<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Kimya</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1364</link>
<description>Chemistry</description>
<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:37:30 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-16T11:37:30Z</dc:date>
<item>
<title>Monitoring of Corrosion Rate Using Molecular Absorption Spectroscopy in Gas Treatment Plant</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6038</link>
<description>Monitoring of Corrosion Rate Using Molecular Absorption Spectroscopy in Gas Treatment Plant
PIRDAWOOD, Hogr Omar
ABSTRACT:&#13;
Ionic iron forms as byproducts of corrosion reactions in some petroleum gas treatment&#13;
plant is an important way to understand how corrosion process acts over absorption of&#13;
highly acid gases to produce clean gas. Corrosion is an important problem to solve due to&#13;
lack of production, no programmed main equipment shutdown and loss of investment. In&#13;
KAR group, Erbil, Iraq is operating Gas Treatment Complex with the presence of this&#13;
problem. In the present thesis with experimental nature of field level evaluation design&#13;
have the object to monitor and follow up corrosion rate using molecular absorption&#13;
spectroscopy occurring in the Gas Treatment Plant (GTP) in Khurmala Oil and Gas Field,&#13;
KAR Group Company, Iraq. Purpose of this study was to measure the concentration of&#13;
iron dissolved on liquids phases and relates this with the corrosion rate occurring in&#13;
metallurgical being attacked by hydrogen sulfide (H2S) and carbon dioxide (CO2) in&#13;
order to help to control deterioration produced by this kind of corrosion. The&#13;
methodology have four parts: a) developing standard analytical method for determination&#13;
of iron content in rich methylediethanolamine (MDEA) solvent including calibration, b)&#13;
implementation of sampling schedule for taking enough data for developing relationship&#13;
between iron concentration in amine streams and its corrosion rate, c) develop&#13;
mathematical relationship between iron content and corrosion rate, d) establish routine&#13;
analysis of iron content and prediction of corrosion rate as a routine analysis of quality&#13;
control. Iron determination based on molecular absorption spectroscopy is a reliable and&#13;
high reproducible method with accuracy of 97.05% and precision of 99.92% with a&#13;
standard deviation of 0.08% and analytical error less than 3%. Overall corrosion rate in&#13;
GTP is of 15.35 mpy at 80 MMSCFD and 0.41 mol H2S/mol MDEA loading compared&#13;
this average 2 months corrosion rate with international corrosion rate standards this&#13;
system can be classified as high corrosion rate system but on control conditions (between&#13;
borderline level 3 to 4). Some actions need to be applied to reduce corrosion rate. It is&#13;
recommended to maintain this procedure to estimate routine corrosion rate in absence of&#13;
no destructive tests in GTP.; ÖZET:&#13;
Bazı petrol gazı arıtma tesislerinde korozyon reaksiyonlarının yan ürünleri olarak ortaya&#13;
çıkan iyonik demir formları, temiz gaz üretmek için yüksek asitli gazların emilmesi&#13;
