<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1357">
<title>Fen Bilimleri Enstitüsü</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/1357</link>
<description>Institute of Sciences</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6479"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6475"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6474"/>
<rdf:li rdf:resource="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6473"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-11-02T09:37:45Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6479">
<title>Sol-Gel Yöntemi Kullanılarak Metal/NİPc/İnorganik Yarıiletken Yapıların Oluşturulması ve Elektriksel Parametrelerinin Belirlenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6479</link>
<description>Sol-Gel Yöntemi Kullanılarak Metal/NİPc/İnorganik Yarıiletken Yapıların Oluşturulması ve Elektriksel Parametrelerinin Belirlenmesi
EFE, Umran
ÖZET:&#13;
Bu çalışmada p-tipi Silisyum kristali üzerine damlatma yöntemi kullanılarak nikel fitalosiyanin (NiPc) kaplandı. NiPc ince film üzerine termal buharlaştırma sistemi kullanılarak vakum altında saf alüminyum buharlaştırıldı ve Al/NiPc/p-Si diyotu üretildi. Al/NiPc/p-Si yarıiletken diyotun ışıksız ve ışıklı ortamda akım-voltaj (I-V) karakteristiği ölçüldü. I-V grafiği yardımıyla bu yapının doğrultucu özelliğe sahip olduğu gözlendi. Işıklı ortamdaki ölçümler 300 Watt ışık altında gerçekleştirildi ve bu ölçümler sonucunda diyotun fotodiyot özellik gösterdiği görüldü. Farklı frekanslarda kapasite-gerilim (C-V) ve kondüktans-gerilim (G-V) ölçümleri alındı. C-V ölçümleri kullanılarak bulunan C-2-V grafiklerinin eğimlerinden diyotun difüzyon potansiyeli, engel yüksekliği ve taşıyıcı konsantrasyonu değerleri hesaplandı. Ayrıca Cheung ve Norde fonksiyonları kullanılarak Al/NiPc/p-Si Schottky kontağın diyot parametreleri hesaplandı. Ayrıca kapasite-frekans (C-f) ve kondüktans-frekans (G-f) ölçümleri 0,40V-1,60V aralığında ΔV= 0,05 V adımla alındı.; ABSTRACT:&#13;
In this study, nickel phthalocyanine (NiPc) material has been coated onto p-type silicon by using drop cast method. Al metal was grown on the NiPc thin film by thermal evaporator system under vacuum condition and then Al/NiPc/p-Si diode was fabricated. It was performed current–voltage (I-V) measurements of Al/NiPc/p-Si semiconductor diode under dark and light illumination conditions at room temperature. It has been seen that this structure exhibits rectifying behavior from I-V plot. The I-V measurement for the illumination effect has been performed by 300 watt light. It has been seen that the diode has photodiode mode. Capacitance-voltage (C-V) and conductance-voltage (G-V) measurements were performed as a function of frequency. The values of diffusion potential, barrier height and acceptor carrier density were calculated from the slope of C-2-V plot obtained by using C-V measurements. Also the diode parameters of Al/NiPc/p-Si Schottky contact were extracted by using Cheung and Norde functions. Furthermore, the measurements of capacitance-frequency (C-f) and conductance-frequency (G-f) were performed in the range of 0.40V-1.60V with a step of ΔV= 0.05 V.
</description>
<dc:date>2016-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6475">
<title>Lice (Diyarbakır) Yöresinde Doğal Yetişen Badem (P. Amygdalus) Tiplerinin Seleksiyonu</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6475</link>
<description>Lice (Diyarbakır) Yöresinde Doğal Yetişen Badem (P. Amygdalus) Tiplerinin Seleksiyonu
KAYA, Sami
ÖZET:&#13;
Badem, çok yönlü kullanım alanları ile ekonomik değeri yüksek bir bitkidir. Türkiye’nin ekolojik koşulları, badem tarımı için oldukça elverişli olmasına rağmen, standart çeşitlerin yetersizliği ve üretimin büyük ölçüde tohumdan yetişmiş ağaçlarla yapılması, ülke genelinde badem üretiminin istenilen düzeye ulaşmasını engellemektedir. Badem seleksiyonu, yerel gen kaynaklarının değerlendirilmesine, verimli ve kaliteli çeşitlerin geliştirilmesine olanak sağlayan kritik bir yöntemdir. Türkiye’de yürütülen seleksiyon çalışmaları, özellikle doğal popülasyonlardaki çeşitlerin morfolojik ve agronomik özelliklerinin ortaya konması açısından önemlidir. &#13;
