<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Moleküler Biyoloji  ve Genetik</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1367</link>
<description>Molecular Biology and Genetics</description>
<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 14:48:25 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-09-16T14:48:25Z</dc:date>
<item>
<title>Küçük Molekül İnhibitörü KAN438757 ve Kurkumin Kombinasyonun Akciğer Kanseri Hücre Hattındaki Anti-neoplastik Etkisinin Deşifre Edilmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6322</link>
<description>Küçük Molekül İnhibitörü KAN438757 ve Kurkumin Kombinasyonun Akciğer Kanseri Hücre Hattındaki Anti-neoplastik Etkisinin Deşifre Edilmesi
ÖZDEMİR, Deniz
ÖZET:&#13;
Akciğer kanseri, dünyadaki en yüksek görülme ve ölüm oranlarına sahip, oldukça kötü huylu bir tümör türüdür. Geleneksel akciğer kanseri tedavisinde cerrahi müdahale, radyoterapi ve kemoterapi kullanılmaktadır. Akciğer kanseri hastalarında en fazla etki gösteren tedavi seçeneği kemoterapide belirli süre ve doz sonrası kemo-direnç ortaya çıkarak tedavinin etkinliğini sınırlamaktadır. Kemoterapide ilaç etkinliğini artırmak ve kemo-direnci ortadan kaldırmak için kombinasyon terapi ile güçlü bir yanıt alınmaktadır. Akciğer kanserinde hücre içerisinde enerji gereksiniminin artması ile özellikle glikoz yolağında düzenleyici bir protein PFKFB3’ün ekspresyonunda çok fazla artış görülmektedir. PFKFB3 (iPFK2), günümüze kadar keşfedilen dört PFKFB izoziminden bir tanesidir. PFKFB3, 6-fosfrukructo-2-kinaz / fruktoz-2,6-bifosfataz 3 enzimini kodlayan bir gendir. Tümör hücrelerinde enerji metabolizmasının engellenmesi günümüzde geliştirilmekte olan önemli bir tedavi olarak kabul edilmektedir. Yeni bir PFKFB3 inhibitörü olarak tanımlanan küçük molekül inhibitörü KAN0438757 kanserli hücrelerde DNA hasar yanıt mekanizmasında kritik bir işleve sahip olması nedeniyle hedefe yönelik tedavide etkin bir rol almaktadır. Kurkumin, curcuma longa rizomlarının ana biyoaktif bileşenidir. Kurkumin'in antioksidan ve antikanser aktivite gibi birçok biyolojik işlevi olduğu gösterilmiştir. Bu çalışmadaki temel amacımız, KAN0438757 ve kurkumin kombinasyonun akciğer kanseri hücre hattı üzerindeki anti-kanser etkisinin araştırılmasıdır. WST-1 testi ile KAN0438757, Kurkuminin hücre canlılıkları ve IC50 degerleri tespit edildi, ayrıca eşzamanlı hücre analiz sitemi (RTCA) kullanılarak KAN0438757 ve kombinasyon grublarının akciger kanseri hücrelerinin profilerasyonlarında düşüşe neden olduğu belirlendi. Hücre göçü testi ile yeni inhibitörün monoterapi etkisi ile kombinasyon etkisinin analiz edildi. DNA hasarı için ise tek hücre jel elektroforezi kullanılarak A549 hücrelerinde dramtik bir DNA hasarının neden olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca kombinasyonun hücre ölümü ve mitokondriyal membran potansiyel boyama metodları ile morfolojik olarak gösterildi. Son olarak western blotting ile apoptoz belirteçlerinde, KAN0438757 ve kurkumin kombinasyonu akciğer kanseri hücrelerinde hücre ölümünü artırdığı belirlendi.; ABSTRACT:&#13;
Lung cancer is a highly malignant type of tumor with the highest incidence and death rates in the world. Surgery, radiotherapy and chemotherapy are used in the traditional treatment of lung cancer. The most effective treatment option in lung cancer patients is that chemo-resistance occurs in chemotherapy for a certain period of time and after dose, limiting the effectiveness of the treatment. In chemotherapy, a strong response is obtained with combination therapy to increase drug efficacy and eliminate chemo-resistance. In lung cancer, with the increase in the energy requirement in the cell, there is a great increase in the expression of a regulatory protein PFKFB3, especially in the glucose pathway. PFKFB3 (iPFK2) is one of four PFKFB isozymes discovered to date. PFKFB3 is a gene that encodes the 6-phosphofructo-2-kinase / fructose-2,6-biphosphatase 3 enzyme. Inhibition of energy metabolism in tumor cells is currently accepted as an important treatment under development. The small molecule inhibitor KAN0438757, defined as a new PFKFB3 inhibitor, plays an active role in targeted therapy because it has a critical function