<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1362">
<title>Gıda Güvenliği</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1362</link>
<description>Food Safety</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6466"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6465"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6464"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5944"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-10-30T10:58:31Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6466">
<title>Bingöl Üniversitesi Öğrencilerinin Besin Takviyeleri Hakkında Bilgi Düzeyleri ve Kullanım Durumları</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6466</link>
<description>Bingöl Üniversitesi Öğrencilerinin Besin Takviyeleri Hakkında Bilgi Düzeyleri ve Kullanım Durumları
TOPRAK, Songül
ÖZET:&#13;
Bu araştırma, Bingöl Üniversitesi öğrencilerinin besin takviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerini, kullanım durumlarını ve amaçlarını belirlemek; besin takviyesi kullanımını etkileyen sosyal, psikolojik ve beslenmeye ilişkin faktörleri incelemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tipte gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Bingöl Üniversitesinde öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 434 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından ilgili literatür doğrultusunda hazırlanan ve sosyodemografik özellikler, beslenme alışkanlıkları, besin takviyesi kullanımı, bilgi düzeyi ile sosyal ve psikolojik faktörleri değerlendiren 39 soruluk anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21,4±4,0 yıl olup, %54,1’i kadın, %45,9’u erkektir. Katılımcıların %41,2’si düzenli sportif faaliyet yaptığını, %38,5’i ise düzenli bir beslenme programı uyguladığını belirtmiştir. Besin takviyesi kullanım oranı %23,0 olarak belirlenmiş; en sık kullanılan takviyelerin omega-3, whey protein, ve kreatin olduğu saptanmıştır. Takviye kullanımının başlıca amaçları kas kütlesini artırmak, güç kazanmak ve sportif performansı geliştirmektir. Takviye kullanan öğrencilerin önemli bir bölümü, kullanım sonrasında antrenman performanslarında olumlu değişiklikler hissettiklerini ifade etmiştir. Katılımcıların %41,5’inin besin takviyeleri hakkında bilgi sahibi olduğu belirlenmiştir. Başlıca bilgi kaynakları internet, spor eğitmenleri ve doktor/diyetisyenlerdir. Besin takviyesi kullanımında spor eğitmenlerinin etkisinin sosyal çevreye kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür Sonuç olarak, Bingöl Üniversitesi öğrencilerinde besin takviyesi kullanım oranı görece düşük olmakla birlikte, ürün tercihinde internetin ve spor eğitmenlerinin önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Besin takviyeleri hakkındaki bilgi düzeyinin sınırlı olması ve sağlık profesyonellerine danışma gereksinimi, öğrencilerin bilinçli kullanım konusunda desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Araştırma bulgularının, üniversite öğrencilerine yönelik beslenme eğitimi programlarının geliştirilmesine ve besin takviyelerinin bilinçli kullanımının yaygınlaştırılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.; ABSTRACT:&#13;
This study was conducted using a descriptive cross-sectional design to determine Bingöl University students’ knowledge levels, usage patterns, and purposes regarding dietary supplements, as well as to examine the social, psychological, and nutritional factors influencing supplement use. The study sample consisted of 434 students enrolled at Bingöl University who voluntarily participated in the research. Data were collected using a 39-item questionnaire developed by the researcher based on the relevant literature. The questionnaire assessed participants’ sociodemographic characteristics, dietary habits, dietary supplement use, knowledge levels, and social and psychological factors. The mean age of the participants was 21.4 ± 4.0 years, of whom 54.1% were female and 45.9% were male. Of the participants, 41.2% reported engaging in regular physical activity, while 38.5% stated that they followed a regular dietary program. The prevalence of dietary supplement use was 23.0%, and the most frequently used supplements were omega-3, whey protein, and creatine. The primary purposes of supplement use were to increase muscle mass, gain strength, and improve athletic performance. A substantial proportion of students who used supplements reported experiencing positive changes in their training performance