Çalışmanın birinci yılında mevcut popülasyon içerisinde UPOV (Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği) kriterleri göz önünde bulundurularak 110 badem tipi belirlenmiştir. Bunlar içerisinde meyve iç ağırlığı 0,90 g’dan fazla olan 24 badem tipi ümitvar kabul edilmiştir. Çalışma kapsamında, seçilen 24 badem tipinin ortalama iç meyve ağırlığı en fazla olan 4,63 g ile (LC017) tipi, ortalama en düşük iç meyve ağırlığı 0,90 g ile (LC068) tipi olarak tespit edilmiştir. Seçilen badem tiplerinin ortalama kabuklu meyve ağırlığı en düşük 3,24 g ile (LC106) tipi ve ortalama en yüksek kabuklu meyve ağırlığı 8,71 g ile (LC094) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin ortalama en düşük kabuklu meyve boyu 29,60 mm ile (LC003) tipi ve en yüksek ortalama kabuklu meyve boyu 41,77 mm ile (LCO26) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin en düşük ortalama kabuklu meyve genişliği 17,1 mm ile (LC106) tipi ve en yüksek ortalama kabuklu meyve genişliği 25,78 mm ile (LC062) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin ortalama en düşük kabuklu meyve kalınlığı 11,92 mm ile (LC106) tipi ve ortalama en yüksek kabuklu meyve kalınlığı 18,17 mm ile (LCO94) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinin ortalama en düşük ortalama iç oranı (%10,68) ile (LC094) tipi ve ortalama en yüksek iç oranı (%76,78) ile (LC017) tipi olmuştur. Seçilen badem tiplerinde ilk çiçeklenme 25 Şubat-5 Mart tarihleri arasında gözlenmiştir. Tam çiçeklenme 29 Şubat-10 Mart tarihleri arasında gerçekleşmiştir. Çiçeklenme sonu 5-15 Mart tarihleri arasında tamamlanmıştır. Hasat tarihi ise 18Ağustos tarihinde gerçekleştirilmiştir. &#13;
Lice yöresinde yapılacak bu tür çalışmalar, bölgedeki badem yetiştiriciliğinin verimlilik ve kalite açısından iyileştirilmesine katkı sağlayacak, aynı zamanda yerel genetik kaynakların korunmasına ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına destek olacaktır.; ABSTRACT:&#13;
Almond is a plant with high economic value due to its versatile uses. Although Turkey's ecological conditions are quite favorable for almond cultivation, the inadequacy of standard varieties and the fact that production is largely carried out with trees grown from seed prevent almond production from reaching the desired level throughout the country. Almond selection is a critical method that allows for the evaluation of local genetic resources and the development of productive and high-quality varieties. Selection studies conducted in Turkey are particularly important in terms of revealing the morphological and agronomic characteristics of varieties in natural populations. &#13;
In the first year of the study, 110 almond types were determined within the existing population, taking into account the UPOV (International Union for the Protection of New Plant Varieties) criteria. Among these, 24 almond types with a kernel weight greater than 0.90 g were considered promising. Within the scope of the study, the type with the highest average kernel weight was (LC017) with 4.63 g, and the type with the lowest average kernel weight was (LC068) with 0.90 g. The lowest average shell weight among the selected almond types was 3.24 g for type (LC106), and the highest average shell weight was 8.71 g for type (LC094). The lowest average shell length among the selected almond types was 29.60 mm for type (LC003), and the highest average shell length was 41.77 mm for type (LCO26). The lowest average shell width among the selected almond types was 17.1 mm for type (LC106), and the highest average shell width was 25.78 mm for type (LC062). The lowest average shell thickness among the selected almond types was 11.92 mm for type (LC106), and the highest average shell thickness was 18.17 mm for type (LCO94). The lowest average kernel percentage among the selected almond types was observed in type (LC094) (10.68%), while the highest average kernel percentage was observed in type (LC017) (76.78%). The first flowering in the selected almond types was observed between February 25th and March 5th. Full flowering occurred between February 29th and March 10th. Flowering ended between March 5th and 15th. The harvest took place on August 18th. &#13;
Such studies in the Lice region will contribute to improving the productivity and quality of almond cultivation in the area, while also supporting the conservation of local genetic resources and the dissemination of sustainable agricultural practices.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6474">
<title>Yüksek Hız Çeliklerinin Frezelenmesinde Farklı Nano Akışkanların Etkilerinin Deneysel Olarak İncelenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6474</link>