üzerine korozyon işleminin nasıl bir rol oynadığını anlamak için önemli bir yoldur.&#13;
Korozyon, üretim eksikliği, programlanmayan ana ekipmanın çalışmasının durması ve&#13;
yatırım kaybı nedeniyle çözülmesi gereken önemli bir problemdir. Irak’ta Erbil şehrinde&#13;
bulunan KAR grubu da bu problemin varlığında Gaz Arıtma Kompleksinde faaliyet&#13;
gösteriyor. Alan düzeyinde değerlendirme tasarımının deneysel niteliği ile burada&#13;
sunulan tezde, Irak'ta KAR Grup Şirketinde Khurmala Petrol ve Gaz Sahasında bulunan&#13;
Gaz Arıtma Tesisinde (GTP) moleküler absorpsiyon spektroskopisini kullanarak&#13;
korozyon hızının izlemesi ve takip edilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmanın amacı, sıvı&#13;
fazlarda çözünmüş olan demirin konsantrasyonunu ölçmek ve bu tür bir korozyondan&#13;
kaynaklanan bozulmanın kontrol altına alınmasına yardımcı olmak için hidrojen sülfür&#13;
(H2S) ve karbon dioksit (CO2) tarafından saldırıya uğramış metalurjik ortamda meydana&#13;
gelen korozyon hızıyla bunu ilişkilendirmektir. Metodoloji dört kısma ayrılır: a)&#13;
kalibrasyon içeren zengin metildietanolamin (MDEA) çözücüsündeki demir içeriğinin&#13;
tayini için standart analitik yöntem geliştirilmesi, b) amin akışlarındaki demir&#13;
konsantrasyonu ile korozyon hızı arasındaki ilişkiyi geliştirmek amacıyla yeterli veri&#13;
almak için örnekleme programının uygulanması, c) Demir içeriği ve korozyon hızı&#13;
arasındaki matematiksel ilişkiyi geliştirilmesi, d) kalite kontrolünün rutin bir analizi&#13;
olarak demir içeriğinin rutin analizinin yapılması ve korozyon hızının tahmin edilmesi.&#13;
Moleküler absorpsiyon spektroskopisine dayanan demir tayini, %97,05 doğruluk, %99,92&#13;
kesinlik, %0,08 standart sapma ve %3’ten az analitik hata ile güvenilir ve yüksek&#13;
tekrarlanabilirliğe sahip bir yöntemdir. GTP’deki genel korozyon hızı, 80 MMSCFD’de&#13;
ve 0,41 mol H2S/mol MDEA yüklemesi durumunda 15,35 mpy’dir. Burada ortalama 2&#13;
aylık korozyon hızı uluslararası korozyon hızı standartlarıyla karşılaştırıldığında bu&#13;
sistem, kontrol koşulları altında (sınır seviyesi 3 ile 4 arasında) yüksek korozyon hızlı&#13;
sistem olarak sınıflandırılabilir. Korozyon hızını azaltmak için bazı işlemlerin yapılması&#13;
gerekir. GTP’de tahrip edici testler yapılmadan rutin korozyon hızını belirlemek için bu&#13;
prosedürün sürdürülmesi önerilir.
</description>
<pubDate>Mon, 01 Jan 2018 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6038</guid>
<dc:date>2018-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Determination of Sulfonamides in Honey Using Reversed Phase High Performance Liquid Chromatography (Rp-Hplc) from Bingöl Province</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5955</link>
<description>Determination of Sulfonamides in Honey Using Reversed Phase High Performance Liquid Chromatography (Rp-Hplc) from Bingöl Province
TAHIR, Alaa Omar
ABSTRACT:&#13;
