<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Biyoloji</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1360" rel="alternate"/>
<subtitle>Biology</subtitle>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1360</id>
<updated>2026-09-10T05:03:51Z</updated>
<dc:date>2026-09-10T05:03:51Z</dc:date>
<entry>
<title>Bingöl İlinden Toplanan Hydrophilidae (Coleoptera) Familyasının (Helochares ve Coelostoma) Cins ve Türler Arası Toplam Lipit ve Yağ Asiti Bileşenlerinin Araştırılması</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6299" rel="alternate"/>
<author>
<name>YILDIZ, Günay</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6299</id>
<updated>2026-09-08T06:47:33Z</updated>
<published>2018-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Bingöl İlinden Toplanan Hydrophilidae (Coleoptera) Familyasının (Helochares ve Coelostoma) Cins ve Türler Arası Toplam Lipit ve Yağ Asiti Bileşenlerinin Araştırılması
YILDIZ, Günay
ÖZET&#13;
Bu çalışmada Bingöl İlinden toplanan Hydrophilidae (Coleoptera) familyasının (Helochares ve Coelostoma) cins ve türler arası toplam lipit ve yağ asiti bileşenleri belirlenmiştir. Örnekler, Mayıs- Haziran 2015 tarihleri arasında çesitli akarsu, kaynak, dere, birikinti ve sıcak su gözelerinin sığ kesimlerindeki bitki ve yosunlar arasından elek yardımıyla toplanmıştır. Böceklerin yağ asiti kompozisyonu gaz kromotografisi (GC-MS) ile belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda ΣDYA (Doymuş Yağ Asitleri), ΣTDYA&#13;
(Tekli Doymamış Yağ Asitleri) ve ΣÇDYA (Çoklu Doymamış Yağ Asitleri) düzeylerinin&#13;
cinsler ve türler arasında değişim oranları belirlenmiştir. Ayrıca, türlerin eşeye göre&#13;
toplam lipit miktarı (%) tespit edilmiştir. İncelenen örneklerin hepsinde, ΣDYA %23,87 -&#13;
%40,79, ΣTDYA, %21,6 - %53,20 ve ΣÇDYA, %14,29 - %27,35 düzeyinin aralıklarında&#13;
olduğu bulunmuştur. Gaz kromotografisi sonuçlarına göre,temel yağ asitleri doymuş yağ&#13;
asitlerinden; miristik asit (14:0), pentadekanoik asit (15:0), palmitik asit (16:0) ve&#13;
heptadekanoik asit (17:0), tekli doymamış yağ asitlerinden; palmitoleik asit (16:1n-9) ve&#13;
oleik asit (18:1n-9), çoklu doymamış yağ asitlerinden ise; linoleik asit (18:2n-6), linolenik&#13;
asit (18:3n-3), araşidonik asit (20:4n-6) ve eikosapentaenoik asit (20:5n-3) olarak tespit&#13;
edilmiştir.; ABSTRACT:&#13;
In this study, total lipids and fatty acids components was determined among genera and&#13;
species of the Hydrophilidae (Coleoptera) family (Helochares and Coelostoma) collected&#13;
in Bingöl. The specimens have been collected from shallow areas of the various running&#13;
water, springs, streams, ponds and hot springs, between May-June 2015 with the aid of&#13;
sieve. Fatty acid components of insects was determined by gas chromatography (GCMS).&#13;
It was determined as a result of this study the ratio of changes of the levels of&#13;
ΣSFAs (Saturated Fatty Acids), ΣMUFAs (Monounsaturated fatty acids) and ΣPUFAs&#13;
(Polyunsaturated Fatty Acids) among genus and species. Also, the total amount (%) of&#13;
lipid species were identified according to gender. All of the analyzed sample was found to&#13;
be in the range of the level of, ΣSFAs 23.87% - 40.79%, ΣMUFAs 21.6% - 53.20%&#13;
and ΣPUFAs 14.29% - 27.35%. According to the gas chromatography results; it was&#13;
determined that the main fatty acidswere myristic acid (14:0), pentadecanoic acid (15:0)&#13;
palmitic acid (16:0), heptadecanoic acid (17:0) are in saturated fatty acids, palmitoleic&#13;
acid (16:1n-7), oleic acid (18:1n-9) in monounsaturated fatty acids and linoleic acid&#13;
(18:2n-6), linolenic acid (18:3n-3), arachidonic acid (20:4n-6), eicosapentaenoic acid&#13;
(20:5n-3) in polyunsaturated fatty acids.
