<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1359">
<title>Bahçe Bitkileri</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1359</link>
<description>Horticulture</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6475"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6474"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6470"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6427"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-11-08T07:59:57Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6475">
<title>Lice (Diyarbakır) Yöresinde Doğal Yetişen Badem (P. Amygdalus) Tiplerinin Seleksiyonu</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6475</link>
<description>Lice (Diyarbakır) Yöresinde Doğal Yetişen Badem (P. Amygdalus) Tiplerinin Seleksiyonu
KAYA, Sami
ÖZET:&#13;
Badem, çok yönlü kullanım alanları ile ekonomik değeri yüksek bir bitkidir. Türkiye’nin ekolojik koşulları, badem tarımı için oldukça elverişli olmasına rağmen, standart çeşitlerin yetersizliği ve üretimin büyük ölçüde tohumdan yetişmiş ağaçlarla yapılması, ülke genelinde badem üretiminin istenilen düzeye ulaşmasını engellemektedir. Badem seleksiyonu, yerel gen kaynaklarının değerlendirilmesine, verimli ve kaliteli çeşitlerin geliştirilmesine olanak sağlayan kritik bir yöntemdir. Türkiye’de yürütülen seleksiyon çalışmaları, özellikle doğal popülasyonlardaki çeşitlerin morfolojik ve agronomik özelliklerinin ortaya konması açısından önemlidir. &#13;
Çalışmanın birinci yılında mevcut popülasyon içerisinde UPOV (Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği) kriterleri göz önünde bulundurularak 110 badem tipi belirlenmiştir. Bunlar içerisinde meyve iç ağırlığı 0,90 g’dan fazla olan 24 badem tipi ümitvar kabul edilmiştir. Çalışma kapsamında, seçilen 24 badem tipinin ortalama iç meyve ağırlığı en fazla olan 4,63 g ile (LC017) tipi, ortalama en düşük iç meyve ağırlığı 0,90 g ile (LC068) tipi olarak tespit edilmiştir. Seçilen badem tiplerinin ortalama kabuklu meyve ağırlığı en düşük 3,24 g ile (LC106) tipi ve ortalama en yüksek kabuklu meyve ağırlığı 8,71 g ile (LC094) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin ortalama en düşük kabuklu meyve boyu 29,60 mm ile (LC003) tipi ve en yüksek ortalama kabuklu meyve boyu 41,77 mm ile (LCO26) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin en düşük ortalama kabuklu meyve genişliği 17,1 mm ile (LC106) tipi ve en yüksek ortalama kabuklu meyve genişliği 25,78 mm ile (LC062) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin ortalama en düşük kabuklu meyve kalınlığı 11,92 mm ile (LC106) tipi ve ortalama en yüksek kabuklu meyve kalınlığı 18,17 mm ile (LCO94) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin ortalama en düşük ortalama iç oranı (%10,68) ile (LC094) tipi ve ortalama en yüksek iç oranı (%76,78) ile (LC017) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinde ilk çiçeklenme 25 Şubat-5 Mart tarihleri arasında gözlenmiştir. Tam çiçeklenme 29 Şubat-10 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Çiçeklenme sonu 5-15 Mart tarihleri arasında tamamlanmıştır. Hasat tarihi ise 18Ağustos tarihinde gerçekleştirilmiştir. &#13;
Lice yöresinde yapılacak bu tür çalışmalar, bölgedeki badem yetiştiriciliğinin verimlilik ve kalite açısından iyileştirilmesine katkı sağlayacak, aynı zamanda yerel genetik kaynakların korunmasına ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına destek olacaktır.; ABSTRACT:&#13;
Almond is a plant with high economic value due to its versatile uses. Although Turkey's ecological conditions are quite favorable for almond cultivation, the inadequacy of standard varieties and the fact that production is largely carried out with trees grown from seed prevent almond production from reaching the desired level throughout the country. Almond selection is a critical method that allows for the evaluation of local genetic resources and the development of productive and high-quality varieties. Selection studies conducted in Turkey are particularly important in terms of revealing the morphological and agronomic characteristics of varieties in natural populations. &#13;