in the DNA damage response mechanism in cancer cells. Curcumin is the main bioactive component of the rhizomes of Curcuma longa. Curcumin has been shown to have many biological functions such as antioxidant and anticancer activity. Our main aim in this study is to investigate the anti-cancer effect of the combination of KAN0438757 and curcumin on the lung cancer cell line. Cell viability and IC50 values of KAN0438757, Curcumin was determined by WST-1 test, and it was determined that KAN0438757 and combination groups caused a decrease in the proliferation of lung cancer cells using the simultaneous cell analysis system (RTCA). The combination effect of the new inhibitor with the monotherapy effect was analyzed by cell migration assay. For DNA damage, using single cell gel electrophoresis, it was revealed that a dramatic DNA damage was caused in A549 cells. In addition, the combination was morphologically demonstrated by cell death and mitochondrial membrane potential staining methods. Finally, it was determined that the combination of KAN0438757 and curcumin increased cell death in lung cancer cells in apoptosis markers by western blotting.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6322</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Endotel Hücre Hattında Homosistein Hasarına Karşı Melatonin ve Alfa Tokoferolün Etkilerinin Araştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6297</link>
<description>Endotel Hücre Hattında Homosistein Hasarına Karşı Melatonin ve Alfa Tokoferolün Etkilerinin Araştırılması
AYKUTOĞLU, Gürkan
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada in vitro koşullarda homosistein kullanılarak oluşturulan oksidatif hasara karşı antioksidan moleküller olan melatonin ve alfa tokoferolün ayrı ayrı ve birlikte insan umbilikal kord endotel hücreleri üzerindeki etkilerine bakılmıştır. Hücre canlılığı analizi sonucuna göre 1 mM homosistein eklenmesi hücrelerin canlılık oranını azaltırken, 10 µM melatonin ve 50 µM alfa tokoferolün homosisteinle beraber eklenmesi homosisteinin etkisini azaltarak hücre canlılığını istatiksel olarak önemli oranda arttırmıştır. Ayrıca homosistein hücrelerde oksidatif stres göstergesi olan lipid peroksidasyonu ve reaktif oksijen türevleri miktarını, apoptoza uğrayan hücrelerin sayısını ve DNA fragmentasyonunu istatiksel olarak önemli oranda arttırırken homosisteinle beraber melatonin ve alfa tokoferolün eklenmesi belirtilen parametleri önemli oranda düşürmüştür. Homosistein hücre göçünü azaltırken homosisteinle beraber melatonin ve alfa tokoferolün eklenmesi hücre göçünü arttırmıştır. Bu sonuçlardan melatonin ve alfa tokoferolün insan endotel hücreleri için oksidatif stresi azaltan ve apoptoza karşı koruyucu güçlü antioksidan moleküller olduğu fakat birlikte eklenmelerinin antioksidan etkilerini arttırmadığı sonucu çıkarıldı.; ABSTRACT:&#13;
In this study, antioksidant effects of melatonin and alpha tocopherol against oxidative stress induced by homocysteine in human umbilical cord vein endothelial cells has been evaluated in vitro conditions. According to the results, 1 mM homocysteine decreased cell viability. Addition of 10 µM melatonin and 50 µM alpha tocopherol with homocysteine increased cell viability. Homocysteine addition increased lipid peroxidation, reactive oxygen species, apoptotic cell number and DNA fragmentation. Addition of melatonin and alpha tocopherol with homocysteine decreased these parameters respectively. Homosistein decreased cell migration but melatonin and alpha tocopherol increased cell migration compared to homocysteine exposed cells. Overall, melatonin and alpha tocopherol showed significant effects against oxidative stress induced by homocysteine in endothelial cells.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6297</guid>
<dc:date>2017-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Yeşil Sentez Yöntemiyle Demir Nanopartiküllerin Bal Fenolik Ekstraktıyla Sentezi ve Biyolojik Aktivitelerinin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6245</link>
<description>Yeşil Sentez Yöntemiyle Demir Nanopartiküllerin Bal Fenolik Ekstraktıyla Sentezi ve Biyolojik Aktivitelerinin Belirlenmesi
BARUT, Ceylan