Honey is one of the most widely natural product consumed as food and medicine. Many antibacterial groups can be used by beekeepers in apiculture to protect bees from some bacterial diseases and infections. Sulfonamides are one of the most effective antibacterial medicine that has been used for many years. They commonly used as antimicrobial agents in food industry and veterinary for therapeutic and protective purposes. Their residue can appear in honey at different levels. The presence of SAs in honey at the high level of concentration could have a potential risk for human body. Reversed-phase high-performance liquid chromatography with ultraviolet spectroscopic detection (RP-HPLC-UV) was used as a quick method. After optimization and validation, determination of 9 Sulfonamides (Sulfathiazole, Sulfadiazine, Sulfamethazine, Sulfamerazine, Sulfadoxine, Sulfisoxazole, Sulfapyridine, α-Toluenesulfonamide, p-Nitrobenzenesulfonamide) were carried out in different samples of honey from Bingol province. The method consisted of sample preparation that started with acid hydrolysis using trifluoroacetic acid. The influences of the chromatographic separation such as flow rate, mobile phase organic modifier, buffer pH, buffer content and optimum analytical condition were extensively studied. The detection of Sulfonamides carried out by the chromatographic separation using isocratic mode, stainless steel column (150 mm, 4.6 mm I.D.) and ultraviolet spectrometry detection with analytical wavelength at 220 nm, flow rate 0.5 mL/min. The LOD of Sulfonamides was 0.72 μg/kg (LOD of the method) with the limit of quantification (LOQ) 2.37 μg/kg. The method was applied successfully for Sulfonamides determination in various honey samples.; ÖZET:&#13;
Bal, gıda ve ilaç olarak tüketilen en yaygın kullanılan doğal ürünlerdendir. Arıcılıkta, arıların bazı bakteriyel hastalık ve enfeksiyonlardan korunması için arıcılar tarafından birçok antibakteriyel grup kullanılabilir. Sülfonamidler uzun yıllardan beri kullanılan en etkili antibakteriyel ilaçlardan biridir. Gıda endüstrisinde ve veterinerlikte tedavi ve koruyucu amaçlı antimikrobiyal ajan olarak yaygın olarak kullanılırlar. Sülfonamidlerin kalıntıları balda farklı seviyelerde görülebilmektedir. Baldaki yüksek konsantrasyonda sülfonamidlerin varlığı insan vücudu için potansiyel bir risk oluşturabilir. Hızlı bir metod olarak, Ultraviyole Spektroskopik Algılamalı Ters Fazlı Yüksek Performanslı Sıvı Kromotografisi (RP-HPLC-UV) kullanılmıştır. Optimizasyon ve validasyondan sonra, Bingöl iline ait farklı ballarda 9 Sülfonamid’in (Sulfathiazole, Sulfadiazine, Sulfamethazine, Sulfamerazine, Sulfadoxine, Sulfisoxazole, Sulfapyridine, α-Toluenesulfonamide, p-Nitrobenzenesulfonamide) tespit analizleri gerçekleştirilmiştir. Metot trifloroasetik asit kullanılarak asit hidroliziyle başlayan örnek hazırlamadan oluşmuştur. Kromatografik ayrışmanın etkileri, örneğin, akış hızı, mobil faz organik modifiye edici, tampon pH tampon içeriği ve optimum analitik koşullar, kapsamlı bir şekilde çalışılmıştır. Sülfonamidlerin tespiti, izokratik mod, paslanmaz çelik kolon (150 mm, 4,6 mm I.D.) ve ultraviyole spektrometresi kullanılarak 220 nm dalga boyunda, 0,5 mL / dak. akış hızında yapılmıştır. Sülfonamidlerin Tespit limiti (LOD) 0,72 μg/kg olarak, kantifikasyon sınırı (LOQ) ise 2,37 μg/kg olarak alınmıştır. Bu metod, çeşitli ballarda Sülfonamidlerin tespitinde başarılı bir şekilde uygulanmıştır.