following supplement use. It was determined that 41.5% of the participants had knowledge of dietary supplements. The main sources of information were the internet, sports trainers, and doctors/dietitians. The influence of sports trainers on dietary supplement use was found to be greater than that of the participants’ social circles. In conclusion, although the prevalence of dietary supplement use among Bingöl University students was relatively low, the internet and sports trainers played important roles in supplement selection. Limited knowledge of dietary supplements and the need for greater consultation with healthcare professionals indicate that students should be supported in developing informed supplement-use practices. The findings of this study are expected to contribute to the development of nutrition education programs for university students and to promote the informed use of dietary supplements.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6465">
<title>Bazı Crataegus L. Türlerinin Biyolojik Aktivite Özelliklerinin Araştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6465</link>
<description>Bazı Crataegus L. Türlerinin Biyolojik Aktivite Özelliklerinin Araştırılması
ERYATAN, Esra
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada, Bingöl ilinden toplanan Crataegus orientalis Pall. ex M.Bieb. var. orien-talis, Crataegus monogyna Jacq. var. monogyna ve Crataegus azarolus L. taksonlarının toprak üstü kısımlarından hidrodistilasyon yöntemiyle elde edilen uçucu yağların kimya-sal bileşimleri ile antifungal, antimikrobiyal ve antioksidan aktiviteleri karşılaştırmalı ola-rak araştırılmıştır. Uçucu yağ verimleri Crataegus orientalis var. orientalis, C. monogyna var. monogyna ve C. azarolus için sırasıyla %0,4, %0,3 ve %0,7 olarak belirlenmiştir. GC-MS analizlerinde Crataegus orientalis var. orientalis uçucu yağının başlıca bileşenle-ri 2-heksenal (%26,85), p-simen (%8,41) ve heptakosan (%8,01); C. monogyna var. mo-nogyna uçucu yağının başlıca bileşenleri nonakosan (%16,12), geraniol (%9,79) ve hep-takosan (%9,12) olarak tespit edilmiştir. C. azarolus uçucu yağında ise trikosan (%23,50), pentakosan (%21,10) ve heptakosan (%13,80) baskın bileşenler olarak belir-lenmiştir.&#13;
C. azarolus uçucu yağının Ascosphaera apis üzerindeki antifungal etkisi agar seyreltme yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kontrol grubunda 90 mm olan miselyal koloni çapı, 5, 10, 20 ve 40 μL uygulamalarında sırasıyla 68,33, 65,00, 58,67 ve 53,67 mm‘ye düşmüş; en yüksek uygulama miktarında yaklaşık %40,37 inhibisyon elde edilmiştir. Disk difüzyon sonuçlarına göre C. azarolus, incelenen mikroorganizmaların çoğunda diğer taksonlardan daha geniş inhibisyon zonları oluşturmuş; en yüksek değer Bacillus megaterium üzerinde 20 mm olarak belirlenmiştir.&#13;
DPPH analizinde en yüksek test konsantrasyonunda C. monogyna var. monogyna, Cra-taegus orientalis var. orientalis ve C. azarolus için sırasıyla %80,10, %80,02 ve %70,62 radikal süpürme aktivitesi elde edilmiştir. C. azarolus en yüksek TAS değerinin yanında en yüksek TOS ve OSI değerlerini de göstermiştir. Sonuçlar, incelenen Crataegus takson-larının farklı kimyasal profillere ve seçici biyolojik aktivitelere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte bu potansiyelin doğrulanması için standardizasyon, nicel an-timikrobiyal analizler, toksisite değerlendirmeleri ve in vivo çalışmalar gereklidir.; ABSTRACT:&#13;
In this study, the chemical compositions and antifungal, antimicrobial, and antioxidant activities of essential oils obtained by hydrodistillation from the aerial parts of Crataegus orientalis Pall. ex M.Bieb. var. orientalis, Crataegus monogyna Jacq. var. monogyna and Crataegus azarolus L. collected in Bingöl Province were comparatively investigated. Es-sential oil yields were determined as 0.4%, 0.3%, and 0.7% for C. orientalis var. orienta-lis, C. monogyna var. monogyna, and C. azarolus, respectively. GC-MS analysis identi-fied 2-hexenal (26.85%), p-cymene (8.41%), and heptacosane (8.01%) as the major com-ponents of Crataegus orientalis var. orientalis essential oil. The major components of C. monogyna var. monogyna essential oil were nonakosan (16.12%), geraniol (9.79%), and heptacosane (9.12%), whereas tricosane (23.50%), pentacosane (21.10%), and heptaco-sane (13.80%) predominated in C. azarolus essential oil.&#13;
