalı eğitimlerin artırılması, genç desteklenmesi, hastalıklarla mücadelede eş zamanlı uygulamaların yaygınlaştırılması, ürün çeşitliliğinin teşvik edilmesi ve pazarlama olanaklarının güçlendirilmesi önerilmektedir.; ABSTRACT:&#13;
This study was conducted to assess the current status of beekeeping in Kemaliye district of Erzincan Province, Türkiye, with particular emphasis on the socioeconomic and technical characteristics of beekeeping enterprises, production structure, marketing practices, and the major problems encountered by beekeepers. The primary material of the study consisted of data obtained through face-to-face surveys conducted with beekeepers operating in Kemaliye district. A total of 35 questions were included in the questionnaire, which was administered to 84 beekeepers over a two-month period in April and May 2025. The data were evaluated using descriptive statistics, including frequencies, percentages, means, and standard deviations. The chi-square test was used to examine associations between selected variables, while one-way analysis of variance (ANOVA) was employed to investigate the factors affecting honey yield per colony. The findings showed that the mean age of beekeepers in Kemaliye was 57.93 years, indicating that a substantial proportion of producers belonged to older age groups. Most beekeepers were primary school graduates, and a considerable proportion had not received any formal training in beekeeping. Beekeeping was identified as the primary occupation for only 25% of the producers, whereas it represented a secondary occupation or hobby for the remaining 75%. Although stationary beekeeping was the predominant production system (58.3%), transhumant beekeeping within the region was also an important production practice. The number of colonies per enterprise was predominantly between 51 and 200, while the mean honey yield was 11.83 kg per colony. Although honey production was the principal beekeeping activity, the production of pollen, propolis, and royal jelly was found to be limited. Most of the honey produced was marketed directly by the producers through retail channels.Varroa infestation was identified as the most prevalent bee health problem, while insufficient technical knowledge regarding disease and parasite control was also reported as a major constraint.No statistically significant differences in honey yield per colony were observed according to the beekeepers’ educational level, beekeeping experience, participation in beekeeping training, beekeeping production system, or bee breed used (P &gt; 0.05). In contrast, when enterprises were evaluated according to colony size, honey yield per colony differed highly significantly among enterprise size groups. This finding suggests that honey yield per colony may be influenced more strongly by enterprise scale and the associated efficiency of colony management and resource utilization than by the individual and demographic characteristics of producers.&#13;
In conclusion, beekeeping in Kemaliye has considerable potential; however, the shortage of young beekeepers, inadequate technical training, limited product diversification, insufficient awareness of disease and parasite control, and underdeveloped marketing channels constrain the sustainable development of the sector. To promote the development of regional beekeeping, it is recommended that practical training programs for producers be expanded, greater support be provided to young beekeepers, synchronized disease and parasite control practices be promoted, product diversification be encouraged, and marketing opportunities and channels be strengthened.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6394</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bazı Tıbbi ve Yem Bitkilerinin Arıcılık Açısından Değerlendirilmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6392</link>
<description>Bazı Tıbbi ve Yem Bitkilerinin Arıcılık Açısından Değerlendirilmesi
UÇAR, Rıdvan
ÖZET:&#13;
Bu araştırma; üç yem ve üç tıbbi-aromatik bitki türünün Bingöl ili ekolojik koşullarında arı merası olarak değerlendirilme potansiyellerinin ve bazı verim unsurlarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2021 ve 2022 yılları yetiştirme döneminde Bingöl Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Alanında yürütülmüştür.&#13;