</description>
<pubDate>Mon, 01 Jan 2018 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5955</guid>
<dc:date>2018-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Çeşitli Çimento Türleri Üzerine Yüklenmiş Geçiş Metal Nanopartikülleri: Sodyum Borhidrür Metanolizinde Katalizör ve İnşaat Alanında Yapı Malzemesi Olarak Kullanımı</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5945</link>
<description>Çeşitli Çimento Türleri Üzerine Yüklenmiş Geçiş Metal Nanopartikülleri: Sodyum Borhidrür Metanolizinde Katalizör ve İnşaat Alanında Yapı Malzemesi Olarak Kullanımı
YILDIRIM, Hava
ÖZET:&#13;
Özellikle kentleşmenin artmasıyla paralellik gösteren enerji kullanımı artışı araştırmacıları 2050’lere kadar bitme riski bulunan fosil yakıtlardan temiz enerji kaynaklarına yönlendirmiştir. Bu eğilim özellikle yenilenebilir enerji kaynakları arasında dikkat çeken temiz, zehirsiz ve renksiz hidrojen enerjisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak, hidrojen enerjisinin taşınma ve depolanma sorununa çözüm şarttır ve bunun için önemli çalışmalar hala devam etmektedir. Bu kapsamda, hidrojen metal hidrürler (NaBH4, LiBH4, Mg(BH4)2 vs) ve amin-boranlar (NH3BH3, Me2NHBH3, N2H4BH3) gibi katı hidrojen depolama malzemelerinden katalitik yöntemler kullanılarak elde edilmektedir. Bunlar arasında NaBH4 (sodyum borhidrür) sudaki çözünürlüğü, hidrojen içeriği (ağırlıkça %10,8), kararlılığı, dayanıklılığı ve çevre dostu olması nedeniyle önemli avantajlara sahiptir. Ancak NaBH4’ten uygun tekniklerle (dehidrojenasyon, termoliz ve solvoliz vb.) hidrojen gazı üretecek bir katalizör tasarlamak gerekmektedir.&#13;
Bu tez çalışmasında, çeşitli çimento türleri üzerine yüklenen geçiş metal nanopartiküllerinin ardışık olarak kinetik ve mekanik özellikleri incelendi. Öncelikle metal nanopartiküller, MNPs@CEM (M=Cu, Ni, Pd, Ru vs ve CEM= Çimento türleri), NaBH4’ün metanolizi boyunca sentezlenerek kinetik çalışmalar için aktif olup olmadıkları test edildi ve bunlar içinde en aktif katalizörün nikel nanopartikülleri (NiNPs) olduğu anlaşıldı. NiNPs@CEM’in karakterizasyonu SEM, SEM-EDX, TEM, XRD, XPS, ATR-FTIR ve UV-Vis spektroskopileri kullanılarak gerçekleştirildi. Yapılan kinetik çalışmalar sonucunda, NiNPs@CEM-I ve NiNPs@CEM-II tarafından katalizlenen NaBH4’ün metanolizi boyunca hesaplanan aktivasyon enerjileri Ea(NiNPs@CEM-I)= 30,82 + 2 kj mol-1 ve Ea(NiNPs@CEM-II)= 24,34 ± 2 kj mol-1; aktivasyon entalpileri ΔH#(NiNPs@CEM-I) =28,28 ± 2 kj mol-1 ve ΔH#(NiNPs@CEM-II)=21,79 ± 2 kj mol-1 ve standart aktivasyon entropileri ise ΔS#(NiNPs@CEM-I)= -134,95 ± 5 J mol-1K-1 ve ΔS#(NiNPs@CEM-II) =-161,05 ± 5 J mol-1K-1 olarak hesaplandı. Ayrıca NaBH4’ün metanolizini katalizleyen NiNPs@CEM’nin heterojenliği, kullanım ömrü, yeniden kullanılabilirliği ve izole edilebilirliği üzerine ayrıntılı kinetik çalışmalar yapıldı. Kinetik çalışmalardan sonra makro miktarlarda hazırlanan NiNPs@CEM’leri için yoğunluk, bağıl ultrasonik darbe hızı (UPV) ve basınç dayanımı testleri gibi mekanik testler yapıldı ve NiNPs@CEM’lerinin çeşitli inşaat uygulamalarında yapı malzemesi olarak da kullanılabileceği anlaşıldı. NiNPs@CEM’lerinin hem kinetik hem de mekanik çalışmalar için en uygun malzeme olduğu bulundu. Böylece, bu tez çalışmasında, hazırlanan katalizörler, NaBH4’ün metanolizini katalizledikten sonra inşaat alanında yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, birbirini takip eden iki aşamadan oluşan bu çalışmada çimento türlerine geçiş metal yüklemesi yapılarak yeni kullanım alanları kazandırmak amaçlanmaktadır.; ABSTRACT:&#13;