In the first year of the study, 110 almond types were determined within the existing population, taking into account the UPOV (International Union for the Protection of New Plant Varieties) criteria. Among these, 24 almond types with a kernel weight greater than 0.90 g were considered promising. Within the scope of the study, the type with the highest average kernel weight was (LC017) with 4.63 g, and the type with the lowest average kernel weight was (LC068) with 0.90 g. The lowest average shell weight among the selected almond types was 3.24 g for type (LC106), and the highest average shell weight was 8.71 g for type (LC094). The lowest average shell length among the selected almond types was 29.60 mm for type (LC003), and the highest average shell length was 41.77 mm for type (LCO26). The lowest average shell width among the selected almond types was 17.1 mm for type (LC106), and the highest average shell width was 25.78 mm for type (LC062). The lowest average shell thickness among the selected almond types was 11.92 mm for type (LC106), and the highest average shell thickness was 18.17 mm for type (LCO94). The lowest average kernel percentage among the selected almond types was observed in type (LC094) (10.68%), while the highest average kernel percentage was observed in type (LC017) (76.78%). The first flowering in the selected almond types was observed between February 25th and March 5th. Full flowering occurred between February 29th and March 10th. Flowering ended between March 5th and 15th. The harvest took place on August 18th. &#13;
Such studies in the Lice region will contribute to improving the productivity and quality of almond cultivation in the area, while also supporting the conservation of local genetic resources and the dissemination of sustainable agricultural practices.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6474">
<title>Yüksek Hız Çeliklerinin Frezelenmesinde Farklı Nano Akışkanların Etkilerinin Deneysel Olarak İncelenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6474</link>
<description>Yüksek Hız Çeliklerinin Frezelenmesinde Farklı Nano Akışkanların Etkilerinin Deneysel Olarak İncelenmesi
ALICI, Mustafa
ÖZET:&#13;
Hava çelikleri, savunma, uzay-havacılık ve otomotiv sektörlerinde tercih edilen, yüksek sertlik gösteren bir çelik türüdür. Yüksek sertlik özelliği sayesinde kesici takım olarak da tercih edilmektedir. Talaşlı imalatta yüzey kalitesi ve takım aşınması sürekli üretim için oldukça önemlidir. Hava çeliklerinin mukavemetli bir yapıya sahip olmaları işlenebilirlik açısından önemli zorluklar oluşturmaktadır.&#13;
Kesici takımda meydana gelen aşınmalar ve iş parçasında oluşabilecek hasarlar hem maliyet hem de kaliteli üretim açısından olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Yüksek sertliklere sahip çeliklerin işleme performansını artırmak için kesme sıvıları kullanılmaktadır. Bu çalışmada, 1.2080 hava çeliğinin frezeleme işlemi ele alınmıştır. Frezeleme işlemi için iki farklı kesme hızı (45-65 m/dk), iki farklı ilerleme hızı (0,05-0,08 mm/dev) ve biri kuru ortam olmak üzere 5 farklı sıvı soğutma/yağlama (S/Y) ortamı minimum miktarda yağlama (MMY) sisteminde kullanılmıştır. S/Y için; saf MMY, ağırlıkça %0,1 GNP nanotoz katkılı MMY, %0,5 GNP nanotoz katkılı MMY, %0,1 Cu nanotoz katkılı MMY ve %0,5 Cu nanotoz katkılı MMY kullanılmıştır. Frezeleme sonuçları olarak kesici takım yanak yüzey aşınması, iş parçası yüzey pürüzlülüğü ve kesici takım-iş parçası arasındaki kesme sıcaklığı ölçülmüştür. Ayrıca sıvılara ait reolojik özellikler (viskozite ve pH) de incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda, farklı kesme parametrelerinin ve kesme sıvılarının işleme performansı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Frezeleme deneyleri için en ideal S/Y ortamı ağırlıkça %0,5 GNP nanotoz katkılı MMY sıvısı olmuştur. Kuru koşulda yapılan deneyler ile bu kesme sıvısı deneyleri kıyaslandığında, yüzey pürüzlülük değeri 65 m/dk kesme hızı ve 0,05 mm/dev ilerleme hızında %42,2 iyileşmiştir. Yanak aşınma değeri kıyaslandığında 45 m/dk kesme hızı ve 0,08 mm/dev ilerleme hızında %73,1 oranında iyileşme olmuştur. Kesme sıcaklık değeri kıyaslandığından 45 m/dk ve 0,05 mm/dev ilerleme hızında %75,7 oranında sıcaklık düşmüştür. Sonuçlar GNP nanotoz katkılı sıvıların hava çeliklerinin frezelenmesinde kullanılmasıyla önemli avantajlar elde edildiğini göstermiştir.; ABSTRACT:&#13;