</summary>
<dc:date>2018-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Zebra Balıklarında Deneysel Olarak Oluşturulan Edwardsiella Tarda Enfeksiyonu Üzerine Histopatolojik İncelemeler</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6248" rel="alternate"/>
<author>
<name>KALKAN, Hamza</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6248</id>
<updated>2026-08-31T12:03:13Z</updated>
<published>2015-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Zebra Balıklarında Deneysel Olarak Oluşturulan Edwardsiella Tarda Enfeksiyonu Üzerine Histopatolojik İncelemeler
KALKAN, Hamza
ÖZET:&#13;
Bu araştırmada Edwardsiella tarda (E. tarda) ile deneysel enfeksiyon oluşturulan genç &#13;
(bir aylık) zebra balıklarının organ ve dokularında oluşan histopatolojik değişiklikler &#13;
histolojik teknik ve boyama yöntemleri kullanılarak ortaya konuldu. Bu amaçla, &#13;
çalışmada, zebra balıklarına intraperitoneal (ip) enjeksiyon ve banyo şeklinde uygulanan &#13;
eprüvasyon işlemi sonucunda balıklarda enfeksiyon oluşması sağlandı. Deneysel &#13;
uygulamaya bağlı olarak balıkların organ ve dokularında şekillenen histopatolojik &#13;
değişiklikler histolojik yöntem ve teknikler kullanılarak mikroskobik incelemeye hazır &#13;
hale getirildi.  &#13;
Mikroskobik değerlendirme ile ip enjeksiyon ve immersiyon şeklinde yapılan uygulama &#13;
sonucunda balıkların organ ve dokularındaki histopatolojik lezyonlar ışık mikroskobunda &#13;
değerlendirildi, fotoğraflanması yapıldı ve gözlenen mikroskobik bulgular kayıt altına &#13;
alındı.  &#13;
Mikroskobik incelemelerde 104 ve 105 (Colony Forming Units/mililitre) CFU/ml ip &#13;
deneme gruplarında; peritonda fibrinöz yangı ile kanama, karaciğerde şiddetli konjesyon, &#13;
hepatositlerde vakuolizasyon, solungaçlarda primer lamellalarda yer yer mononüklear &#13;
hücre infiltrasyonu ile pilar hücrelerde dejenerasyon, kas doku içerisinde yaygın veya &#13;
fokal mononüklear hücre infiltrasyonları, kaslarda yaygın dejenerasyon ve nekroz ile &#13;
kanama alanları gözlenen önemli değişikliklerdi. 106 ve 107 CFU/ml immersiyon &#13;
gruplarında ise diğer gruplara göre daha hafif şiddette karaciğerde konjesyon ve &#13;
hepatositlerde vakuolizasyon, kaslarda dejenerasyon ve fokal nekroz alanları görüldü. &#13;
Kontrol grubunda herhangi bir histopatolojik değişime rastlanılmadı. &#13;
Sonuç olarak bu çalışmada; oluşturulan deneysel E. tarda enfeksiyonu sonucu ip gruptaki &#13;
zebra balıklarında daha şiddetli lezyonlar şekillenirken immersiyon gruplarında daha &#13;
hafif şiddette ve daha az oranda lezyonlar oluşmuştur. Çalışma süresince balıklardan &#13;
sadece bir tanesinde ölüm gözlenmiş ve deneme boyunca balıklarda gözlenen &#13;
histopatolojik lezyonlara rağmen ölümlerin çok nadir olarak şekillenmesi, zebra &#13;
balıklarının E. tarda enfeksiyonuna karşı oldukça dirençli oldukları kanaatine varılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
In this study, the histopathological changes in the organ and tissues of juvenile zebra fish &#13;
(one month age) experimentally infected with Edwardsiella tarda (E. tarda) were shown &#13;
by using histologic technic and staining methods. For this reason, as a result of &#13;
epruvation which was applied to zebra fish as intraperitoneal (ip) injection and immersion &#13;
method, the infection development in the fish was provided. The histopathologic changes &#13;
which were formed in the organ and tissues of the zebra fish realted to the experimental &#13;
applications were made ready by using histological methods and techniques. &#13;