<description>Yüksek Hız Çeliklerinin Frezelenmesinde Farklı Nano Akışkanların Etkilerinin Deneysel Olarak İncelenmesi
ALICI, Mustafa
ÖZET:&#13;
Hava çelikleri, savunma, uzay-havacılık ve otomotiv sektörlerinde tercih edilen, yüksek sertlik gösteren bir çelik türüdür. Yüksek sertlik özelliği sayesinde kesici takım olarak da tercih edilmektedir. Talaşlı imalatta yüzey kalitesi ve takım aşınması sürekli üretim için oldukça önemlidir. Hava çeliklerinin mukavemetli bir yapıya sahip olmaları işlenebilirlik açısından önemli zorluklar oluşturmaktadır.&#13;
Kesici takımda meydana gelen aşınmalar ve iş parçasında oluşabilecek hasarlar hem maliyet hem de kaliteli üretim açısından olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Yüksek sertliklere sahip çeliklerin işleme performansını artırmak için kesme sıvıları kullanılmaktadır. Bu çalışmada, 1.2080 hava çeliğinin frezeleme işlemi ele alınmıştır. Frezeleme işlemi için iki farklı kesme hızı (45-65 m/dk), iki farklı ilerleme hızı (0,05-0,08 mm/dev) ve biri kuru ortam olmak üzere 5 farklı sıvı soğutma/yağlama (S/Y) ortamı minimum miktarda yağlama (MMY) sisteminde kullanılmıştır. S/Y için; saf MMY, ağırlıkça %0,1 GNP nanotoz katkılı MMY, %0,5 GNP nanotoz katkılı MMY, %0,1 Cu nanotoz katkılı MMY ve %0,5 Cu nanotoz katkılı MMY kullanılmıştır. Frezeleme sonuçları olarak kesici takım yanak yüzey aşınması, iş parçası yüzey pürüzlülüğü ve kesici takım-iş parçası arasındaki kesme sıcaklığı ölçülmüştür. Ayrıca sıvılara ait reolojik özellikler (viskozite ve pH) de incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda, farklı kesme parametrelerinin ve kesme sıvılarının işleme performansı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Frezeleme deneyleri için en ideal S/Y ortamı ağırlıkça %0,5 GNP nanotoz katkılı MMY sıvısı olmuştur. Kuru koşulda yapılan deneyler ile bu kesme sıvısı deneyleri kıyaslandığında, yüzey pürüzlülük değeri 65 m/dk kesme hızı ve 0,05 mm/dev ilerleme hızında %42,2 iyileşmiştir. Yanak aşınma değeri kıyaslandığında 45 m/dk kesme hızı ve 0,08 mm/dev ilerleme hızında %73,1 oranında iyileşme olmuştur. Kesme sıcaklık değeri kıyaslandığından 45 m/dk ve 0,05 mm/dev ilerleme hızında %75,7 oranında sıcaklık düşmüştür. Sonuçlar GNP nanotoz katkılı sıvıların hava çeliklerinin frezelenmesinde kullanılmasıyla önemli avantajlar elde edildiğini göstermiştir.; ABSTRACT:&#13;
Aerospace steels are a type of steel with high hardness, preferred in the defence, aerospace, and automotive industries. Due to their high hardness, they are also preferred as cutting tools. In machining, surface quality and tool wear are crucial for continuous production. The high strength of aerospace steels presents significant machinability challenges. Wear on the cutting tool and potential damage to the workpiece can lead to negative consequences for both cost and production quality. Cutting fluids are used to improve the machining performance of high-hardness steels.&#13;
This study considers the milling process of 1.2080 aerospace steel. For the milling process, two different cutting speeds (45-65 m/min), two different feed rates (0.05-0.08 mm/rev), and five different liquid cooling/lubrication (C/L) environments, one of which was dry, were used in a minimum quantity lubrication (MQL) system. For C/L, Pure MMY, MMY with 0.1% by weight GNP nanopowder additive, MMY with 0.5% GNP nanopowder additive, MMY with 0.1% Cu nanopowder additive, and MMY with 0.5% Cu nanopowder additive were used. Milling results included measurement of tool flank wear, workpiece surface roughness, and cutting temperature between the tool and workpiece. Rheological properties (viscosity and pH) of the fluids were also investigated. The effects of different cutting parameters and cutting fluids on machining performance were evaluated. The most ideal dry/dry medium for milling experiments was MQL fluid with a 0.5% (by weight) GNP nanopowder additive. Compared with the dry conditions, surface roughness improved by 42.2% at a cutting speed of 65 m/min and a feed rate of 0.05 mm/rev. When comparing flank wear values, a 73.1% improvement was observed at a cutting speed of 45 m/min and a feed rate of 0.08 mm/rev. When comparing cutting temperature values, a 75.7% temperature reduction was observed at 45 m/min and a feed rate of 0.05. The results demonstrate that significant advantages are obtained by using GNP nanopowder-added fluids in the milling of air steels