Aerospace steels are a type of steel with high hardness, preferred in the defence, aerospace, and automotive industries. Due to their high hardness, they are also preferred as cutting tools. In machining, surface quality and tool wear are crucial for continuous production. The high strength of aerospace steels presents significant machinability challenges. Wear on the cutting tool and potential damage to the workpiece can lead to negative consequences for both cost and production quality. Cutting fluids are used to improve the machining performance of high-hardness steels.&#13;
This study considers the milling process of 1.2080 aerospace steel. For the milling process, two different cutting speeds (45-65 m/min), two different feed rates (0.05-0.08 mm/rev), and five different liquid cooling/lubrication (C/L) environments, one of which was dry, were used in a minimum quantity lubrication (MQL) system. For C/L, Pure MMY, MMY with 0.1% by weight GNP nanopowder additive, MMY with 0.5% GNP nanopowder additive, MMY with 0.1% Cu nanopowder additive, and MMY with 0.5% Cu nanopowder additive were used. Milling results included measurement of tool flank wear, workpiece surface roughness, and cutting temperature between the tool and workpiece. Rheological properties (viscosity and pH) of the fluids were also investigated. The effects of different cutting parameters and cutting fluids on machining performance were evaluated. The most ideal dry/dry medium for milling experiments was MQL fluid with a 0.5% (by weight) GNP nanopowder additive. Compared with the dry conditions, surface roughness improved by 42.2% at a cutting speed of 65 m/min and a feed rate of 0.05 mm/rev. When comparing flank wear values, a 73.1% improvement was observed at a cutting speed of 45 m/min and a feed rate of 0.08 mm/rev. When comparing cutting temperature values, a 75.7% temperature reduction was observed at 45 m/min and a feed rate of 0.05. The results demonstrate that significant advantages are obtained by using GNP nanopowder-added fluids in the milling of air steels
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6470">
<title>Ozon Gazı Uygulaması İle Çileklerin Düşük Sıcaklıkta Depolama Süresinin Uzatılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6470</link>
<description>Ozon Gazı Uygulaması İle Çileklerin Düşük Sıcaklıkta Depolama Süresinin Uzatılması
BOR, Mehmet
ÖZET:&#13;
Çilek (Fragaria x ananassa Duch.), hızlı meyve eti yumuşaması, yüksek solunum hızı, su kaybı ve mikrobiyal bozulmaya yatkınlığı nedeniyle hasat sonrası raf ömrü oldukça kısa olan bir meyvedir. Kimyasal koruyuculara alternatif olarak kalıntı bırakmayan hasat sonrası teknolojilere olan ilgi giderek artmaktadır. Bu teknolojiler arasında ozon, güçlü antimikrobiyal etkisi ve uygulama sonrasında hızla oksijene parçalanarak kalıntı bırakmaması nedeniyle umut verici bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, gaz halindeki ozon uygulamalarının soğukta depolanan ‘Albion’ çileklerinin hasat sonrası kalite özellikleri ve mikrobiyal gelişimi üzerine etkileri araştırılmıştır.&#13;
Taze hasat edilen ‘Albion’ çilekleri 0 (kontrol), 0,5, 1,0 ve 2,0 ppm gaz halindeki ozona 15 dakika süreyle maruz bırakılmış ve 4 ± 1 °C'de 10 gün boyunca depolanmıştır. Depolama süresince meyve sertliği, ağırlık kaybı, solunum hızı, renk parametreleri (L*, a* ve b*), elektrolit sızıntısı, toplam çözünür kuru madde, pH, titre edilebilir asitlik ve oksidasyon-redüksiyon potansiyeli belirlenmiş, depolama sonunda ise toplam aerobik mezofilik bakteri sayısı analiz edilmiştir. Veriler iki yönlü varyans analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiş, ortalamalar Tukey'in HSD testi kullanılarak %5 önem düzeyinde karşılaştırılmıştır.&#13;