As a result of ip injection and immersional applications via light microscopically &#13;
evaluations, the lesions in the organs and tissues of the zebra fish were evaluated, were &#13;
photographed and the observed microscopic findings were recorded.  &#13;
In microscopic examinations, in 104 - 105 (Colony Forming Units/mililiter) CFU/ml ip &#13;
experimental groups the following important findings were observed: hemorrhage and &#13;
fibrinous inflammation in peritonea, severe congestion in liver, vacuolization of &#13;
hepatocyte, locally mononuclear cell infiltration in gills and primer lamellas and &#13;
degeneration in pillar cells, diffused or local mononuclear cell infiltrations in muscular &#13;
tissue, diffused degeneration and necrosis and hemorrhage areas in the muscles. &#13;
Compared with other groups, in the immersion groups of 106 - 107CFU/ml, less severe &#13;
congestion in livers, and vacuolization of hepatocytes, degeneration and focal necrosis &#13;
areas in muscles were observed. In control group no histopathological changes were &#13;
observed.  &#13;
As a result, related to the experimental infection of E. tarda in zebra fish, much severe &#13;
lesions were formed in ip injected group while the lesions of immersion group were less &#13;
severe and slight. During the study, only the death of one of the zebra fishes was &#13;
observed and throughout the experiment the rare amount of death despite the observed &#13;
histopathological lesions in fishes shows that zebra fish is rather resistant to the infection &#13;
of E. tarda.
</summary>
<dc:date>2015-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Parental Olaparib-Dirençli MCF7 Meme Kanseri Hücrelerinin Olaparib Yanıtında MUM1 Proteininin Etkisinin Araştırılması</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6247" rel="alternate"/>
<author>
<name>KİŞEÇOK, Çiğdem</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6247</id>
<updated>2026-08-14T13:17:58Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Parental Olaparib-Dirençli MCF7 Meme Kanseri Hücrelerinin Olaparib Yanıtında MUM1 Proteininin Etkisinin Araştırılması
KİŞEÇOK, Çiğdem
ÖZET:&#13;
MUM1 (EXPAND1) proteininin DNA hasarına karşı hücre sağ-kalımını desteklediği gösterilmiştir. DNA hasarı durumunda, MUM1 proteininin tümör süppressör 53BP1 proteiniyle etkileşime girdiği ve neticede hasarlı kromatin bölgesinde toplanarak kromatin relaksasyonunu desteklediği bildirilmiştir. DNA hasarına uğrayan MUM1-inaktif hücrelerde ise defektif kromatin dekondensasyonu nedeniyle oluşan lezyonların biriktiği ve bu nedenle söz konusu hücrelerin genotoksik saldırılara daha hassas hale geldiği gösterilmiştir. Ayrıca, MUM1 protein seviyesinin klinikte başarılı sonuçlar sağlayan PARP inhibitör tedavi yanıtının tahmininde kullanılabilir bir biyobelirteç olabileceği ileri sürülmüştür.&#13;
Projemizin amacı, PARP inhibitör tedavi yanıtının tahmin edilebilmesi için MUM1 ekspresyon seviyesinin parental ve olaparib dirençli kanser hücrelerinde prediktif bir biyobelirteç olarak kullanılabilir olup olmadığının araştırılmasıdır. Memeli hücre kültürü teknikleri ve MCF7 ve MDA-MB-231 meme kanseri hücre hatları kullanılarak gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda, MUM1 biyolojisinin normal şartlar altında ve eksojen DNA hasarı durumundaki fonksiyonel etkisi araştırıldı. Endojen olarak eksprese edilen hedef genlerin mRNA'ları RNA interferans teknolojisi kullanılarak susturuldu. Western blot analizleri gerçekleştirilerek siRNA manipülasyonları teyit edildi ve farklı protein ekspresyon düzeyleri