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada; bal ekstraktı kullanılarak yeşil sentez yöntemiyle demir nanopartikülünün, antioksidan, antimikrobiyal ve antikanser aktiviteleri karşılaştırılarak değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca Elde edilen bu NP’lerin yapısal, morfolojik ve optik özellikleri UV-Vis, FTIR, XRD, SEM, TEM, EDX ve Zeta potansiyeli kullanılarak karakterize edilmiştir. Devamında DPPH, ABTS, metal şelatlama aktivitesi ve toplam antioksidan kapasitesi ile antioksidan aktiviteleri değerlendirilmiştir. Aynı zamanda balın toplam fenolik ve flavonoid içerikleri belirlenmiş ve yeşil sentezle elde edilen demir nanopartikülüne bağlanan bal ekstraktının fenolik ve flavonoid bileşenleri miktarsal olarak karşılaştırılmıştır. Antimikrobiyal aktivitede ise Saccharomyces cerevisiae ATCC 76521 Escherichia coli ATCC 25922 Gram (-), Staphylococcus aureus ATCC 35150 Gram (+), Candida Albicans mikroorganizmalarında etkinliği araştırılmıştır. Ayrıca demir nanopartikülünün. Antikanser aktivitenin değerlendirilmesinde A549 akciğer kanser hücre hattı üzerinde etkinliğine bakılmıştır.; ABSTRACT:&#13;
In this study; Comparative evaluation of antioxidant, antimicrobial and anticancer activities of iron nanoparticle by green synthesis method using honey extract was made. In addition, the structural, morphological and optical properties of these NPs were characterized using UV-Vis, FTIR, XRD, SEM, TEM, EDX and Zeta potentials. Afterwards, DPPH, ABTS, metal chelating activity and total antioxidant capacity and antioxidant activities were evaluated. At the same time, the total phenolic and flavonoid contents of honey were determined and the phenolic and flavonoid components of the honey extract bound to the iron nanoparticle obtained by green synthesis were quantitatively compared. In antimicrobial activity, its effectiveness was investigated in Saccharomyces cerevisiae ATCC 76521, Escherichia coli ATCC 25922 Gram (-), Staphylococcus aureus ATCC 35150 Gram (+), Candida Albicans microorganisms. In the evaluation of anticancer activity, its effectiveness on the A549 lung cancer cell line was examined.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2023 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6245</guid>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Kan Transfüzyon Merkezlerinde Bekleyen Kanların Hemogram Değerlerinin Zamanla Değişiminin Araştırılması</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6232</link>
<description>Kan Transfüzyon Merkezlerinde Bekleyen Kanların Hemogram Değerlerinin Zamanla Değişiminin Araştırılması
GÜLŞEN, Ali
ÖZET:&#13;
Kan, kardiyovasküler bir düzenek içerisinde sürekli olarak doku ve organların kanlanmasını sağlayan çok hücreli organizmalarda çok sayıda hayati öneme sahip fonksiyonların meydana gelmesini gerçekleştiren sistem içinde bulunan, organlara kan götüren vücutta birçok hücre için hayati öneme sahip fonksiyonlar gerçekleştiren kırmızı renge sahip bir dokudur. Kan transfüzyonu; Kan ve kan bileşenlerinin insan sağlığını tedavi edebilmek amacıyla damar yolu kanalı ile vücut içerisine verilmesidir. Hemogram ile önemli olan tanısal ve hematolojik sonuçlar elde etmek için laboratuvar ortamında yapılan kan örneklerinin analizidir. Kan şekillendirilmiş elementlerden meydana gelmektedir. Plazma kanın yaklaşık olarak %55-66‟sını oluşturur. Tam Kan Sayım (CBC), Kanın elamanlarının sayısı, şekli ve yapısı bakımından çok önemli bilgiler aktaran kansızlık, iltihap kan bozukluğu ve kanser gibi hastalıkların ön tanısı, takibi ve taramalarda sık kullanılması gereken önemli bir test sonucudur. Analiz edilen her değişken için ortalama puanların farklılıklarını test etmek için uygulanan Greenhouse-Geisser testi bunlardan biridir. Tekrarlanan ölçümler ANOVA testi sonucunda anlamlı farklılıklar gösteren grupları belirlemek için çoklu karşılaştırma testlerinden biri kullanılır. Bonferroni testi bunlardan birisidir. Bonferroni yöntemi, başlangıçta farklı grupları karşılaştırmak, değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek veya deneysel çalışmalarda bir veya daha fazla son noktayı incelemek için kullanılabilir. Çalışmamızda da HGB değeri nin ortalama, standart sapma ve standart hata değerlerinin çok ciddi