The antifungal activity of C. azarolus essential oil against Ascosphaera apis was evalua-ted using the agar dilution method. The mycelial colony diameter, which was 90 mm in the control group, decreased to 68.33, 65.00, 58.67, and 53.67 mm following applications of 5, 10, 20, and 40 μL, respectively. The highest application amount produced app-roximately 40.37% inhibition. According to the disk diffusion results, C. azarolus produ-ced wider inhibition zones than the other taxa against most of the tested microorganisms, with the highest value of 20 mm recorded against Bacillus megaterium.&#13;
At the highest tested concentration, DPPH radical scavenging activities were 80.10%, 80.02%, and 70.62% for C. monogyna var. monogyna, Crataegus orientalis var. oriental-is, and C. azarolus, respectively. Although C. azarolus exhibited the highest TAS value, it also showed the highest TOS and OSI values. These findings demonstrate that the in-vestigated Crataegus taxa possess distinct chemical profiles and selective biological acti-vities. Nevertheless, standardization, quantitative antimicrobial assays, toxicity assess-ments, and in vivo studies are required to confirm their potential applications.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6464">
<title>Diyarbakır Ekolojik Koşullarında Bazı Makarnalık Buğday Genotiplerinin Verim ve Verim Komponentleri ile Bazı Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6464</link>
<description>Diyarbakır Ekolojik Koşullarında Bazı Makarnalık Buğday Genotiplerinin Verim ve Verim Komponentleri ile Bazı Kalite Özelliklerinin Belirlenmesi
YILMAZ, Gülseren
ÖZET:&#13;
Bu araştırma, Diyarbakır ekolojik koşullarında bazı makarnalık buğday genotiplerinin verim, verim komponentleri ve bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Eğitim Merkezi deneme alanlarında sulu koşullarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada materyal olarak 20 ileri kademe hat ile 5 standart çeşit (Eyyubi, Güneyyıldızı, Mervani, Sümerli ve Zühre) olmak üzere toplam 25 makarnalık buğday genotipi kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada tane verimi, hektolitre ağırlığı, protein oranı, bitki boyu, başaklanma süresi ve bin tane ağırlığı gibi verim ve kalite özellikleri incelenmiştir. Elde edilen veriler JMP istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş ve ortalamalar arasındaki farklılıklar Tukey testi ile belirlenmiştir.&#13;
Araştırma sonuçlarına göre, tane verimi bakımından genotipler arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar belirlenmiştir. En yüksek tane verimi bazı ileri kademe hatlardan elde edilmiş olup, özellikle 15 numaralı genotip yüksek performans göstermiştir. Hektolitre ağırlığı bakımından genotipler arasında önemli farklılıklar belirlenmemiştir. Protein oranı bakımından ise hem genotip hem de tekerrür etkisinin önemli olduğu saptanmıştır. Bazı genotiplerin yüksek protein oranı ve yüksek verim değerlerini birlikte göstermesi dikkat çekmiştir. Araştırma sonucunda, Diyarbakır koşullarında yüksek verim ve kalite potansiyeline sahip bazı ileri kademe makarnalık buğday hatlarının bölge için ümitvar olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulguların, makarnalık buğday ıslah programlarına katkı sağlayacağı ve bölge üreticileri için uygun çeşit seçiminde yol gösterici olacağı düşünülmektedir.; ABSTRACT:&#13;
This study was conducted to determine the yield, yield components, and some quality characteristics of durum wheat genotypes under Diyarbakır ecological conditions. The experiment was carried out under irrigated conditions at the experimental fields of the GAP International Agricultural Research and Training Center. A total of 25 durum wheat genotypes, including 20 advanced lines and 5 standard cultivars (Eyyubi, Güneyyıldızı, Mervani, Sümerli, and Zühre), were used as plant material. The experiment was established according to a randomized complete block design with three replications. In the study, yield and quality traits such as grain yield, hectoliter weight, protein content, plant height, heading time, and thousand kernel weight were investigated. The obtained data were analyzed using the JMP statistical software, and differences among means were determined by Tukey test.&#13;