The increase in energy use, especially in parallel with the increase in urbanization, has directed researchers to clean energy sources from fossil fuels, which are at risk of extinction by the 2050s. This trend is particularly focused on clean, non-toxic and colorless hydrogen energy, which is attracting attention among renewable energy sources. However, it is essential to find a solution to the problem of transporting and storing hydrogen energy and important studies are still ongoing for this purpose. In this context, hydrogen is obtained from solid hydrogen storage materials such as metal hydrides (NaBH4, LiBH4, Mg(BH4)2 etc.) and amine-boranes (NH3BH3, Me2NHBH3, N2H4BH3) using catalytic methods. Among these, NaBH4 (sodium borohydride) has significant advantages due to its water solubility, hydrogen content (10.8% by weight), stability, durability and environmental friendliness. However, it is necessary to design a catalyst that will produce hydrogen gas from NaBH4 by appropriate techniques (dehydrogenation, thermolysis and solvolysis etc.).&#13;
In this thesis, the kinetic and mechanical properties of transition metal nanoparticles loaded into various cement types were investigated sequentially. Firstly, metal nanoparticles, MNPs@CEM (M=Cu, Ni, Pd, Ru etc. and CEM= Cement types), were synthesized and their activity was tested for kinetic studies during the methanolysis of NaBH4 and it was found that the most active catalyst among them was nickel nanoparticles (NiNPs). Characterization of NiNPs@CEM was carried out using SEM, SEM-EDX, TEM, XRD, XPS, ATR-FTIR and UV-Vis spectroscopies. As a result of the kinetic studies, the calculated activation energies during the methanolysis of NaBH4 catalyzed by NiNPs@CEM-I and NiNPs@CEM-II were found to be Ea(NiNPs@CEM-I) =30.82 ± 2 kJ mol-1 and Ea(NiNPs@CEM-II) =24.34 ± 2 kJ mol-1; Activation enthalpies were calculated as ΔH#(NiNPs@CEM-I) =28.28 ± 2 kJ mol-1 and ΔH#(NiNPs@CEM-II) =21.79 ± 2 kJ mol-1 and standard activation entropies were calculated as ΔS#(NiNPs@CEM-I) =-134.95 + 5 J mol-1 K-1 and ΔS#(NiNPs@CEM-II) = -161.05 + 5 J mol-1 K-1, respectively. Furthermore, detailed kinetic studies were conducted on the heterogeneity, lifetime, reusability and isolability of NiNPs@CEM catalyzing the methanolysis of NaBH4. After kinetic studies, mechanical tests such as density, relative ultrasonic pulse velocity (UPV) and compressive strength tests were performed for NiNPs@CEM prepared in macro amounts and it was understood that NiNPs@CEM can also be used as building materials in various construction applications. NiNPs@CEM was found to be the most suitable material for both kinetic and mechanical studies. Therefore, in this thesis study, the prepared catalysts were used as building materials at the construction field after catalyzing the methanolysis of NaBH4. As a result, in this study, which consists of two consecutive stages, aims to gain new areas of use by loading transition metals into cement types.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5945</guid>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Bazı Analjezik ve Antibiyotik İlaçların Bakır Yüzeyinde Kendi Kendine Biriken Tek Tabakalı Filmlerinin Oluşturması ve Bakırın Korozyonuna İnhibisyon Etkilerinin İncelenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5940</link>
<description>Bazı Analjezik ve Antibiyotik İlaçların Bakır Yüzeyinde Kendi Kendine Biriken Tek Tabakalı Filmlerinin Oluşturması ve Bakırın Korozyonuna İnhibisyon Etkilerinin İncelenmesi
BOYLU, Selman
ÖZET:&#13;
Kullanılmayan veya son kullanma tarihi geçmiş ilaç atıkları, ciddi çevresel sorunlara ve ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Bu çalışma, farmasötik atıkların dönüşümüne yönelik etkili ve uygulanabilir bir yöntem önermektedir. Çalışmada, bakır (Cu) metal yüzeyinde kendi kendine biriken tek tabakalı (SAM) filmlerin üretiminde ilk kez ilaçlar kullanılmıştır. Parasetamol (PC) ve aspirin (AS) etkin maddeli iki anajezik ile ko-amoksiklav (KA) etkin maddeli antibiyotik ilaçlar SAM oluşumu için seçilen farmasötiklerdir.&#13;