bir değişim geçirmediği görülmektedir p&lt;0,01. Yaptığımız çalışmada da zaman ile HCT miktarı değişmiş ve bu değişim yapılan istatistik değerlendirmeleri sonucunda anlamlı bulunmuştur. PLT değeri için, PLT değerlerinin ortalama standart sapma ve standart hata değerlerinin zamanla yükseldiği gözlenmiştir. MCV değerlerinin ortalama, standart sapma ve standart hata değerlerinde bir artışın, MCH değerlerinin ortalama, standart sapma ve standart hata değerlerinde ufak değişiklikler olsada ciddi bir değişimin olmadığı, MCHC değerlerinin ortalama değerlerinin kısmen değişiklik gösterdiği, standart sapma ve standart hata değerlerindeki değişikliğin düzenli olmadığı belirlenmiştir. RBC değerlerinin ortalama ve standart sapma değerlerinde bir azalma, RDW-SD değerlerinin ortalama değerlerinde bir artış standart sapma değerlerinde ise bir değişikliğin olmadığı tespit edilmiştir. MCH değerinin zamanla değişim göstermiş olması kırmızı kan kürelerinin zamanla hemoglobin miktarının değiştiğini göstermektedir. p&lt;0,01. Kandaki hemogram değerlerinin gerçek değerinde ölçülebilmesi ve biyoyararlılığının azalmaması için, dönordan alınan kan örneklerinin mümkün oldukça en kısa sürede kan transfüzyonunun gerçekleştirilmesi gerekmektedir.; ABSTRACT:&#13;
Blood is a red-colored tissue in the system that carries out many vital functions in multicellular organisms, which provides blood to tissues and organs continuously in a cardiovascular mechanism, and which carries blood to the organs and performs vital functions for many cells in the body. blood transfusion; It is the introduction of blood and blood components into the body through the vascular channel in order to treat human health. What is important with the hemogram is the analysis of blood samples in the laboratory environment to obtain diagnostic and hematological results. Blood is made up of shaped elements. These blood elements consist of red blood cells or erythrocytes (Rbc), white blood cells or Leukocytes (Wbc), platelets (Plt) and plasma. Plasma makes up approximately 55-66% of the blood. Complete Blood Count (CBC) is an important test result that should be used frequently in the pre-diagnosis, follow-up and screening of diseases such as anemia, inflammatory blood disorder and cancer, which provides very important information in terms of the number, shape and structure of blood elements. The Greenhouse-Geisser test, which is applied to test the differences in the mean scores for each analyzed variable, is one of them. One of the multiple comparison tests is used to identify groups that show significant differences as a result of the repeated measures ANOVA test. Bonferroni test is one of them. The Bonferroni method can be used to initially compare different groups, examine the relationship between variables, or examine one or more endpoints in experimental studies. In our study, it is seen that the mean, standard deviation and standard error values of the HGB value did not undergo a significant change p&lt;0.01. For the PLT value, it was observed that the mean standard deviation and standard error values of the PLT values increased with time. It was determined that there was an increase in the mean, standard deviation and standard error values of the MCV values, there was no significant change even though there were slight changes in the mean, standard deviation and standard error values of the MCH values, the mean values of the MCHC values changed partially, and the changes in the standard deviation and standard error values were not regular. It was determined that there was a decrease in the mean and standard deviation values of the RBC values, an increase in the mean values of the RDW-SD values, and no change in the standard deviation values. The change in MCH value over time indicates that the amount of hemoglobin in red blood cells changes over time. p&lt;0.01. Blood samples taken from the donor must be transfused as soon as possible so that the hemogram values in the blood can be measured at their true value and their bioavailability is not reduced.
</description>
<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6232</guid>
<dc:date>2022-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