According to the results, statistically significant differences were determined among genotypes in terms of grain yield. The highest grain yield values were obtained from some advanced lines, and genotype number 15 showed superior performance. No significant differences were found among genotypes for hectoliter weight. In terms of protein content, both genotype and replication effects were found to be significant. Some genotypes were remarkable for combining high protein content with high grain yield. As a result of the study, several advanced durum wheat lines with high yield and quality potential were identified as promising genotypes for Diyarbakır conditions. The findings obtained from this study are expected to contribute to durum wheat breeding programs and provide guidance for suitable cultivar selection for regional producers
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5944">
<title>Bazı 8-Anilinobodıpy Boyalarının Sentezi ve Suda Kromoflorojenik Nitrit İyonu Tespiti Uygulamaları</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5944</link>
<description>Bazı 8-Anilinobodıpy Boyalarının Sentezi ve Suda Kromoflorojenik Nitrit İyonu Tespiti Uygulamaları
BÜRKEK, Mustafa
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada, iki 8-(4-anilino) BODIPY türevi (NP-1 ve NP-2) sentezlenmiş ve nitrit iyonu algılama potansiyelleri incelenmiştir. Bileşikler, literatür rehberliğinde 4-nitrobenzaldehit ve 2,4-dimetilpirol bileşiklerinin asidik ortamda kondenzasyonu ile ilgili dipirometan türevlerine dönüştürülmüştür. Daha sonra, bu türevler DDQ oksidantı kullanılarak yükseltgenmiş ve dipirometen türevlerine çevrilmiştir. Ardından, bazik ortamda bor triflorür eteratı ile muamele edilerek hedef probların öncü bileşikleri olan 8-(4-nitrofenil) BODIPY türevleri elde edilmiştir. Bu bileşikler, asidik ortamda demir (demir tozu) ile indirgenerek hedef 8-(4-anilino) BODIPY bileşikleri (NP-1 ve NP-2) başarıyla sentezlenmiştir.&#13;
UV-vis spektroskopisi, NP-1’in H-sübstitüsyonları nedeniyle pH değişimine bağlı belirgin bir kırmızıya kayma (6 nm) sergilediğini, NP-2’nin ise metil sübstitüsyonlarından kaynaklı sterik etkilerle daha sınırlı bir kayma (3 nm) gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, pH’nın probların floresans emisyonları üzerindeki etkisi incelendiğinde, artan asidik koşullar altında NP-2’nin emisyon geri kazanımının, NP-1’e kıyasla yaklaşık 85 kat daha yüksek olduğu belirlenmiştir.&#13;
Floresans emisyon analizlerinde, NP-2’nin yüksek başlangıç emisyonu nitrit varlığında ani bir şekilde kaybolurken, NP-1’in düşük emisyonuyla renk değişimi yoluyla algılama sağladığı belirlenmiştir. Sonuçlar, NP-1’in kolorimetrik, NP-2’nin ise floresans probu olarak nitrit algılama için uygun adaylar olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın, farklı analitler için yeni prob tasarımlarına ilham olması beklenmektedir.; ABSTRACT:&#13;
In this thesis study, two 8-(4-anilino) BODIPY derivatives (NP-1 and NP-2) were synthesized, and their potential for nitrite ion detection was investigated. The compounds were prepared by condensing 4-nitrobenzaldehyde and 2,4-dimethylpyrrole in an acidic medium to obtain the corresponding dipyrromethane derivatives. Subsequently, these derivatives were oxidized using DDQ to produce dipyrromethene intermediates. These intermediates were then treated with boron trifluoride etherate in a basic medium to yield the precursor compounds, 8-(4-nitrophenyl) BODIPY derivatives. Finally, these compounds were reduced with iron (iron powder) in an acidic medium to successfully synthesize the target 8-(4-anilino) BODIPY derivatives, NP-1 and NP-2.&#13;
UV-vis spectroscopy revealed that NP-1 exhibited a significant red shift (6 nm) in response to pH changes due to the electronic delocalization effects of hydrogen substitution at the 5- and 7-positions. In contrast, NP-2, with methyl substituents at these positions, displayed a more limited red shift (3 nm) due to steric hindrance. Moreover, when the effect of pH on the fluorescence emissions of the probes was investigated, it was found that under increasingly acidic conditions, the emission recovery of NP-2 was approximately 85 times higher compared to that of NP-1.&#13;
Fluorescence emission analysis showed that NP-2 exhibited high initial fluorescence emission, which diminished sharply in the presence of nitrite ions. NP-1, on the other hand, demonstrated low emission, enabling detection through colorimetric changes. The findings suggest that NP-1 is a suitable candidate for colorimetric sensing, while NP-2 is better suited as a fluorescence probe for nitrite detection. This study is expected to inspire the design of new probes for various analytes.
</description>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