araştırıldı. Kantitatif PCR tekniği kullanılarak MUM1-efektif ve defektif hücrelerdeki p53 ve p21 mRNA miktarları karşılaştırıldı. MUM1'in tekli veya PARP ile birlikte ikili inaktivasyonunun BRCA2-efektif veya defektif arka planlarda hücre canlılığına veya koloni sağ-kalımına olan etkileri in vitro sitotoksisite analizleriyle belirlendi. Sürekli seleksiyon tekniğiyle kullanılarak olaparib-dirençli MCF7 meme kanseri hücreleri geliştirildi ve MUM1 proteininin olaparib tedavisine olan katkısı değerlendirildi. Elde ettiğimiz sonuçlar, MUM1'in baskılandığı hücrelerde p53 ve p21 aktivelerinin geçici olarak arttığını ancak bu durumun hücre canlılığına ve koloni sağ-kalımına etki etmediğini gösterdi. MUM1 proteininin PARP inhibitör tedavisine karşı MDA-MB-231 meme kanseri hücre sağ-kalımını desteklediği, dolayısıyla MUM1 ekspresyonunun PARP inhibitör yanıtının tahmininde kullanılabilir bir biyobelirteç olabileceği belirlendi.&#13;
Sonuç olarak projemiz, önemli bir DNA hasar yanıt faktörü olma potansiyeli taşıyan MUM1 proteininin daha kapsamlı araştırmaların yapılmasıyla prediktif bir biyogösterge olarak klinikte hasta stratifikasyonunda kullanılabilir olduğunu ortaya çıkarmıştır.; ABSTRACT:&#13;
MUM1 (EXPAND1) protein was revealed to support cell survival against DNA damage. Upon DNA damage, MUM1 interacts with the tumour suppressor 53BP1 and consequently become recruited towards the damaged chromatin to support the chromatin relaxation. In response to DNA damage, the chromatin decondensation becomes defective in MUM1-deficient cells, which are therefore sensitised to genotoxic insults. In addition, a genome-wide screen identified MUM1 levels as a potential biomarker to predict the treatment response of PARP inhibitors that provide successful outcomes in the clinic.&#13;
Our project aimed to investigate whether MUM1 levels can be used as a predictive biomarker of PARP inhibitor treatment. Mammalian cell culture was used to uncover the functional effect of MUM1 biology in cells with/without exogenous DNA damage. The RNA interference was utilised to knockdown the mRNA expression of target genes. siRNA manipulations were confirmed and different expression profiles were studied by Western blotting analysis. p53 and p21 mRNA levels in MUM1-effective and defective cells were analysed by quantitative PCR analysis. In vitro cytotoxicity analyses were conducted to assess the effect of inactivation of MUM1 alone or together with PARP on the cell viability and colony survival of BRCA-effective or defective cells. The results showed that p53 and p21 activations temporarily increased in cells with MUM1-knockdown, however, MUM1 deficiency did not affect the viability and clonogenic survival of cells compared to controls. Our experiments revealed that MUM1 supports MDA-MB-231 cell survival against PARP inhibition, suggesting MUM1 expression as a biomarker that can be used to predict PARP inhibitor response. As a result, our findings suggested that MUM1 protein might deserve future research to become a potential PARP inhibitor biomarker for patient stratification in the clinic.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Farklı Evsel Atıkların Kırmızı Kaliforniya Solucanı (Eisenia Fetida) Üreme Yoğunluğuna ve Vermikompost Kalitesi Üzerine Etkisi</title>
<link href="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6237" rel="alternate"/>
<author>
<name>AŞKIN BOĞATEMÜR, Berçem</name>
</author>
<id>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6237</id>
<updated>2026-08-13T06:54:32Z</updated>