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6473">
<title>Kiraz Eriği (Prunus Cerasifera) Çekirdeğinden Manyetik  Biyokömür Üretimi ve Katyonik Boya  Adsorpsiyonun İncelenmesi</title>
<link>https://acikerisim.bingol.edu.tr/handle/20.500.12898/6473</link>
<description>Kiraz Eriği (Prunus Cerasifera) Çekirdeğinden Manyetik  Biyokömür Üretimi ve Katyonik Boya  Adsorpsiyonun İncelenmesi
BEGİÇ, Ceylan
ÖZET:&#13;
Atık boyaların sulara karışması ekosistem dengesinin bozulmasına, içme suyu kaynaklarının kirlenmesine ve biyolojik çeşitliliğe zarar vermektedir. Atık sularda bulunan boyaları uzaklaştırmak için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. En etkili yöntemlerden biride adsorpsiyondur. Karbon içerikli maddeler gözenek yapısı, yüksek verimlilik ve emicilik özelliğinden dolayı son yıllarda en çok kullanılan adsorbanlardan biridir.&#13;
Yapılan bu tez çalışmasında biyoatık olan kiraz eriği çekirdeği (pluhus cerasifera) kullanılarak biyokömür sentezlenmiş ve Fe3O4 emdirilerekte manyetik özellik katılmıştır. Elde edilen adsorbanların yapısı ve morfolojik özellikleri FT-IR, titreşimli manyotemetri (VSM), BET, XRD ve RAMAN spektroskopisi kullanılarak incelenmiştir. Biyokütleden elde edilen biyokömür (BAC), manyetik biyokömüre ise MAC denilmiştir. Elde edilen BAC ve MAC adsorbanlarının yüzey alanları sırasıyla 700,4 m2/g ve 408,24 m2/g olarak bulunmuştur. Metillen mavisinin BAC ve MAC üzerine adsorpsiyonuna &#119901;�&#119867;�, sıcaklık, adsorpsiyon süresi ve başlangıç boyar maddesi etkisi incelenerek optimum şartlar belirlenmiştir. Adsorpsiyon dengesi her iki adsorban için yaklaşık 25 dakika bulunmuştur. Metilen mavisinin BAC ve MAC üzerinde adsorpsiyonu Langmuir ve Freundlich izoterm modellerine göre incelenmiş ve korelasyon değerine göre iki adsorban içinde Langmuir izoterminin daha uygun olduğu önerilmiştir. Metilen mavisinin BAC üzerine adsrospsiyonu yalancı ikinci dereceden kinetik modele uyarken, MAC üzerine adsorpsiyonu yalancı birinci derece kinetik modele uyduğu belirlenmiştir. Termodinamik verilerden metilen mavisinin BAC ve MAC üzerine adsorpsiyonun kendiliğinden meydana geldiği ve adsorpsiyonun endotermik olduğu belirlendi. Ayrıca adsorbanların tekrar geri kazanımları için desorpsiyon deneyleri yapılmış ve BAC için 7 döngüye kadar değişim görülmemiştir. Bu çalışmayla biyoatık olan kiraz eriğinin (pluhus cerasifera) geri dönüşümü sağlanmış ve alternatif bir ürün elde edilmiştir.; ABSTRACT:&#13;
Discharging waste dyes into water disrupts ecosystem balance, pollutes drinking water sources, and harms biodiversity. Various methods have been developed to remove dyes found in wastewater. One of the most effective methods is adsorption. One of the most effective methods is adsorption. Carbon-based materials are among the most widely used adsorbents in recent years due to their porous structure, high efficiency, and absorptive properties.&#13;
The structure and morphological properties of the resulting adsorbents were investigated using FT-IR, vibrational magnetometry (VSM), BET, XRD, and Raman spectroscopy. The biochar derived from biomass was named as BAC, while the magnetic biochar was named as MAC. The surface areas of the obtained BAC and MAC adsorbents were determined to be 700.4 m²/g and 408.24 m²/g, respectively. The adsorption of methylene blue onto BAC and MAC was studied by examining the effects of temperature, adsorption time and initial dye concentration to determine the optimal conditions. The adsorption equilibrium time for both adsorbents was found to be approximately 25 minutes. The adsorption of methylene blue onto BAC and MAC was analyzed using the Langmuir and Freundlich isotherm models, and based on the correlation coefficient, it was suggested that the Langmuir isotherm is more appropriate for both adsorbents. It was determined that the adsorption of methylene blue onto BAC followed a pseudo-second-order kinetic model, while its adsorption onto MAC followed a pseudo-first-order kinetic model. Thermodynamic data indicated that the adsorption of methylene blue onto both BAC and MAC occurred spontaneously and, was endothermic. In addition, desorption experiments were conducted to recover the adsorbents, and no changes were observed for BAC up to 7 cycles. This study facilitated the recycling of cherry pomace (Prunus cerasifera), a bio-waste, and resulted in the production of an alternative product.
</description>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