Araştırmada, bitkisel materyal olarak Macar fiği (Vicia pannonica), korunga (Onobrychis viciifoli), ak üçgül (Trifolium repens), lavanta (Lavandula intermedia), fesleğen (Ocimum basilicum) ve kekik (Satureja hortensis) bitkileri kullanılmıştır. Her bir bitki için 33x33 metrelik parseller halinde ekim ve dikim yapılmıştır. Araştırmada her bitki için; m2’de arı sayısı, arının çiçekte kalma süresi, bitki boyu, bitki başına sap sayısı, sapta çiçek sayısı, bitki başına çiçek sayısı, m2’de bitki sayısı, m2’de çiçek sayısı ve biyolojik verim gibi özellikler incelenmiştir. Ayrıca çalışmada yer alan tıbbi ve aromatik bitkilerin yeşil ve kuru herba ağırlıkları ile yağ asidi içerikleri ve arı merasından elde edilen bal miktarları da belirlenmiştir.&#13;
Çalışmanın iki yıllık ortalama değerleri göz önünde tutulduğunda; en uzun süre çiçekli kalan bitki fesleğen (58 gün) olurken, en az çiçekli kalan bitki Macar fiği (16 gün) olmuştur. Ortalama en fazla arı ziyareti 63 adet/arı ile lavanta bitkisine olurken, en az arı ziyareti 12 adet/arı ile fesleğen bitkisine olmuştur. Arılar en fazla süreyi Macar fiği çiçeklerinde (8 sn), en az süreyi de kekik çiçeklerinde (2 sn) geçirmiştir. Çiçek sayısı (m2 veya bitki başına) bakımından kekik (2361 adet) ilk sırada yer alırken, son sırada ak üçgül (92 adet) bulunmuştur. Arıların tohum verimi üzerindeki etkinliği incelendiğinde lavanta bitkisinin ön plana çıktığı belirlenmiştir. Bitkilerin ortalama biyolojik verimleri incelendiğinde en fazla biyolojik verim ak üçgül bitkisinden elde edilirken, en az biyolojik verim elde edilen bitki Macar fiği olmuştur. Yeşil ve kuru herba ağırlığı en fazla fesleğen bitkisinden (745 ve 207,5 g/m2 ) elde edilirken, en az yeşil ve kuru herba ağırlığı da kekik bitkisinden (525 ve 162 g/m2 ) elde edilmiştir.&#13;
Sonuç olarak çalışmada kullanılan bitkilerin arı merası oluşturma potansiyellerinin yüksek olduğu, bal arılarının bitki tozlaşmasında çok önemli bir faktör olduğu, tarımsal üretim faaliyetleri ile arıcılık faaliyetlerinin beraber yürütülebileceği, arı merası tesis etmenin gezginci arıcılık faaliyetlerini önemli oranda azaltabileceği ve tarımsal alanlardan daha fazla gelir sağlanabileceği fikri hasıl olmuştur.; ABSTRACT:&#13;
This research; Evaluation of the potentials of three forage and three medicinal-aromatic plant species as bee pastures in the ecological conditions of Bingöl province and was carried out to determine some yield elements. The research was carried out in the field of Agricultural Practice and Research at Bingöl University during the growing season of 2021 and 2022.&#13;
In the research, Hungarian vetch (Vicia pannonica), sainfoin (Onobrychis viciifolia), white clover (Trifolium repens), lavender (Lavandula intermedia), basil (Ocimum basilicum) and thyme (Satureja hortensis) plants were used. Sowing and planting were done in 33x33 meter plots for each plant. For each plant in the research; properties such as number of bees per m2, duration of stay in flower, plant height, number of stems per plant, number of flowers per stem, number of flowers per plant, number of plants per m2, number of flowers per m2 and biological yield were investigated. In addition, the green and dry herb weights and fatty acid contents of the medicinal and aromatic plants included in the study and the amount of honey obtained from the bee pasture were determined.&#13;
Considering the two-year average values of the study; the longest flowering plant was basil (58 days), while the least flowering plant was Hungarian vetch (16 days). On average, the most bee visits were to the lavender plant with 63 bees/m2, while the least bee visits were to the basil plant with 12 bees/m2. Bees spent the most time in Hungarian vetch flowers (8 s) and the least time in thyme flowers (2 s). In terms of the number of flowers (per m2 or per plant), thyme (2361 pieces) was in the first place, while white clover (92 pieces) was found in the last place. When the effectiveness of bees on seed yield was examined, it was determined that the lavender plant came to the fore. When the average biological yields of the plants were examined, the highest biological yield was obtained from the white clover plant, while the plant with the least biological yield was Hungarian vetch. While the highest green and dry herb weight was obtained from basil (745 and 207,5 g/m2), the least green and dry herb weight was obtained from thyme (525 and 162 g/m2).&#13;
As a result, the plants used in the study have a high potential to create bee pastures, honey bees are a very important factor in plant pollination, that agricultural production activities and beekeeping activities can be carried out together. The idea has emerged that establishing bee pastures can significantly reduce migratory beekeeping activities and provide more income from agricultural areas.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6392</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