Sonuçlar, ozon uygulamasının etkisinin uygulama dozuna bağlı olduğunu göstermiştir. Meyve sertliği, renk parametreleri, elektrolit sızıntısı, toplam çözünür kuru madde, pH, titre edilebilir asitlik ve oksidasyon-redüksiyon potansiyeli ozon uygulamalarından önemli düzeyde etkilenmemiştir (p &gt; 0,05). Ağırlık kaybı depolama süresi boyunca artmış, ancak uygulamalar arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Buna karşılık, solunum hızı ozon dozundan önemli ölçüde etkilenmiş; 2,0 ppm uygulaması kontrol grubuna göre daha düşük solunum hızı göstermiştir (p &lt; 0,05). Mikrobiyolojik analizler de 2,0 ppm ozon uygulamasının toplam aerobik mezofilik bakteri sayısını kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde azalttığını ortaya koymuştur (p &lt; 0,05). Buna karşın, 0,5 ve 1,0 ppm uygulamaları kontrol ve 2,0 ppm uygulamaları arasında istatistiksel olarak farklılık göstermemiştir.&#13;
Sonuç olarak, 2,0 ppm gaz halindeki ozon uygulaması, temel kalite özelliklerini olumsuz etkilemeden solunum hızını ve mikrobiyal gelişimi baskılayarak test edilen dozlar arasında en etkili uygulama olmuştur. Elde edilen bulgular, 2,0 ppm gaz halindeki ozonun soğukta depolanan ‘Albion’ çileklerinin raf ömrünü uzatmak ve mikrobiyal güvenliğini artırmak amacıyla çevre dostu ve kalıntı bırakmayan etkili bir hasat sonrası teknoloji olarak kullanılabileceğini göstermektedir.; ABSTRACT:&#13;
Strawberry (Fragaria × ananassa Duch.) is a highly perishable fruit characterized by rapid softening, high respiration rate, moisture loss, and susceptibility to microbial spoilage, all of which significantly limit its postharvest shelf life. The use of residue-free preservation technologies has gained increasing attention as an alternative to conventional chemical treatments. Among these technologies, ozone has emerged as a promising postharvest treatment due to its strong antimicrobial properties and rapid decomposition into oxygen without leaving harmful residues. This study aimed to evaluate the effects of gaseous ozone treatments on the postharvest quality and microbial status of strawberry cv. Albion during refrigerated storage.&#13;
Freshly harvested Albion strawberries were treated with gaseous ozone at concentrations of 0 (control), 0.5, 1, and 2 ppm and stored at 4 °C for 10 days. During storage, physicochemical and physiological quality parameters including firmness, weight loss, respiration rate, color values (L*, a*, and b*), electrolyte leakage, pH, titratable acidity (TA), and oxidation–reduction potential (ORP) were evaluated. In addition, total aerobic mesophilic bacterial count was determined at the end of storage to assess microbial quality. Statistical analysis was performed using two-way analysis of variance (ANOVA), and mean comparisons were conducted using Tukey’s HSD test at p &lt; 0.05.&#13;
The results showed that ozone treatment had selective and concentration-dependent effects on postharvest quality. Firmness, color parameters (L*, a*, and b*), electrolyte leakage, pH, titratable acidity, and ORP were not significantly affected by ozone treatment (p &gt; 0.05). Weight loss increased significantly with storage duration, but no significant differences were observed among ozone treatments. Respiration rate was significantly influenced by ozone treatment, with the 2-ppm treatment showing significantly lower respiration compared with the control (p &lt; 0.05), indicating reduced metabolic activity during storage. Microbial analysis revealed that the 2-ppm ozone treatment significantly reduced total aerobic mesophilic bacterial counts compared with the control (p &lt; 0.05), whereas 0.5 and 1 ppm treatments did not differ significantly from either group.&#13;
In conclusion, gaseous ozone treatment at 2 ppm provided the most effective preservation among the tested concentrations by reducing respiration rate and microbial growth without negatively affecting major quality attributes. These findings suggest that 2 ppm gaseous ozone has strong potential as an effective residue-free postharvest technology for extending shelf life and improving microbial safety of Albion strawberries during refrigerated storage.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6427">