SAM'lar, 298 K sıcaklıkta 24 saat boyunca etanol çözücü ortamında farklı ilaç derişimleri kullanılarak hazırlanmıştır. Ayrıca, her bir ilaç aynı korozif ortamda ve SAM üretiminde kullanılan derişimlerde korozyon inhibitörü olarak da test edilmiştir. Hem SAM filmler hem de sodyum klorür (NaCl) çözeltisinde inhibitörlerin bakır yüzeyinde oluşturduğu filmler; enerji dağılımlı X-ışını spektroskopisi (EDX), taramalı elektron mikroskobu (SEM), atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ve temas açısı ölçümleri ile karakterize edilmiştir. SAM filmlerinin ve inhibitörlerin korozyon koruma performansları, %3,5 NaCl çözeltisinde değerlendirilmiştir.&#13;
Sonuçlar, SAM ve inhibitör film özelliklerinin ilaçların derişimlerinden önemli ölçüde etkilendiğini ve tüm ilaçların hem SAM hem de inhibitör formlarında yüksek korozyon koruma etkinliği sağladığını göstermiştir. SAM filmler homojen ve kompakt yapıda olup bakır yüzeyinde mükemmel yapışma özelliği sergilemiştir. Bu çalışma, metal yüzeylerde SAM filmleri oluşturmak üzere farmasötik bileşiklerin kullanıldığı literatürdeki öncü çalışmalardan birisi olması nedeniyle önem taşımaktadır. Aynı zamanda, gelişmiş malzeme koruması ile ilaç geri dönüşümünü birleştiren çift işlevli bir yaklaşım sunmaktadır. Elde edilen bulgular, yeşil kimya ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayan çevre dostu, düşük maliyetli korozyon inhibitörlerine yönelik yenilikçi bir perspektif sunmaktadır.; ABSTRACT:&#13;
Unused or expired pharmaceutical waste poses significant environmental risks and economic losses. This study presents a practical and potentially effective approach for pharmaceutical recycling. For the first time, drugs were utilized to fabricate self-assembled monolayers (SAMs) on copper (Cu) metal surfaces. Analgesics containing paracetamol (PC) and aspirin (AS) as active ingredients, along with the antibiotic co-amoxiclav (KA), were selected as model pharmaceuticals for SAM fabrication.&#13;
The SAMs were prepared in ethanol solvent at 298 K for 24 hours using various drug concentrations. Additionally, each pharmaceutical was tested as a corrosion inhibitor at the same concentrations used for SAM preparation in identical corrosive environments. Both the SAM films and inhibitor films formed on copper surfaces in sodium chloride (NaCl) solution were characterized using energy-dispersive X-ray spectroscopy (EDX), scanning electron microscopy (SEM), atomic force microscopy (AFM), and contact angle measurements. The corrosion protection performance of the prepared SAM films and inhibitors was evaluated in 3.5% NaCl solution.&#13;
Results demonstrated that both SAM and inhibitor film properties were strongly dependent on drug concentration, with all pharmaceuticals exhibiting high corrosion inhibition efficiencies in both SAM and inhibitor forms. The SAM films displayed homogeneous, compact structures with excellent adhesion to copper surfaces. This study represents the first reported strategy employing pharmaceutical compounds to create SAM films on metal surfaces, offering a dual-functional approach that combines advanced material protection with drug recycling. The findings provide new insights into environmentally friendly, cost-effective corrosion inhibitors that contribute to green chemistry and circular economy principles.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/5940</guid>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