<published>2022-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Farklı Evsel Atıkların Kırmızı Kaliforniya Solucanı (Eisenia Fetida) Üreme Yoğunluğuna ve Vermikompost Kalitesi Üzerine Etkisi
AŞKIN BOĞATEMÜR, Berçem
ÖZET:&#13;
Bu çalışma artan dünya nüfusu ile beraber azalan doğal kaynakların aşırı tüketimini ve israfı önlemek için hem toprak kalitesini artırmanın alternatif yollarını hem de evsel ve hayvansal atıkların değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Evsel atıklardan ve hayvansal atıklardan yararlanılarak elde edilen gübrelerin tarım ve bitki yetiştiriciliğinde kullanılabileceği gösterilmiştir. Bu çalışma kapsamında Kırmızı Kaliforniya Solucanı olarak isimlendirilen Eisenia fetida türü kullanılmıştır. Bu kapsamda 7 tane farklı deney ortamı oluşturulup A1, B1, C1, D1, E1, F1 ve G1 olarak isimlendirilmiştir. Farklı evsel atıklar ile büyükbaş hayvan gübresi kullanılarak vermikompost ortamları hazırlanmıştır. Başlangıç olarak tüm ortamlara 50 adet solucan bırakılmıştır. Altı ay sonunda solucanların üreme durumlarına ve oluşturdukları gübrenin içerik bakımından bileşimlerine bakılmıştır. Sonuçta elde edilen verilere göre; A1 (yumurta kabuğu-çay posası) örnekleminde 1357, B1 (evsel atıklar) örnekleminde 2485, C1 (kavun-karpuz-elma kabuğu) örnekleminde 2350, D1 (yeşil sebze atıkları) örnekleminde 1125, E1 (kuru yaprak-karton kâğıt-çim) örnekleminde 854, F1 (domates-limon-portakal kabuğu) örnekleminde 1143, G1 (hayvan gübresi) örnekleminde 1734 birey tespit edilmiştir. Analizlerde nem, pH, organik C miktarı, toplam organik madde miktarı, N, K, P ve inorganik diğer moleküllerin (Fe, Mn, B, Mg, Ca, Cr, Ni) toplam ppb değerlerinin ölçümü yapılmıştır. Analiz sonucunda evsel atık ve hayvan gübresinin solucanın yaşamını devam ettirebilmesi ve üremesi açısından uygunluk göstermesi ile beraber gübrenin içeriğini önemli ölçüde pozitif yönde değiştirdiği tespit edilmiştir.; ABSTRACT:&#13;
This study aims to evaluate both alternative ways to improve soil quality and domestic and animal wastes to prevent excessive consumption of natural resources that decrease with the increasing world population. It has been shown that the fertilizers obtained by using domestic wastes and animal wastes can be used in agriculture and plant breeding. Within the scope of this study, Eisenia fetida species named Red California Worm was used. Within the scope of the experiment, 7 different experimental environments were created and named A1, B1, C1, D1, E1, F1 and G1. The vermicompost medium was prepared by using different domestic wastes and cow manure. To begin with, 50 worms were left in all the environments. At the end of six months, the reproductive status of the worms and the composition of the fertilizer they created were examined. According to the data obtained as a result; 1357 worms in the A1 (eggshell-tea pulp) sample, 2485 worms in the B1 (household waste) sample, 2350 worms in the C1 (melon-watermelon-apple peel) sample, 1125 worms in the D1 (green vegetable waste) sample, E1 (dry leaf-carton) paper-grass) sample 854 worms, F1 (tomato-lemon-orange peel) sample 1143 worms, G1 (animal manure) sample 1734 worms. In analysis, the total ppb values of moisture, pH, organic C amount, total organic matter amount, N, K, P and other inorganic molecules (Fe, Mn, B, Mg, Ca, Cr, Ni) were measured. As a result of the analysis, it was determined that the domestic waste and animal manure were suitable for the survival and reproduction of the worm and changed the content of the manure positively.
</summary>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