<title>Balkon Bahçeciliği ve Evde Tarım Uygulamaları Eğitimine Katılan Bireylerin Memnuniyetlerinin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6427</link>
<description>Balkon Bahçeciliği ve Evde Tarım Uygulamaları Eğitimine Katılan Bireylerin Memnuniyetlerinin Belirlenmesi
KOÇ, Kübra
ÖZET:&#13;
Bu çalışma, Diyarbakır ili Yenişehir ilçesinde belediye ve halk eğitimi iş birliğiyle düzenlenen balkon bahçeciliği ve evde tarım uygulamaları eğitimine katılan bireylerin bu eğitime ilişkin memnuniyet düzeylerini, eğitimden elde ettikleri kazanımları ve söz konusu eğitimin sosyal ve ekonomik etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın ana materyalini, eğitime katılan 150 bireyle yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmuştur. Araştırmada tam sayım anket yöntemi kullanılmış; elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla frekans ve yüzde dağılımları şeklinde analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre katılımcıların tamamı kadınlardan oluşmakta olup büyük çoğunluğu orta yaş grubunda, evli ve ev hanımıdır. Katılımcıların önemli bir kısmının daha önce tarımsal deneyime sahip olduğu, bir bölümünün ise ilk kez bu eğitimle birlikte tarımsal üretimle tanıştığı belirlenmiştir. Eğitime katılma nedenlerinin başında %100 oranı ile kendi gıdasını üretme isteği yer almakta; çevreye duyarlılık, sürdürülebilir yaşam anlayışı ve hobi edinme isteği de yüksek oranlarda ifade edilmektedir. Eğitimin içeriği, uygulama boyutu, eğiticinin yeterliliği ve eğitim ortamına ilişkin memnuniyet düzeyinin oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Katılımcıların tamamı eğitimi faydalı bulduklarını, ileri düzey eğitimlere katılmak istediklerini ve eğitimin aile ekonomisine olumlu katkı sağladığını ifade etmiştir. Ayrıca eğitimin bazı katılımcılar için istihdam, kooperatif üyeliği ve ek gelir oluşturma gibi ekonomik fırsatlar sunduğu da tespit edilmiştir. Sonuç olarak balkon bahçeciliği ve evde tarım uygulamaları eğitiminin; kadınların üretime katılımını artıran, hane düzeyinde gıda güvenliğini destekleyen, çevre bilincini geliştiren ve sürdürülebilir kent yaşamına katkı sağlayan önemli bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
This study aimed to determine the satisfaction levels of individuals who participated in balcony gardening and home farming training programs organized through the cooperation of the municipality and public education institutions in the Yenişehir district of Diyarbakır, as well as to evaluate the social and economic impacts of this training. The main material of the study consisted of data obtained from face-to-face questionnaires conducted with 150 participants. A census survey method was used, and the collected data were analyzed using descriptive statistical methods (frequency and percentage) through the SPSS software package. According to the findings, all participants were women, the majority of whom were middle-aged, married, and housewives. While a significant portion of the participants had previous agricultural experience, some encountered agricultural production for the first time through this training. The primary motivation for participation was the desire to produce their own food (100%), followed by environmental awareness, sustainable living, and hobby-oriented motivations. The results revealed that participants expressed a very high level of satisfaction regarding the content of the training, the practical applications, the instructor’s competence, and the training environment. All participants stated that the training was beneficial, that they would like to receive further training, and that it contributed positively to their household economy. In addition, it was determined that the training created employment opportunities for some participants and supported income generation through cooperative membership and small-scale production. In conclusion, balcony gardening and home farming training programs play a significant role in enhancing women’s participation in production, supporting household-level food security, promoting environmental awareness, and contributing to sustainable urban living.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
